Cezayir” Arapçada ada demektir. İsmini Akdeniz’deki küçük bir adadan almıştır

Fas, Cezayir ve Tunus’a Afrika kıtasının batısında yer almaları nedeniyle “mağrip=günbatısı” ülkeleri denir.

Kosta Rica, İspanyolcada “zengin kıyı” anl***** gelmektedir.

Guatemala, Aztek dilinde “ağaçlar ülkesi” anl***** gelmektedir.

Brezilyanın doğu kesimindeki kurak iç bölgelerde seyrek, bodur, kuraklığa dayanıklı ve dikenli yapılarıyla belirginleşen fundalıklara sahip bitki örtüsüne “caatinga=beyaz ormanlar” adı verilir.

Gittikçe düşen bir atmosfer basıncı, rüzgâr ve çoğu kez de yağmur geldiğine işarettir. Artış gösteren bir atmosfer basıncı ise güzel bir havanın geleceğine işarettir.

Dünyada ilk petrol kuyusu 1859’da ABD’nin Pensilviana eyaletindeki Titusville’de açılmıştır. Bu kuyuda bir günde 25 varil petrol ( 1 varil=185 litre ) elde ediliyordu.

Gözlük camı; kum, bor trioksit, potas, demir ve soda, pencere camı; kum, soda, kireç, magnezyum oksit, alüminyum oksit, şişe camı; kum, soda, kireç, alüminyum oksit, kristal cam; kum, kurşun oksit ve sodadan yapılır.


Amonyak, kok kömürü, katran, ilaçlar, boyalar, patlayıcı maddeler, parfümler, antiseptikler ve plastikler taşkömüründen elde edilir.

Kanguru isminin Avustralya’ya ilk ayak basan beyazların bu zıplayan hayvanı gördüklerinde yerlilere; nedir bu hayvan? diye sormaları ve yerlilerin “kangaroo = ne dediğini anlamıyorum!” cevabını vermelerinden geldiği sanılmaktadır.

Belçika ( Be ), Nederland = Hollanda ( Ne ), ve Lüksemburg ( Lüks ) gibi ülkelerin üçü “ Benelüks ülkeleri” olarak nitelendirilir.

Lös; Almanca “lose = gevşek” anlamındadır. Çok küçük mil tanelerinden meydana gelen soluk, sarı renkli toprak çöllerde ( 23° - 55° ) yaygın olarak görülür.

“Mangrov” tropikal kuşakta, güçlü gelgitlere açık koy, delta ve lagün gibi tatlı ve tuzlu suların birbirine karıştığı bataklıklarda görülen sık ormanlara verilen isimdir.

Fayansı ilk yapanlar Babillilerdir. Ortaçağda Araplar fayans yapma tekniğini Avrupa’ya taşımışlardır. Özellikle İtalya’da büyük ilgi gören fayans özellikle 1400’lü yıllarda en büyük üretim merkezi olan “Faenza”nın adıyla anılır olmuştur.

Blue jeanı 1873’te batıyı keşfe çıkan Oscar Lewis Strauss bulmuştur. Bu pantolonlar başlangıçta çadır bezi diye bilinen mavi ketenden hazırlanıyordu. Jean sözcüğü ( cin ) ilk kez 1967’de kullanılmıştır ve bu isim Cenova’dan gelmektedir. Çünkü bu pamuklu kumaş Cenova’da dokunmaktaydı.

Haşhaş ismi, Hasan Sabah’tan gelmektedir. Haşhaşin = haşhaşçılar mezhebinin kurucusu olan Hasan Sabah haşhaş sakızı, afyonun insan iradesini nasıl zayıflattığını görmüş ve mezhebine girenlere haşhaş vererek çeşitli cinayetler işlettirmiştir.

Karabiberin en çok üretildiği yerler; Hindistan, Malezya ve Endonezya’dır.

1847’de İngiliz Mercer, pamuk ipliğini bir sudkostik eriyiğinin içine batırarak yeni bir iplik elde etti ve bu yeni ipliğe “ merserize” adını verdi.

1822 yılında Fransız mineraloji uzmanı Pierre Berthier, Provanca bölgesinin “ baux” kentinde bir maden bularak buna “boksit” adını vermiştir. 1854’te Fransız kimyacı Saint- Claire Devill bu madeni klorürle indirgeyerek asıl alüminyumu elde etti.

Pamuk bitkisinin gelişip ürün vermesi için 200 gün, mısır bitkisinin gelişip ürün vermesi için ise 150 gün sıcaklığın O°C’nin üzerinde olması gerekir.

Bir bölgede günlük en yüksek sıcaklığın 30°C’nin üzerine çıktığı gün “tropik gün”, günlük en yüksek sıcaklığın 25°C’nin üzerine çıktığı gün “yaz günü”, günlük en düşük sıcaklığın 0°C’nin üstüne hiç çıkmadığı gün ise “ kış” günü olarak kabul edilir.

Çernezyom, Rus dilinde çern = kara renkli, ezyom = toprak sözcüklerinden gelmedir.Uzun boylu çayır bitki örtüsü altında oluşan koyu renkli toprak organik madde bakımından oldukça zengindir.

1998 yılına kadar Everest zirvesine çıkmaya çalışan 918 kişiden 146’sı ölmüştür.

Atmosfer sözcüğü Yunanca “atmos = nefes, sphere = küre” kelimelerinden gelmektedir.

Atmosferdeki havanın 1 cm²’lik yüzeye yaptığı basınç 760 mm.lik cıva sütunun ağırlığına eşit olup, 1033 gr.dır. Dolayısıyla tüm atmosferin ağırlığı 5,1 trilyon kilogramdır.

Güneşten yeryüzüne gelen enerjinin;
% 25’i bulutlar ve atmosferce geriye yansıtılır.
% 25’i dağılmaya ( difüzyona ) uğrar.
% 15’i atmosfer tarafından emilir.
% 8’i yerden geriye yansıtılır.
% 27’si ise yeryüzünü ısıtır.