-----------------------


SAYGI ;

Dilimizde bu kelime hürmet karşılığı kullanılmaktadır . Saygı bir kimsenin düşüncelerine , sözlerine ve davranışlarına , toplum içindeki itibarına ve inanılırlığına karşı duyulan bir hisdir.

Aslında tarif ve tanımlanması zor bir deyimdir . Sevgi , inanma , güvenme , ahlakına kefil olma , yapacaklarından ve yapmayacaklarından emin olma , hoşnud olma gibi çok sayıda duyumun bir tek sözcükte ifade edilmesidir .

Saygı bir kültürdür ve iki insan arasındaki “empathy “ yi işaret ettiği gibi bir aile içi yaşamını bir toplum yaşamını ve bir milletin yaşamını da çok önemli ölçülerde belirler . Saygı konuşma adabını , sosyal ve dini ritüelleri , sofra adabını , çalışma ve iş dünyasının kurallarını , giyim ve moda tarzlarını , cinsel yaşam rituellerini , kaybettiklerimizle olan ilişkilerimizi ve vecibelerimizi , vermiş olduğumuz ve bize verilmiş olan sözlerin bütününü düzenleyen çok anlamlı ve çok güçlü bir anahtar kelimedir . Saygı yaşamın ve insan olmanın gururudur .

25 yıllık Adli Tıp çalışmalarımda bu duyguyu en fazla hisseden ve özleyenlerin mahkumlar olduğunu gördüm .Bir şeyi kaybetmedikçe onun ne kadar önemli olduğunu anlayamazsınız . Bu sebeble sahip olduğunuz saygı değerlerini canınızdan fazla koruyun . Size saygının ne olduğunu en iyi şekilde anlatabileceğine inandığım bir Adli

Tıp hatıramı anlatmak istiyorum

Dosyasında üç katil olayı bulunan bir mahkumu muayene edeceğim . Görevliler 35 yaşlarında bir genç adamı çalışma odama getiriyor .Ayağa kalkıyorum ve mahkuma “ hoşgeldiniz , buyurun oturun “ diyorum. Mahkum çok şaşırıyor . Bu güne kadar hiç kimse ona hoş geldiniz, buyurun oturun dememiştir . Yüzüme şübheyle bakıyor . Tekrarlıyorum , “ buyurun oturun kahvenizi nasıl içersiniz ? “ Karşılıklı kahvelerimizi içiyoruz . Muayene bitiyor ve mahkum koğuşuna dönüyor . Aradan 15 yıldan fazla bir zaman geçmiştir . Çalışma odamdan içeriye bir adam girer . Doktor bey beni tanıdınmı ? Adama dikkatle bakıyorum .Tanıyamadım .

“ kahveyi hatırla ! “ Ben kahveyi hatırlamıştım . Sarılabilirmiyim ? . Birbirimize sıkıca sarıldık . İki insan , 15 yıl sonra bir saygının iadesi için bir araya gelmiştik . Bir fincan kahve ve bir tek kelime . O insanı Vandan istanbula getiren şey sadece saygıydı .O bir mahkum olabilirdi . Suçlu da olabilirdi . Ama o bir insandı . Ve saygıya layıktı . Sana bir kahve borcum var doktor . Bir kahvede oturup ikinci ve son kahvelerimizi de içiyoruz İkimizin de gözleri yaşlı ama ikimiz de çok mutluyuz . Çünkü biz iki insanız .
Günümüzde artık çok fazla kullanmadığımız ve saygı ile bağlantılı olduğuna inandığım birkaç kelimeyi burada anmak istiyorum Bunlar . Ar , İffet , haya , teeddüp , imtina , teessüf , hicab ve daha bir çok benzeri kalimeden birkaçıdır . Ama bizim toplumumuz bunları artık hemen hiç kullanmıyor . Belki de gerekmediğindendir ! .

Osmanlıca –Türkçe lugat saygı karşılığı hürmet kelimesini veriyor . Bence bu yeterli değil , saygı kanaatimce Ahlak kelimesi ile bütünü ile örtüşüyor . Saygı ahlakdır .
Saygı yaşamın hangi alanlarında hissedilmelidir . Saygının olmadığı bir yaşam alanı yok gibidir . Birer başlık halinde vermek gerekirse bu alanları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz .
*Otoritenin gerektirdiği durumlarda . Devlet otoritesinin korunmasında , aile içi otoritesinin yaşatılmasında , asker , jandarma , güvenlik güçleri otoritesinin tesis ve işlerliğinde , ebevyn –evlat arasındaki otoritenin işlemesinde , bütün eğitim ve öğretim kurumlarında , sportif kurumların çalışma düzenlerinde , işyerlerinde , sokakta ve aklınıza gelebilecek her yerde , toplum yaşamının vazgeçilmez bir şartı olarak otorite gereklidir ve otorite ile saygı arasında vazgeçilmez bir bağlantı vardır .


*Toplumun gelenek ve adetlerinde bir çözülmenin olması ve bu kurallara karşı saygının azalması insanlar arasındaki yakın iletişimi bozar ve toplum bireyleri birbirinden kopuk dağınık guruplar haline gelirler .

* Geleneksel sofra adabının bozulması , bireylerin beslenme düzenlerinin bozulması anl***** gelir . Herkes karnını istediği zaman istediği yerde ve istediği şekilde doyurur .Bu durum ailenin toplanma , beraber beslenme ve sohbet imkanını ortadan kaldırır . Aile içi sorunlarınm halledilmesi şansı ortadan kalkar ve aile bireyleri giderek birbirine yabancılaşır . O ev artık aile bireylerinin ortak yaşamının besleyiciliği görevinden kopmuştur . Ev ve beslenme arasındaki organik şartlı refleks kırılmıştır .Genç bireylerin aklına artık beslenme deyince evleri gelmez . Aile sofrasına saygı bozulmuştur .

*Yaşlılara karşı duyulan saygının azalması ve kaybı ; insan canlısı tek tek bireylerden oluşmuş raslantısal bir guruplaşma değildir . hepimiz bizden öncekiler ve bizden sonrakilerle biribirnin tamamlayıcısı olan bir zincirin halkalarıyız .Bizden öncekiler olmassa biz olmayacağımız gibi bizden sonrakiler de olmassa bizim varlığımız biter . Toplum içinde her yaş gurubunun kendi adet ve kurallarıyle yaşama hakkı vardır . Gençler yaşlılara rahat yaşama hakkı vermeli ve onları huy ve adetlerinde rahat ettirmelidirler

*Yaşlıların yaşam kurallarının ve gençlerin istediği değişikliklerin her iki taraftan da saygı ve hoşgörü ile karşılanması lazımdır . Bu durum karşılıklı saygının ve kuşaklar arasındaki bağların gevşememesi ve kırılmaması için gereklidir .

* Bayramların kudsiyetinin korunması ; Aile bireylerinin hısım ve akrabalarını yılın en az bir bayramında hatırlaması , araması ve gençlerin yaşlı akrabalarını ve kimselerini ziyaret etmesi en uygun olanıdır .Tatil yerlerinde bayram yapılmaz . Aksi halde toplum yaşamının bir anlamı ve lezzeti kalmaz . Bayramlar toplu saygının bir fadesidir .Milletler adet ve bayramlarıyle iyi ve kötü günlerin paylaşılmasıyle vardır .Hiç bir canlı kendi türünün ayrı ve bağımsız bir ferdi gibi davranarak varlığını sürdüremez .

*Karışmış kültürlerde kötü kültür iyi kültürü kovar ve kendi kültürünü koruyamayan kültürler asimile olurlar,kaybolurlar .İnsanlık tarihi bu şekilde yaşam sahnesinden silinmiş kültürlerle doludur .

*Alienation sosyal , Kişinin veya toplumun bir kesiminin kendi ana kültüründen kopması anl***** gelir . Ayni söz gençlerin atavik kültürden kopmaları anlamında da kullanlabilir Toplumun değişik yaş kesimleri arasındaki kültür kopukluğu ve saygının da kaybolması “kişinin kendisine yabancılaşması “olarak kabul edilir . Bu kimseler dallarından koparılmış bir bitki gibidirler . Bir daha hiç kendilerine gelemeyecek şekilde solar giderler . Bir şeye aşkla , hırsla ve istekle bağlanabilirsiniz , ama bu bağlantılar bizim emosyonlarımızla-heyecanlarımızla ilgilidir ve çok düşük enejili geçici bağlantılardır . Çok çabuk koparlar ve bozulurlar . Saygı ise devamlı bir bağlantıdır ve heyecanlarla değil düşüncelerle kurulmuştur . Düşünceler yaşam boyu korunurlar . . . .

*Gençlerin büyüklerinden yapacakları ve yapmak istemedikleri şeyler için izin istemeleri saygının ifadesidir ve büyük bir inceliktir . Bu pek çok gencimizin sandığı gibi bir hürriyet kaybı anl***** alınmamalıdır . Evli çiftlerin de bu kuralı aynen uygulamaları o evliliğin gücünü ve devamlılığını korur .

*Toplum yaşamında teritorialite kavramı , Aile yapısında günümüz kavramları ile klasik aile yaşamı kavramı arasında büyük ayrılıklar ve farklar oluşmuştur . Bizim ülkemiz ailesi henüz bu konuda istikrar yakalayamamış ve her iki yaşam biçiminin beraberce uygulandığı karışık bir düzeni benimsemiştir .
Aynı evde ana-baba ve evlat gelin veya kız evlat damat beraber yaşamaktadır . Bu yaşam biçiminde otorite , alan kapma prensibleri ve saygı dağılımı kargaşası yaşanmakta ve zoraki bir sukunetin varlığı açık bir şekilde gözlenmektedir .Günlük hekimlik uygulamalarımda bu en sık karşılaştığım bir durumdur ve hemen hemen çözülemez gibi görünmektedir .

Benim bu anlaşmazlık içinde birbirine adeta düşman kesilen bu insanlara önerilerim şunlardır .

a- Yetki sınırlaması kuralınıu uygulamak .Ailenin her ferdi kendisine bir yetki sınırı çizecektir .

b- Evin erkekleri o evin misafirleridir .Bence teferruata karışmasınlar ve evin idaresini evin gerçek sahipleri olan kadınlara bıraksınlar

c- Kadınlar kendilerine ait mutlak yaşam alanları olan yatak odalarının hakimi olsunlar ve bir digeri hiçbir şekilde bu odaya müdahele etmesin

d- Evin ortak yaşam alanlarında (oturma odası ,yemek odası , çocuklara ayrılmış odalar gibi )

yönetim yetkisi evin ilk sahibinin (büyük anne ve büyük baba) olsun .
e-Bir defa bu iş bölümü konuşulduktan sonra bir daha hiçbir zaman ağıza alınmasın ve taraflar birbirlerine saygı ile ve çok düzgün bir lisanla hitap etsinler .” Sen “sözü hiç kullanılmasın ve daima “ siz “ hitabı seçilsin.

f-Erkekler hiçbir zaman gelin kaynana arasında taraf olmasın ve ağızlarından “ sen suçlusun veya sen haklısın “ lafı çıkmasın . İlk fırsatta her iki ailenin kendi evinin olması için gayret gösterilsin .

Bu şartlara ne ölçüde saygı gösterilir ve korunursa aile içi yaşamı o derecede başarılı olur ve bireyler mutlu bir yaşam sürebilirler .

g-Yetişkinler gençlerden saygı beklerken hiçbir zaman abartıya kaçmamalı ve onların zaman ve emeklerini israf etmemeyi bilmelidirler . Bir tarafın almak istediği saygı diger taraf için bir eziyet haline gelmemelidir .

h-Saygılı her davranış ödüllendirilmelidir .En ufak bir saygın davranış için bile bir teşekkür gerekir . Eksik olma , sağol , teşekkür ederim , müteşekkirim , aferin , beni çok mutlu ettin , ne iyi ettin , sevindim ve benzeri sözcükler gösterişlen saygının kişide oluşturduğu hoşnudluğun en güzel ifadeleridir . Bu sözcükleri insanlardan esirgemeyin ve her fırsatta defalarca kullanın .

i- Bütün canlıların yaşam hakkına , beslenme hakkına ve üreme hakkına saygı gösterin

j-Çiçekleri sevmayi öğrenin ve evlerinizde mutlaka herkesin bir çiçeği , bir saksısı olsun .

k-Şartlarınız elverirse bir hayvan besleyin , onu sevin ve ona karşı saygılı olun .

l-Sokaklar , parklar , meydanlar ve evinizin dışındaki her yer de sizin yaşam alanlarınızdır . onları temiz tutun , koruyun ve saygılı olun , kesinlikle zarar vermeyin . Ata yadigarı çeşmelerimize sahip çıkın , musluklarını koparmasyın .

m- Birbirinize lakaplar takmayın , sadece isimleri ile hitap edin . Hiç kimse ile alay etmeyin ve bir eğlence aracı olarak insanları kullanmayın .Her insan değerlidir ve saygıya layıktır .

Ve şu sözümüzü de hiç unutmayın Saygı ahlakdır .


( Kaynak : Maltepe Üniversitesi Fen – Edebiyat Fakültesi Seminerleri .
Prof. Dr. Adnan Ziyalar )

__________________