1. “Uyandığımda daha hava karanlıktı. Yataktan kalktım. Kazağımı giyip balkona çıktım. Serin bir esinti yüzümü yaladı; ürperdim. Tan attı. Horozlar kesik kesik öttü. Ortalık ağardıkça kuş cıvıltıları çevreyi sardı. İnsanlar, yavaş yavaş sokağa dökülmeye başladı...”
Yukarıdaki parça için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Kimi sözcükler, mecaz anlamında kullanılmıştır.

B) Varlıklar hareket halinde verilmiştir.

C) Karşıt kavramlar farklı yönleriyle anlatılmıştır.

D) Anlatılanlar, belirli bir zaman dilimi içinde geçmektedir.

E) Ayrıntıların seçiminde duyulara yer verilmiştir.







2. Bir gün öğleden sonra, dükkanda, yeni bir kendir yumağından, sapan ipi uzunluğunda parçalar kesiyor, sonra da onlara düzgün birer denizci ilmeği atarak duvarda sıralanmış çivilere takıyordu. O sırada arkasında bir tıkırtı duyup döndü. Açık kapıda silueti beliren normalden küçük bir adam gördü. Konuşmaya başladı, sesi sert değil de az kullanılmaktan paslıydı.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

A) Öyküleyici bir anlatım kullanma

B) Görsel öğelerden yararlanma

C) Yorumlamalara yer verme

D) İşitsel öğelerden yararlanma

E) Tanımlamalara yer verme







3. Köşeyi döner dönmez ciğerinize bir iğde kokusu dolar. Uzun süre nereden geldiği belli olmaz. Derken iğde kokusunun netliği kaybolur. Hanımeli, ardından diğer kokuları duyar, zaman zaman bunları birbirine karıştırarak içinize çekebilirsiniz. Hâlâ görünürde bir şeyler yoktur. Bir an kulaklarınız, yüksekten hızla dökülen bir suyun sesini duyar; durur, dinlersiniz.

Bu parçada ayrıntıların seçiminde aşağıdaki duyuların hangisinden yararlanılmıştır?

A) Görme - koklama - dokunma

B) İşitme - koklama - görme

C) Dokunma - işitme - tatma

D) Görme - dokunma - tatma

E) Dokunma - koklama - işitme





4. Dün akşam yine yüce çınarın altında Meçhul Filozofla buluştuk. İnsanlığın ilk ayırt edici belirtisinin ne olduğunu sordum. Şu cevabı verdi: “Yeryüzünde insanlık, tebessümün ilk görünüşü ile başlamıştır. İnsanlardan önce, bu kara toprak üzerinde tebessümden eser görülmezdi. Tebessüm insana özgüdür. Hiçbir hayvan tebessüm etmez. insanla hayvanın ayırt edici bir özelliğidir, tebessüm.”

Parçada, aşağıdaki düşünceyi geliştirme yollarından özellikle hangisine başvurulmuştur?

A) Tanımlama B) Örnekleme

C) Tanık gösterme D) Karşılaştırma

E) Somutlama









5. Duygular hayatımızın alevidir. Onlar olmasa sanat olmayacaktı. Şair Shelly’nin uğruna kadınlar intihar etmeyecekti. Anna Karenina tren tekerlekleri altına kendini atmayacak, “Uğultulu Tepeler”deki eski çiftçi yamağı, sevdiği asil kadın ölünce aklını kaybedip onun hayalini görmeyecekti. Duygular olmasa ulusal kurtuluş savaşları ve devrimler olmayacaktı. Duygular, insanı insan yapan şeylerin başında gelmektedir. Duygular, bazen insanı tarhip etse de insanlığı tarhip etmemekte, aksine yüceltmektedir. Güzel bir çelenk yapmak için de ne yazık ki, çiçekleri koparmak gerekiyor.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi daha ağır basmaktadır?

A) Benzetme B) İlişki kurma

C) Örnekleme D) Betimleme

E) Tanımlama







6. Bugün de işime her zamanki gibi belediye otobüsüyle gidiyordum. Ben oturuyordum koltukta. Öndeki koltuk boşaldı. Gözüm o koltuktan tutunan genç bayana ilişti. O, gözü ile bir beye baktı, yaşlı bir beydi bu. Bey “Teşekkürler, ben hemen iniyorum.” dedi. Genç bayan bu sefer kalabalığı gözüyle taradı; bir yaşlı, derin bir nefes aldı. Israrla genç bayana baktım. Göz göze geldik, gülümsedim, ellerimi ses çıkarmadan birbirine çarptım. Avuçlarım öylece kaldı. O gülümsedi, başını eğip önemli değil, ya da çok doğal der gibi bir ifade verdi yüzüne... Otobüs durdu indi, başıyla beni selamlayarak.”

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisinden yararlanılmıştır?

A) Betimleme - açıklama

B) Tanımlama - betimleme

C) Öyküleme - betimleme

D) Tartışma - öyküleme

E) Karşılaştırma - açıklama





7. “Boğaziçi’nin Anadolu kıyısındaki tehna, bayır ve yarı loş köylerinin birinde hırçın bir akşamdı. Ayrıca yağmur yağıyordu. Fakat rüzgar öyle ıslak esiyor ve her tarafı öyle sırsıklam ediyordu ki, yokuşlardan devamlı seller akıyor ve oluklardan devamlı sular boşanıyordu. Bir haftadan beri sürüp giden bu kapanık ve yağışlı hava altında ahşap evler sünger gibi rutubeti çekmişler, şişip doymuşlardı; artık suları ememiyolar, dışarıya vuruyorlardı.”

Yukarıdaki betimlemede ayrıntıların seçiminde, aşağıdaki duyulardan hangisi ağır basmaktadır?

A) Görme B) Tatma C) Dokunma

D) İşitme E) Koklama







8. “Her şey güzeldi. Ormanda kuşların şakıyarak ötüşü, deredeki suyun güzel çağlayışı, dağlarda kavalın sesinin yankılanışı, ağaçların hafif bir esintiyle çıkardığı sesler, güneşin bütün gün sıcaklığıyla etkilediği binlerce yabancıl ottan gelen kekremsi kokular... Her şey, her şey onu mutlu ediyordu.”

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmamıştır?

A) Sıfatlardan yararlanma

B) Kişisel duyguları belirtme

C) Bitirilmemiş cümleler kullanma

D) Gözlemlere yer verme

E) Kişileştirme sanatına yer verme







9. “Ahmet Haşim’i Paris’te öğrenci bulunduğum sıralarda, 1928’de tanımıştım. İki ay kadar süren bu Paris günlerinde, hemen her akşam onu görüyordum. Ya birlikte dolaşıyor ya da Montparnasse’ın bir kahvesinde buluşuyorduk. Bir kere olsun şiirden veya sanattan söz açtığını hatırlamıyorum. Oysa yaştaşı Yahya Kemal yalnız şiirden, sanattan ve tarihten söz açar dururdu. Bu bakımdan bu iki şairimiz karşılıklı olarak Maupassant ile Flaubert’e benzerler. Birbirine bu kadar ters düşen Haşim’le Yahya Kemal’i birleştiren tek nokta, her ikisinin de midelerine son derece düşkün oluşları idi.”

Bu parçanın anlatımda aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

A) Tanımlamalara yer verme

B) Örneklendirmelerden yararlanma

C) Tanık gösterme

D) Karşılaştırmalar yapma

E) Kişileştirmeye başvurma





10. Su, insanoğlunun en temel gereksinimlerinden biridir. Su, temas ettiği hemen her şeyi az çok çözer. Bu nedenle, az çok çözünmüş olarak gazlar, organik ve inorganik maddeleri içerebileceği gibi, mikroorganizmaların da bulunabileceği iyi bir ortamdır. Oysa, içilebilecek bir suyun, renksiz, kokusuz, berrak ve mikroorganizma içermemesi gerekir. İçme suları yeterince temiz değilse, bu yolla insanlara geçebilen enfeksiyonların mikroplarını taşır ki bunların başında bulaşıcı bağırsak hastalıklarından olan tifo, kolera ve dizanteri gelir.

Bu parçanın anlatımında, aşağıdakilerden hangisi daha ağır basmaktadır?

A) Örnekleme B) Tanımlama

C) Öyküleme D) Benzetme

E) Açıklama







11. Usul usul yağan yağmur giderek hızlanıyordu. Çay bahçeleri bomboştu. Satıcıların hafta sonları kitap ve kasetlerini dizdikleri ıslak tezgahların önünden geçerken, denizin kabartmakta olduğunu gördü. Kuşlar çığlık çığlığa kaçıyorlardı. Gökyüzü yağmur bulutlarından oluşan kara bir çarşafla örtülüydü.

Bu parçanın anlatımında özellikle aşağıdakilerin hangisinden yararlanılmıştır?

A) Betimleme

B) Açıklama

C) Karşılaştırma

D) Tartışma

E) Örnek verme







12. Kış, Ada’nın her tarafına yerleşebilmek için rüzgârlarını, poyraz, yıldız, gündoğusu, batı karayel, karayel halinde seferber ettiği zaman, öteki yakada yaz, daha pılısını pırtısını toplamamış, bir kenara oldukça mahzun bir göçmen gibi oturmuştur. Gitmekle gitmemek arasında sallanır bir halde, elinde bir pasaport, çıkınında üç beş altın, bekleyen bu güzel yüzlü göçmen tazeyi benden başka bu Ada’da seven hemen hiç kimse yoktur diyebilirim.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

A) Tanımlamalara yer verme

B) Anlatılanları nedenleriyle belirtme

C) Kişileştirme ve benzetmeye başvurma

D) Örneklendirmelerden yararlanma

E) Karşıt düşüncelere yer verme





13. Gördüğüm fotoğraflara göre biraz şişman, biraz yorgun, biraz hatları kalınlaşmış bir bedenle karşılaşacağımı sanırken, kapıdan bir ışık dalgası halinde gelen bir kuvvet ve hayat kaynağı ile birden gözlerim kamaştı. Bebekleri en garip ve esrarlı madenlerden yapılma bir çift gözün mavi, sarı, yeşil ışıklarıyla aydınlattığı asabi bir çehre... Bütün zemberekleri çelikten ince, yumuşak, toplu, gerilmiş, taptaze bir canlılık... Altı yüzyıllık bir devri birden bire ihtiyarlatan adamın çehresi, eski ilahlarınki gibi, yıpranmış bir başın hiçbir izini taşımıyor.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmamıştır?

A) Sıfatlardan yararlanma

B) Kişisel duyguları belirtme

C) Gözlemlere yer verme

D) Olayları nedenleriyle belirtme

E) Ruhsal ve fiziksel özellikleri bir arada verme











14. (I) Üstlerindeki giysiler eskimiş, renkleri atmıştı; yeniyken nasıldı acaba bu giysiler, merak ediyordum. (II) Yarı çıplak boyacı çocuklar, boya sandıklarının başına çömelmiş, gözlerini önlerindeki kaldırıma dikmiş oturuyorlardı. (III) Yüzlerine konan sinekleri kovalamaya bile halleri kalmamıştı. (IV) Kahvenin içinde ise hava serindi; ama hiç hareket yoktu. (V) Yürüdüm bir sandalyeye doğru...

Numaralanmış cümlelerden hangisi birden çok duyu organı ile algılanabilen ayrıntılara yer verilmiştir?

A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.







15. Sırtında beyaz ceket, başında aşçı külahı bulunan bir adam, ağır bir tencere sürükleyerek güvertenin parmaklığına kadar koştu; parmaklığın üzerinden aştı, ilkin tencereyi fırlattı, arkasından da kendisi ırmağa atladı. Bir kadın, arkasından karanlık sulara baktı; elleriyle gözlerini kapayarak yere yığıldı.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

A) Öyküleme

B) Tartışma

C) Karşılaştırma

D) Örneklendirme

E) Açıklama









16. Gecekondu ailelerinde eğitim düzeyi düşüktür. Birinci sırayı % 46 ile ilkokul mezunları almaktadır. Gecekondu ailelerinde yüksek okul mezunu sadece % 1,8’dir. Diplomasız ortalaması % 32 iken, kadın nüfusta bu oran % 40’lara yükselmektedir. İkinci kuşakta yani çocuk ve gençlerde, birinci kuşağa kıyasla eğitim düzeyinde yükselme görülmektedir. Gecekondu ailesinde evlenme yaş ortalaması 20.6’dır. Genellikle kadınlar 18, erkekler 22 yaş civarında evlenmektedir.

Paragrafta aşağıdakilerden özellikle hangisine başvurulmuştur?

A) Öyküleme

B) Betimleme

C) Tartışma

D) Karşılaştırma

E) Açıklama



ANLATIM BİÇİMLERİ Cevap Anahtarı
1. C
2. E
3. B
4. D
5. C
6. C
7. A
8. E
9. D
10. E
11. A
12. C
13. D
14. D
15. A
16. E
17. E
18. E
19. E