Üye olmak zorunda değilsiniz,Linkler Açıldıl

Etiketlenen üyelerin listesi

4. Sayfa - Toplam 4 Sayfa var BirinciBirinci 1234
Gösterilen sonuçlar: 31 ile 37 ve 37
Luciano Berio Besteciler - Yabancı Besteciler İtalyan bestecisi, orkestra şefi ve müzikbilimcisi (Oneglia, 1925). İlk önemli yapıtı olan orkestra için Kilise Duaları 'y la (1954), bütünüyle dizisel tekniğe bağlı bir oratoryo koyan Luciano Berio, son*radan elektroakustik ve müziksel sesbilgisi alanlarında araştırmalara girişti; yaptığı çok sayıda besteyle çağdaş vokal müziğin öncülerinden
  1. #31
    Şuan
    Çevrimdışı
    3mN
    3mN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Süper Üye
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Yaş
    21
    Mesajlar
    766
    Bahsedilmiş
    0
    Takip edilen
    0

    Standart Cevap: Ünlü Yabancı Besteciler

    Luciano Berio
    Besteciler - Yabancı Besteciler
    İtalyan bestecisi, orkestra şefi ve müzikbilimcisi (Oneglia, 1925). İlk önemli yapıtı olan orkestra için Kilise Duaları 'y la (1954), bütünüyle dizisel tekniğe bağlı bir oratoryo koyan Luciano Berio, son*radan elektroakustik ve müziksel sesbilgisi alanlarında araştırmalara girişti; yaptığı çok sayıda besteyle çağdaş vokal müziğin öncülerinden biri haline geldi: Elektronik ses ile insan sesi arasındaki "sürekli geçiş" in saptandığı Joyce'a Saygı(1958); kadın sesi, arp ve iki vurmalı çalgı için Daireler (1960); soprano ve or*kestra için Yortular (1961); tek insan sesi için Sequenza III (1965); Cathy Berberian için Resital (1971); vb. Müziği bir tiyatro türü olarak gören bir anlayışı benimseyerek Dante'nin 700. doğum yıldönümün*de, 17 çalgf, 3 kadın sesi, 8 mim sa*natçısı, spiker ve magnetik bant için Laborintus 2'yi (1963-1965) bestele*di. Müzik çalışmalarının bu evresin*de, diziselci etkiden kurtulup ens*trümantal bir yazım tekniğine geç*tiği sırada bir barok üslup yarattı: Sequenza dizisi (tek flüt için, 1964; piyano için, 1966; vb.); 8 insan sesi (Swingle Singers topluluğu) ve bü*yük orkestra için Sinfonia (1968); 2 piyano, vibrafon ve marimba için Linea (1973-1974); vb. 1957'den 1962'ye kadar öncü İncontri musicali dergisini-yöneten, 1967-1971 ara*sında New York'ta beste dersleri vermiştir.

    Ludwig van Beethoven
    Besteciler - Yabancı Besteciler
    Almanya'ya yerleşmiş Flaman kö*kenli bir aileden olan Ludwig van Beethoven, çok küçük yaşta müziğe olan yatkınlığını gösterdi; ama yete*neğinden yararlanmak, Mozart gibi bir "harika çocuk" yaratmak iste*yen babasının tutumu yüzünden, ço*cukluğu sıkıntılar içinde geçti. 12 yaşında, orgcu Neefe gibi gerçek bir ustayla çalışma fırsatını elde etti ve onun yanında hem düşünce, hem de müzik bakımından çok iyi yetişti; öğ*retmeni, onu beste yapması için yüreklendirerek, ilk yapıtını yayım*ladı: Dressler'in Bir Marşı Üstüne Çeşitlemeler. Aynı yıllarda, çevre*sinde dostluk kurup bilgi alışverişi*ne giriştiği küçük bir topluluk oluştu. 1787'de Viyana'ya ilk yolcu*luğunu yapıp, Mozart'ın önünde çal*dı. Aynı yıl annesi ölünce, babası artık çalışamadığı için, iki küçük kardeşinin bakımını üstlenen Beethoven, Saray tiyatrosunun orkestra*sında çalışmaya, bir yandan da Gluck, Pai***llo, Cimarosa, Mozart, vb. ustaların yapıtlarını incelemeye girişti.

    1792'de yeniden Viyana'ya giderek oraya yerleşti ve Schrenck, Albrechtsberger, Salieri'nin yönetimin*de müzik bilgisini geliştirdi. Piyanoculuğuyla, doğaçtan çalma yetene*ğiyle büyük başarı kazandı. Ama söz konusu dönemin yaşamının en mutlu günleri olmasına karşın, duygusal düşkırıklıkları, gururlu ve tuhaf mi*zaçlı bir insan olması, çok geçmeden yalnız kalmasına yol açtı. İlk sağır*lık belirtileri de 1800 yılına doğru ortaya çıktı. Büyük bir bunalıma düştükten sonra kesinlikle sağır ol*masının (1814) bile bozamadığı bir huzura kavuşan sanatçı, başyapıt*larını bir dinginlik ve sevinç havası içinde besteledi. Öğrencileriyle dostlarından oluşan bir topluluğun maddi sıkıntılarını hafifletmeye ça*lışmasına karşın, büyük bir başarı*ya ulaşmış olduğu halde, son yılları aşağı yukarı yoksulluk içinde geçti; üstelik erkek kardeşi Kaspar ölün*ce, yeğeni Karl'ıl bakımını da üst*lenmesi mali durumunu oldukça sarstı; bütün bu sıkıntılara, Karl'ın 1826'da intihara kalkışmasıyla, duy*gusal bir sarsıntı da eklendi.

    BEETHOVEN'İN ÜÇ DÖNEMİ Beethoven'in yapıtları, birbirini iz*leyen ve yaşamımn üç evresine (ba*şarı; umutsuzluk; dinginlik) denk düşen üç döneme ayrılabilir.

    BİRİNCİ DÖNEM (yaklaşık 1792-1798). Başlıca özelliği bestecinin ya*ratıcılık alanındaki coşkusu olan, duyarlık ve düşgücünün incelikleri ile ustalığın kaynaştığı bu dönemde bestelediği yapıtların başlıcalan şunlardır: Piyano ve Orkestra İçin Konçertolar 'ının ilk ikisi (op. 15 ve 19); bir lied (Adelaıde); Yedili; op. 1 ve op. 11 Üçlüleri; op. 19 Dörtlüleri (6 tane); piyano ve keman için ilk beş Sonat; piyano için on iki Sonat; do majör 1. Senfoni. Patetik sonatsa (1798), bir sonraki dönemin haberci*sidir.

    İKİNCİ DÖNEM (yaklaşık 1798-1808). Sanatının çektiği acılarla yoğruldu*ğu bu dönemde, sanatçının coşkusu giderek artmış, buluş yeteneği çeşit*li esinlenmelerle beslenmiştir: 3. ve 5. Senfoniler; Keman ve Orkestra İçin re majör Konçerto; Piyano İçin IV. Konçerto; Coriolanus ve Egmont uvertürleri; üç "Rasumowsky" Dörtlüsü; Kreutzer Sonatı; Appas*sionato sonatı; vb.

    ÜÇÜNCÜ DÖNEM: 6. Senfoni'yle (Pastoral Senfoni) sanatçının umut*suzluğu hafifledi, yapıtlarına bir se*vinç havası egemen oldu [7. Senfoni) ve besteci dinsel bir coşkunluk içinde evrensel kardeşlik duygusuna kavuştu (9. Senfoni); re majör Missa Soiemnis ile (1823) sanatının doru*ğuna yükselerek, her türlü üslup kaygısından kurtuldu; besteleri sü*rekti biçimde yaşama yaklaşarak, yaşamın içinde kesintisiz ve kendine özgü yenilenme ilkesine ulaştı, öm*rünün son yıllarında yaptığı beste*ler, bütün XIX. yy. müziğindeki ge*lişmenin temelini oluşturdu (bu açı*dan son beş Dörtlü, Beethoven'in vasiyetnamesi sayılabilir).

    YAŞADIĞI DÖNEM VE SANATIBir XVIII. yy. insanı olan sanatçı, Rousseau'nun öğretisiyle yoğrul*muş, sağırlığı nedeniyle içine kapa*narak, buna bağlı olarak bireyi yüceltmiştir. Çevresindekilere karşı düşüncelerini savunma zorunda kal*mamış, tersine, inançları elverişli bir ortamda gelişme olanağı bulmuş olan Beethoven'in kişisel düşüncele*ri ile yaşadığı döneme özgü düşün*celer arasında kusursuz bir uyum vardır; pek çok acı, sıkıntı ve yok*sulluk çektiği halde iyimser ve uyarıcı bir müzikçi olması, ancak bununla açıklanabilir. Beethoven yapıcı bir müzikçidir. Bu konuda da, kişisel eğilimleri ve öz*lemleri, dönemin çeşitli koşullarına uygun düşer: Johann Sebastian Bach, müzik dilini geliştirmiş, oğlu Emmanuel ile Haydn da, sonatı ge*nişleterek yeni bir düzen vermişler*di. Beethoven de sonata kusursuz biçimini vermeyi başarmış, bir başka deyişle, Bach'm füg alanında yaptıklarını sonat alanında gerçek*leştirmiştir.Ayrıca, senfoni alanın*da, kendinden sonra yetişen beste*cilerin (Berlioz, Brahms, Mahler) bütün çabalarına karşın, hep en büyük olarak kalmıştır.

     

    Bu konu veya mesaj www.forumfokurtu.com sitesine aittir.



  2. #32
    Şuan
    Çevrimdışı
    3mN
    3mN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Süper Üye
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Yaş
    21
    Mesajlar
    766
    Bahsedilmiş
    0
    Takip edilen
    0

    Standart Cevap: Ünlü Yabancı Besteciler

    Maurice Ravel
    Besteciler - Yabancı Besteciler
    Küçük yaşta müzik yeteneği ortaya çı*kınca, önce Ghys'ten piyano dersi alan Maurice Ravel, on iki yaşında Charles Rene'yle armoni çalıştı; on dört yaşında konservatuvara girerek Anthiome ve Charles de Beriot'nun pi*yano, Pessard ve Gedalge'm yazım, Faure'nin beste (1897) derslerini izle*di. Bu arada bestecilik alanındaki öz*günlüğünün izlerini taşıyan iki piya*no için la Habaneramı besteledi (1895). 1901'de Roma müzik yarışma*sına katıldı ve Myrrha kantatıyla ikin*ci büyük ödülü kazandı. 1902'de ve 1903'te büyük ödülü almadı.


    VERİMLİ BİR DÖNEM


    Akademik yarışmalardan bıkan müzikçi kendini tümüyle yaratıcılığa ver*di. Bu üç yıllık verimli dönemde Ay*nalar, La Sonatine, Histoires naturelles, İspanyol Rapsodisi, İspanyol Sa*ati, Gecenin Gaspardı'ra besteledi. Diaghilev'in Rus baleleri, Ravel'e 1909'da koreografik süit olan Daphnis ile Chloe'yi ısmarladı; bu büyük oylumlu yapıta çarpıcı bir lirizm ege*mendir. Daphnis ile Chloe'nin tersine, piyano için yazdığı Soylu ve Duygusal Valsler Ravel'in sanatının sağlam ve yoğun yanlarını oluşturur. Birinci Dünya savaşına katıldıktan bir süre sonra zayıf bir bünyesi olduğu için ordudan ayrıldı. 1917'de, eski Fransız düşüncesine bağlanan Couperin 'in Mezarı adlı yapıtı besteledi. 1919'da kendisine ısmarlanmış olan Vals 'in yaşadığı sürece sahnede yo*rumlandığını göremedi; ama bu Viya*na valsinin başdöndürücü romantik anlatımı, yapıt konser olarak sunuldu*ğunda büyük bir başarıya ulaştı, da*ha sonra da çok sayıda koreografın, özellikle de Balanchine'in ilgisini çek*ti.


    1920'de Montfort-1 'Amaury'ye yer*leşti, ama bu arada Avrupa'da ve A.B.D'nde çeşitli yolculuklar yaptı. Yazar Colette'in kendisine önermiş olduğu L 'Enfant et les Sortileges 'in (Ço*cuk ve Büyücüler) librettosu, besteci*nin lirik tiyatroya yeniden ilgi göstermeşine yol açtı. 1925'te tamamlanan yapıtta, Ravel'in vokal ezgisiyle ince bir orkestralama ve en içten bir lirizm birbiriyle şaşırtıcı bir biçimde bağ*daşmıştır. 1926'da insan sesi, flüt, vi*yolonsel ve piyano için, Parny'nin me*tinleri üstüne Madagaskar Şarkıları' nı (Les Chansons madecasses), 1928'de dansçı Ida Rubinstein için bir orkestralama başyapıtı sayılan Bole*ro 'yu besteledi, bunları, Paul Morand'ın metinleri üstüne Don Quichotte â Dulcinee (1932), sol, ve çolak pi*yanocu Wittgenstein'ın isteği üstüne sol el için re piyano konçertoları (1931) izledi. 1933'te beyninde ortaya çıkan hastalık yüzünden konuşma ve hareket bozuklukları başgösterdi. Besteci 1937'de umutsuz bir ameliyat sonucunda öldü.


    Chabrier ve Erik Satie'nin etkisinde kalan Ravel, Saint-Saens'ın biçim be*ğenisinden ve akademicilik anlayışın*dan olduğu kadar, Faure'nin aşırı in*celiğinden ve Rus deneyimlerinden de etkilenmiştir.

    Yapıtlarında dans ve içten bir doku*naklılığı gizleyen komedi hep vardır. Şaşırtıcı bir berraklıkta olan ezgisel hayalgücü nerdeyse sınırsızdır; şaş*maz bir biçimde, en ateşli tını ve armomlerden yararlanır. Bu ince sanat, bu yaratıcı ciddilik, Ravelde hiçbir zaman teknikten uzaklaşmamıştır. Ra*vel'in çok az sayıda öğrencisi olmuş*tur, ama etkisi tartışılmaz.

    Modest Petroviç Musorgski
    Besteciler - Yabancı Besteciler
    Rus bestecisi (Karevo, Pskov ili,1839-Petersburg, 1881). Soylu bir toprak sahibi ailenin çocu*ğu olan Modest Petroviç Musorgski babasının isteği üstüne askerliğe yö*neldi; bu arada Herke ile piyano ça*lışmalarını sürdürüyordu. Teğmen ol*duğunda müziksever subaylarla dost*luk kurdu, onlar tarafından Dargomijski (1813-1869) ile tanıştırıldıktan sonra Beşler Grubu . müzikçileriyle karşılaşma fırsatını buldu. Bu sanat*çılar, Musorgski'yi ordudan ayrılma*ya ve müzik öğrenimini derinleştirme*ye zorladılar; sanatçı da onların söz*lerini dinleyerek isteklerini iki yılda gerçekleştirdi. 1861'de köleliğin kaldırılması üstüne gelir kaynakları ku*rudu; yaşamını sürdürebilmek için ça*lışmak zorunda kaldı, ama bu arada beste yapmayı da sürdürüyordu. Mes*lek yaşamının hiçbir bakımdan ilginç olmaması ve bestelerinin çok büyük başarıya ulaşamaması, giderek neşe*siz bir kişi olmasına ve yalnız kalma*sına yol açtı. Sağlığı da alkole düşkün*lüğü nedeniyle bozulmuştu, sık sık sa*ra nöbetleri geliyordu, sonunda askeri bir hastanede öldü.

    GELECEĞE DÖNÜK BİR MÜZİKÇİ
    Opera müziği bestecisi olarak Mu*sorgski her yapıtı için gerçek bir gös*teri hazırlıyordu. Operalarında Rus halkının sözcülüğünü yaptı (Boris Godunov'da koro-halk sürekli olarak kahramanın çevresindedir) ve böyle*ce ulusal bir operanın geliştirilmesi*ne katkıda bulundu. Benimsemiş oldu*ğu recitativo üslubu, orkestrayı kulla*nım biçimi, anlatımla sağladığı armo*ni konusundaki bilinçli gözü peklik, gerçeği arayışı, müziğindeki izlenimci hava temelde geleceğe dönük bir besteci olmasını sağladı.


    YAPITLARI

    Musorgski'nin operalarından çoğu ya*rım kalmıştır. Bunlar arasında Flaubert'in Salammbo'sundan esinlendiği Libyalı, Gogol'dan esinlendiği Düğün, Miada, Kovançşina, Soroçintsi Pana*yırı sayılabilir. Boris Godunov adlı operasını 1868'den 1872'ye kadar iki kez yazmış, ikinci yazım Rimski-Korsakov tarafından gözden geçirilip düzeltilmiştir. Çalgı müziği besteleri arasında da şunlar vardır: Orkestra için iki scherzo(Alla marcia notturna, 1861; Intermezzo in modo classico; Çıplak Dağda Bir Gece, 1867); piyano için Intermezzo ve Ravel tarafından orkestralaması yapılan Bir Sergiden Tablolar (1874). Bestelediği melodiler arasında da Çocuk Odası (1870-1872), Güneşsiz (1874), **üm Şarkıları ve Dansları (1875) sayılabilir. Musorgs*ki'nin ayrıca koro parçaları da vardır: Kral Saul; Oidipus.

     

    Bu konu veya mesaj www.forumfokurtu.com sitesine aittir.



  3. #33
    Şuan
    Çevrimdışı
    3mN
    3mN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Süper Üye
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Yaş
    21
    Mesajlar
    766
    Bahsedilmiş
    0
    Takip edilen
    0

    Standart Cevap: Ünlü Yabancı Besteciler

    Nevit Kodallı
    Besteciler - Yabancı Besteciler
    Türk bestecisi (Mersin, 1924). İlk- müzik derslerini ağabeyinden alan Nevit Kodallı, 1939'da Mersin Orta-okulu'nu bitirerek Ankara Devlet Konservatuvarı Kompozisyon Bölümü'ne girdi. Burada, Necil Kâzım Akses'in öğrencisi oldu, ayrıca, Ferhunde Er*kin ile piyano, Ernest Praetorius ve Ferit Alnar ile orkestra şefliği çalış*tı. Sınıf atlayarak, 1947'de Konvervatuvar'ın İleri Devre Kompozisyon ve Orkestra Şefliği Bölümlerini bitirdi. Aynı yıl Milli Eğitim Bakanlığı'nın sı*navını kazanarak Paris'e gitti. Ecole Normale de Musique'de Arthur Honegger ile kompozisyon, jean Fournet ile orkestra şefliği çalıştı. Özel olarak da Nadia Boulanger'nin öğrencisi ol*du.


    Piyano Parçaları (1945), Passacaglia ve Füg (1945), Liedlar (1946), Orkest*ra Süiti (1946), I. Yaylı Çalgılar Kuar*teti (1947), Senfoni (1947-1949) adlı ilk yapıtlarını Konservatuvar'daki öğren*cilik yıllarında gerçekleştiren Nevit Kodallı, Paris'teki ilk yıllarında yaylı çalgılar için Sinfonietta'yi (1949) besteledi (bu yapıt 1950'de Darmstadt'ti Hermann Scherchen yönetiminde seslendirildi).
    1950-1952 yılları arasında gene Paris'te aralıksız seslendirilmek üzere on üç bölüm içeren Atatürk Oratoryosu adlı önemli yapıtını yarattı (epik tiyatro niteliğinde olup, solo, koro ve orkestra için yazılmış olan ve sözleri Cahit Külebi'nin dizelerine dayanan bu yapıt ilk kez, Atatürk'ün naaşının Anıtkabir'e aktarıldığı gün seslendi*rildi].


    1953 sonlarında Fransa'daki eğitimi*ni tamamlayarak yurda dönen beste*ci Ankara Devlet Konservatuvarı'nda kontrapımto (kontrpuan),füg, çalgı -bilgisi ve biçimbilgisi öğretmenliğine atandı. 1954-1955 yıllarında Ankara Radyosu'nda "tonmeisterlik" görevin*de bulundu. Bu arada Van Gogh'un resim sanatından etkilenerek bestele*diği beş tabloluk Van Gogh operası (1954-1956] ilk kez 1957'de Ankara Devlet Operası'nda sahnelendi. 1955'te Ankara Devlet Opera ve Balesi'ne geçen besteci, bu kurum için*de orkestra şefliği, genel müzik direk*törlüğü ve bale yöneticiliği yaptı. Nevit Kodallı'ya 1981'de Türkiye Cumhuriye*ti Devlet Sanatçısı unvanı verilmiştir.

    BESTECİLİĞİ

    Nevit Kodallı'nın bestecilik çalışmala*rı üç türde ele alınabilir: Türk folklo*runun kişiliğini yansıtan, halk ezgile*rinin ritimlerinden kaynaklanan çalış*malar (Atatürk Oratoryosu, 1950-1952; Birinci Yaylı Çalgılar Kuarteti, 1947; vb.); halk türkülerinin renklerini taşıyan, ama çoksesli ola*rak doğan ve halkı çoksesliliğe alıştır*mayı amaçlayan yapıtlar (Telli Turna, 1969; Ebru, 1971; Güzelleme, 1974; vb.); bütün bunları özümseyip, kendi düzeyini ortaya koyan yapıtlar (İkin*ci Yaylı Çalgılar Kuarteti, 1967; vb.). Nevit Kodallı, müzik tarihindeki he*men bütün akımların getirdiği anlatım gücünden ve her dönemin teknik de*ğişikliklerinden yararlanmıştır. Bestecinin 1983'te tamamladığı Viyolonsel Konçertosu'dur. "Hızlı-Çok ağır-Hızlı" bölüm başlıklarını taşıyan bu yapıt, geleneksel müziğimizin so*yutlanmış, evrensel bir simgesini ta*şır.

    Eserleri

    Solo için: Piyano Parçaları (1945); Ostinato (çocuklar için piyano parçala*rı, 1946); Piyano Sonatı (Ferhunde Er*kin için, 1950); Poema (solo keman için, 1954).

    İkililer: Poemler (ses ve piyano için, 1946); Liedler (ses ve piyano için, 1946);Benzetmeler (Pastiches) [ses ve piyano için, 1949]; Garip Şarkılar Al*bümü (ses ve piyano için, 1958).Oda orkestrası için: Passacaglia ve Füg (yaylı çalgılar için, 1945); Birin*ci Kuartet (yaylı çalgılar için, 1947); Sinfonietta (yaylı çalgılar için, 1949); İkinci Kuartet (yaylı çalgılar için, 1966); Telli Turna (küçük orkestra sü*iti, 1969); Güzelleme (küçük orkestra süiti, 1969); Ebru (piyano ve yaylı çal*gılar için, 1971).

    Büyük orkestra için: Süit (1946); Senfoni (1947-1949).

    Opera-oratoryo-bale-kantat ve tiyal ro müzikleri: Atatürk Oratoryosu (solo, koro ve büyük orkestra için 1950-1952); Van Gogh Operas (1954-1956); Antigone (bale panto mim, 1958); Gılgameş (dört per**** dramatik opera, 1962-1964); Cumhuriyet Kantatı (solo, koro ve orkesta için, 1973); Hürrem Sultan (iki perde lik bale, 1975-1976); Sultanahmel Anıtkabir ses ve ışık müzikleri; tiyatro ve film müzikleri. Solo ve orkestra için: Benzetmeler (1949; şan ve orkestra için uyar lanmıştır); Viyolonsel Konçertosu (1982-1983).Eşliksiz koro için: Beş Halk Türküsi (karışık koro için, 1962).

    Nikolay Andreyeviç Rimski Korsakov
    Besteciler - Yabancı Besteciler
    Rus bestecisi (Tihvin, 1844-Liyubensk,1908).On iki yaşında Petersburg'daki Deniz Harp Okulu'na giren Nikolay Andreyeviç Rimski Korsakov, döneminin pek çok müzikçisi gibi önceleri müzikten apayrı bir alanda eğitildi; ama kü*çük çaplı da olsa piyanocu Canilla'yla müzik çalışmaları yapmayı ihmal et*miyordu. 1861'de Mili Balakirev'le (1837-1910) tanıştıktan sonra, onun müzik alanındaki görüşlerinden etkilendi ve böylece önünde yeni ufuklar açılmış oldu. Bununla birlikte, 1862'de okul gemisiyle üç yıllık bir dünya turuna çıktı. Ülkesine döndü*ğünde, subaylıktan istifa ederek müziğe yöneldi. Sırasıyla Üç Rus Teması Üstüne Çeşitlemeler (1866), Sadko (1867), Antar (1868) ve Korkunç İvan ı (1873) yazdı. Petersburg Konservatuvarı tarafından kendisine bir serbest beste sınıfı verildi. Kendi kendini ye*tiştirmesi sırasında doldurulmamış boşluklar olduğunu fark eden beste*ci, Çaykovski'yle bağlantı kurdu ve on*dan, mektuplaşma yoluyla, füg ve kontrapunto tekniğini öğrendi. Bun*dan sonra zengin Bielayev'in çevre*sinde toplanmış olan ve aralarında Liadov, Glazunov, Çerepnin. gibi genç kuşak müzikçilerinin bulunduğu top*lulukta Rus müzik okulunun önderi olarak ortaya çıktı. 1889 sergisi için Paris'e giden Rimski-Korsakov, Fransız müzikçileri*nin orkestra rengi açısından üst dü*zeyde, folklor ve Doğu etkilerinden esinlenen temalar bakımından zengin olan Rus sanatını öğrenmelerini sağ*ladı.


    Rimski-Korsakov her şeyden önce bir orkestra adamıdır. Orkestralama et*kileriyle, tınılarla oynamayı çok iyi bi*lir. Orkestra yapıtlarından, senfonik şiirlerinden (Antar, Sadko, Şehrazat) taşan o incelik ve zariflikte gene de belli bir soğukluk vardır. Rimski-Korsakov, kendisini belli bir kişilik içinde hayranlıkla seyreden tutkulu bestecilerden değildir, işlediği konu*yu, armoni ve orkestra renkleriyle süslemekle, ezginin tatlılığına kendi*ni kaptırmakla yetinir. Ayrıca viritiözlüğün de etkisine kapıldığı olur (ispanyol Kapriçyosu). Efsanelere her zaman için ilgi duyan Rimski-Korsakov, senfonik şiirlerinde ve hat*ta operalarında (Mayıs Gecesi, Kar*ların Kızı) bunlardan yararlanmıştır.


    Konularının gizemini korumada en iyi yöntemin müziğe tiyatro karıştırmak olduğunu anlamıştır. Rimski-Korsakov'un yazdığı on üç opera ilginç olduğu halde, teknik başarıları, sözge*limi bir Musorgski'nin Boris Gndunoy'uria egemen olan o çarpıcı parıl*tıdan yoksundur. Bununla birlikte Mozart ve Salieri 'den Altın Horoz 'a ka*dar olan yapıtlarında, olanak ve yapı açısından araştırma isteği göze çar*par.

    Müzikçi, kendi yapıtlarından başka Musorgski'nin Boris Godunov'vumn orkestralamasını gözden geçirdi, ge*ne aynı bestecinin Kovanşçina adlı ya*pıtının el yazmalarım biçimlendirdi; ayrıca Glazunov'la (1885-1936) birlik*te Borodin'in(1833-1887) Prens İgor' unu tamamladı. Kuramsal yapıtlar da yazdı: Praktiçeskiy Uçebnik Garmonii (Armoni Dersleri, 1884); Osnovıy Orkestrovski (Orkestralama İlkeleri, 1913). Bunun dışında bir de anılar derlemesi vardır; Letopis MoyeyMu-zıykalnoy Zizni (Müzik Yaşamımdan Anılar, 1876-1908). Rimski-Korsakov'un yapıtları, araştır-malarındaki bazı özellikler bakımın*dan Stravinski'nin, Ravel'in ve Paul Dukas'm sanatlarının habercisi sayı*lır.

     

    Bu konu veya mesaj www.forumfokurtu.com sitesine aittir.



  4. #34
    Şuan
    Çevrimdışı
    3mN
    3mN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Süper Üye
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Yaş
    21
    Mesajlar
    766
    Bahsedilmiş
    0
    Takip edilen
    0

    Standart Cevap: Ünlü Yabancı Besteciler

    Paul Dukas
    Besteciler - Yabancı Besteciler
    Fransız bestecisi (Paris, 1865-Paris, 1935).Paris Konservatuvarı'nda Dubois ve Guiraud'nun öğrencisi olan Paul Dukas, bir yandan sağlam bir edebiyat kültürü edinirken, 1888'de Roma yarışması ikinci ödülünü kazandı.

    İlk iki yapıtı olan Polyeucte (1892) uvertürünü ve Do Majör Senfoni'yi (1896) Franck'tan esinlenen estetik anlayışı içinde gerçekleştirdi; ama Goethe'nin bir baladı üstüne beste*lediği L'Apprenti sorcier (Sihirbaz Çırağı, 1897) adlı yapıtında, bu etki*den bütünüyle sıyrılarak, gerek or*kestralamadaki canlılıkla, gerek müziksel anlatımın ritmiyle yeni bir Fransız senfonik şiirinin bütün öğe*lerini sergiledi. 1912'de, Diaghilev için, La Peri (Peri Kızı) adh koreografik şiiri gerçekleştirdi. 1927'de Konservatuvar'da öğretmenliğe atandı ve o tarihten sonra kendini yalnızca öğretime, eleştiri yazıları yazmaya ve eski yapıtları (Scarlatti Rameau) yeniden gözden geçirmeye adadı.

    Dukas, yapı anlayışını piyano için bestelediği yapıtlarda (Rameau'nun bir teması üstüne Çeşitlemeler; Mi Bemol Minör Sonat) açıkça ortaya koymuş, XIX. yy'ın büyük ustaları*nın yapıtlarından yararlanmış ol*makla birlikte, Fransız romantik pi*yano müziğine kişisel katkıda bulun*mayı başarmıştır. Ayrıca Plainte au loin du faüne (Kır Tanrısına Uzak*tan Yakarış), Prelude elegi**ue sur le nom de Haydn (Haydn'ın Adı Üs*tüne îçli Prelüd) adlı besteleri ve Maeterlinck'in bir şiiri üstüne Ariane et Barbe-Bleue (Ariane ve Mavi Sakal, 1907) adlı bir operası vardır (orkestranın ve okunan uzun sözlü bölümlerin zenginliğiyle Pelleas 'la birlikte Fransa'da dönemin en önemli bestesini oluşturduğu halde, bu yapıt, sahneye uymayan konu*sundan ötürü pek beğenilmemiştir)

    Piyotr İlyiç Çaykovski
    Besteciler - Yabancı Besteciler
    İlk müzik bilgilerini annesinden alan Piyotr İlyiç Çaykovski,müzik öğreni*mini, hukuk öğrenimine koşut olarak sürdürdü. Adalet Bakanlığı'nda ça*lışırken, beste konusundaki bilgile*rini Petersburg Konservatuvarı'nda tamamladı ve ilk yapıtlarını bestele*di: Rus Scherzo'su; bir uvertür; bir sonat. 1866'da Moskova Konserva*tuvarı'nda ders vermeye başladı. Zengin, müziğe ****cesine düşkün bir kadın olan Nadejda von Meck'le, daha çok birbirlerine yazdıkları sayılamayacak kadar çok mektuba dayanan derin, platonik bir aşk yaşadı. 1877'de konservatuvardaki öğrencilerinden A.İvanovna Milyukova'yla yaptığı evlilik, baştan sona bir başarısızlık oldu ve 1878' deki bir intihar girişimiyle noktalan*dı. O tarihten sonra Çaykovski sık sık Avrupa'da ve A.B.D'nde yolcu*luklara çıktı. Koleraya yakalanarak öldü.

    SANATI

    Eleştiriye uğradığı kadar övgüye de boğulmuş bir müzikçi olan Çaykovski'nin yapıtlarının temelinde lirizm yatar; çoğunlukla konuların güzel*liğiyle kendini belli eden bu lirizm, hastalığa varan bir duyarlığı yansı*tır, hattâ bazen yavanlığa varır. Bu anlamda Çaykovski, daha çok duy*gusal iç döküşü betimlemeye yöne*len, döneminin

    Rus bestecilerinden bir ölçüde uzaklaşır. Rus bestecilerinin, betimsel müziğin etkisiyle senfonik şiir ya da operaya yönelmelerine karşılık Çaykovski, temelde bir senfoni bestecisidir: Romeo ile juliet uvertürü; yedi sen*fonisi. Söz konusu yapıtlar, kader*ciliğe karşı bir savaşımın anlatımı*dır: **ümünden az önce oluşturduğu ve Patetik diye adlandırılan 7. Sen*fonisinde de aynı çaba görülür. Çaykovski'nin orkestralamasına bü*yük bir incelik egemendir; çalgılar için besteleri (piyano ve keman kon*çertoları) son derece kişiseldir. Oda müziği bestelerinin başlıcalan ara*sında iki dörtlü, üçlü ve yaylılar için Serenad sayılabilir. İnsan sesi için çeşitli melodileri, dinsel müzik par*çaları ve özellikle üçü birer başyapıt sayılan operaları (Gogol'un Noel Gecesi yapıtına dayanarak bestele*diği Demirci Vakula, 1874; Yevgeni Onyegin, 1878; Puşkin'in yapıtına dayanarak bestelediği Maça Kızı, 1889) bulunan sanatçının, bale müzikleri de son derece ünlüdür: Kuğu Gölü (1876); Uyuyan Güzel (1889); Fındıkkıran (1892). Çaykovski'nin yapıtları, 1917 Rus devriminden sonra S.S.C.B'nde bir süre için suçlanmış, ama zamanla hak ettiği yeri yeniden bulmuş, yü*züncü doğum yıldönümü olan 1940 yılında, yapıtlarının tamamı yayım*lanmıştır.

     

    Bu konu veya mesaj www.forumfokurtu.com sitesine aittir.



  5. #35
    Şuan
    Çevrimdışı
    3mN
    3mN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Süper Üye
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Yaş
    21
    Mesajlar
    766
    Bahsedilmiş
    0
    Takip edilen
    0

    Standart Cevap: Ünlü Yabancı Besteciler

    Richard Strauss
    Besteciler - Yabancı Besteciler
    Orta ve yüksek öğreniminin yanı sıra iyi bir müzik öğrenimi gören Richard Strauss, Tombo'yla piyano, Benno Walter'le keman, F.W. Meyer'le bes*te, füg ve kontrapunto, Hans von Bülow'la da orkestra yöneticiliği çalıştı.


    Hans von Bülow, Richard Strauss'un Meiningen Orkestrası yöneticiliğine atanmasını sağladı. Ardından beste*ci, Münih Operası'nın üçüncü orkes*tra şefi (1886), daha sonra da**imar Sarayı'nm kapella yöneticisi yardım*cısı oldu (1889).


    Gençlik yıllarındaki yapıtlarında (so*natlar, konçertolar, iki senfoni) Schumann ve Brahms'tan etkilenen Ri*chard Strauss, zamanla tiyatro sevgi*si ağır basan ve felsefi bir ideal pe*şinde olan bir müzikçi görünümü kazandı.Orkestra için yaptığı besteler şu yapıtlardan oluşur: Senfonik şiirler; programlı senfoniler (A us îtalien [İtal*ya'dan], 1887); senfonik şiir biçimin*deki ruhsal portreler (Don juan, 1889; Macbeth, 1890; Tod und Verklârung [**üm ve Değişim, 1890]; yergili Till Eulenspiegel, 1895; Also sprach Zarathustra [Zerdüşt Böyle Buyurdu, 1896]; viyolonselle Don Kişot 1898 özyaşamöyküsü nitelikli Ein Heldenleben [Bir Kahramanın Yaşamı, 1899]). Bestecinin ayrıca Eine Alpensymphonie (Alpler Senfonisi, 1915) adlı büyük boyutlu ve betimsel anlayışta gerçek*leştirilmiş bir yapıtı daha vardır. Ya*şamının bu ilk dönemiyle ilgili yapıt*ların arasından, ezgisel özgünlük armoni zenginliği ve olağanüstü bir orkestralama düzeyiyle kendini belli eden bir anlatım dilinin öğeleri belir*ginleşir.


    LİRİK YAPITLAR

    Richard Strauss'un müzik yaşamındaki ikinci dönemde, özellikle tiyatronun ağır bastığı görülür. Oscar Wilde'den esinlenerek hazırladığı Salome (1905), sahne için gerçekleştirdiği büyük bir yapıtlar dizisinin bir bölümünü oluş*turur; bunu Elektra'nın (1908) izledi*ği görülür. Ama bestecinin temelde barok olan tiyatro merakı, XVIII. yy. düşüncesine dönmesine yol açtı ve besteci kendine özgü bir anlatım dilini ve Wagner'in recitativo arioso'sundan esinlenerek kişisel bir "okuma" yöntemini benimsedi. Bu müzik kay*naşmasından bir yeni barok sanat doğdu: Der Rosenkavalier (Güllü Şö*valye, 1911); Ariane auf Naxos (Ariadne Naksos'ta, 1912). Bu yapıtları Dâphne (1938), Die Liebe der Danae (Danae'nin Aşkı, 1940) ve Capriccio (1942) izledi. Richard Strauss'un yapıtlarında daha başka eğilimler de gözlenir. Rossini'den esinlenerek oluş*turduğu Die Schureigsame Frau (Ses*siz Kadın, 1935) ve İntermezzo verismo'ya yaklaşan yapıtlardır. Bu geçmi*şe dönüşte Fransız düşüncesine uygun bir anlayışta gerçekleştirilmiş olan çalgı parçalarını, Lulli ve Couperin tarzındaki dans süitlerini de saymak gerekir.


    Richard Wagner
    Besteciler - Yabancı Besteciler
    Henüz altı aylıkken babasını yitiren Richard Wagner, annesi ile tiyatro oyuncusu ve ressam olan üvey baba*sı Ludwig Geyer tarafından yetiştiril*di. Öğrenimine de, ailesinin 1814'te yerleşmiş olduğu Dresden'de başladı; o da tıpkı Schumann gibi önce edebi*yata yöneldi; özellikle Sophokles, Shakespeare, Goethe ve Hoffmann'a ilgi duydu.

    RÎENZİ'DEN TANNHAUSER'E

    Müzikmerakı**ber'in Freischütz'ünü dinlerken ortaya çıktı. 1827'de Leipzig'e dönen Wagner, üniversiteye girdi ve aynı zamanda **inlig'le mü*zik yazımı çalıştı. 1832'de ilk senfoni*sini ve bitirmeden yok ettiği Düğünler librettosunu yazdı. 1828'de Würzburg'da koro şefi oldu, ardından Periler'i (Die Feen) besteledi; 1834'te Magdeburg'da orkestra yöneticisi olan Wagner, 1836'da tiyatro oyuncu*su Minna Planer'le evlendi. Bu mut*suz evlilik bestecinin göçebe ve yok*sul bir yaşam sürmesine yol açtı. 1838'de Riga'ya giden besteci burada Rienzi'nin taslağını oluşturdu, ama işini kaybettiği için 1839'da, borçları yüzünden hapse atılmamak için kent*ten ayrıldı. Bir süre Londra'da kaldık*tan sonra, Paris'e gitti. Meyerbeer' in salık vermesine karşm Wagner Rienzi'yi kimseye okutamadı. Müzik ça*lışmalarından sağladığı küçük gelir*lerle geçinen besteci, bu arada Uçan Hollandalı'yı (Der Fliegende Hollânder, 1841; bu yapıt Opera tarafından reddedilmiştir) besteledi, ilk yazınsal yapıtlarını kâğıda döktü ve Tannhâuser'e başladı.

    BÜYÜK YAPITLAR

    1842'de Dresden'de Rienzi'nin. yorum*lanmasını sağladı; yapıtı büyük ilgi gö*rünce, Saksonya sarayında kapella yöneticisi oldu; 1843'te Uçan Hollandalı tam bir başarı sağlayamadı, Tannhâuser (1845) de başarısızlığa uğradı.1843 -1849 yularında büyük yapıtları yavaş yavaş oluşmaya baş*ladı: Die Meistersinger von Nürnberg (Nürnbergli Usta Şarkıcılar), Der Ring des Nibelungen (Nibelungen'in Yüzü*ğü), Parsifal ve Lohengrin'm taslakla*rım hazırladı.İşte bu tarihlerde Hans von Bülow'la bağlantı kurdu ve Liszt gibi o da her zaman için Wagner'in sadık ve candan bir dostu olarak görüldü.1849'da Dresden'den ayrılıp on iki yıl boyunca sürgünde yaşamak zorunda kaldı. Önce Paris'e gitti, ardından da Zürih'e yerleşti. 1850'de Liszt saye*sinde Lohengrin'm partisyonu yorum*landı. 1851'de Öper und Dra*ma (Opera ve Tiyatro) gibi kuramsal yapıtını ve Tetraloji olarak da bilinen ve dört yapıttan oluşan Nibelungen' in Yüzüğü adlı yapıtındaki şiirleri bitirdi.Aynı tarihlerde M. **sendonk'a tut*kuyla bağlandı ve İtalya'ya yaptığı iki yolculuk (1852-1853) da parasal açı*dan onun tarafından karşılandı; Das Rheingold (Ren Altını) 1854'te, Die Walküre 1856'da tamamlandı. Wagner, dramatik yapıtında anlatım olanaklarının bir bireşimini yapmayı denemiş ve sonunda eksiksiz sanat ya*pıtına ulaşmıştır; bu yapıtta şiir, mü*zik ve sahneleme iç içedir. Bu açıdan yaşadığı dönemin tiyatro anlayışına kesinlikle karşı çıkar; recitativo-arya kesitlemesini yadsır ve bu keyfi bö*lümlemenin yerine lirik bir "deklamasyon" koyar. Ezgisel temalar "li*rik deklamasyon"un hizmetine gire*rek anlatıma katılır. Belirleyici temaların sistemli kullanı*mı ya da "leitmotiv" burada simgele*ri, kişileri, durumları ya da konumla*rı somutlaştırmak amacıyla işin içine karışır. Armoni düzleminde Wagner' in kromatizmden geniş çaplı yararlan*dığı görülür. Kromatizm, romantik dö*nemde müzik yazımının geçirdiği bü*yük evrimin sonucudur ve yeni bir an*latım biçimine yol açacaktır; bu yeni anlatımdaysa kromatizm, tonal yapı*larından arındırılmış olarak, Schönberg okulu tarafından kullanılmıştır. Wagner müziğinin en belirgin özelli*ği tunlardaki zenginlik, orkestra "paletindeki renklerin canlılığı"dır. Burada senfonik bölüm dramın hizmetinde*dir; gerçek bir kişi gibi belirir, eyle*min açımlamasını yapar, duyguları açığa vurur, iç çatışmaları yorumlar. Orkestra güçlüdür.

    Y AYGIN MİTLER

    İlk yapıtı olan tarihsel opera Rienzi nin dışında, Wagner'in işlediği tema*lar belli bir gelişme izler ve bu geliş*me bestecinin felsefi evrimini yansı*tır. İşlediği konular insan ruhunu iç*ten etkilemek amacıyla popüler mit*lerden esinlenilerek oluşturulmuştur. Aşkla yeniden canlanma teması, Tannhâuser, ardından da Lohengrin' de geliştirilmiştir; mistik erotizm ve her şeyden el etek çekme konusunu M. **sendonk'la karşılaştığı sırada bestelediği Tristan'da ortaya koymuş*tur. Mistisizm Parsifal'de yeniden ele alınmış ve yüceltilmiştir;refraTetraloji' deyse siyasal öğeler, kötümserlik ve aşk bir aradadır. Wagner'in yapılarında*ki birlik, temelde esinlenmiş olduğu efsanevi ya da geleneksel kaynaklarda yatar; ayrıca müzikçinin, bir yapıttan öbürüne, hiçbir şey değiştirmeksizin bazı müzik cümlelerini ya da gelişmeleri aktarmasıyla da ilgilidir. Wagner'in yapıtı, övüldüğü kadar şiddet*le eleştirilmiştir de. Wagner'in, yaşa*dığı dönemdeki müzikçilerin üstünde despotça bir etki sağlamış olduğu her ne kadar doğruysa da, Cesar Franck, Saint-Saens, Debussy gibi bazı beste*ciler, bu baskıdan tümüyle kurtularak Fransa'da ve başka ülkelerde Wag*ner karşıtı bir tepkinin başlatıcıları ol*mak zorunda kalmışlardır.

     

    Bu konu veya mesaj www.forumfokurtu.com sitesine aittir.



  6. #36
    Şuan
    Çevrimdışı
    3mN
    3mN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Süper Üye
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Yaş
    21
    Mesajlar
    766
    Bahsedilmiş
    0
    Takip edilen
    0

    Standart Cevap: Ünlü Yabancı Besteciler

    Robert Schu*mann
    Besteciler - Yabancı Besteciler
    Bir kitapçının oğlu olan Robert Schu*mann klasik öğrenimle müzik öğreni*mini bir arada sürdürdü; aynı zaman*da edebiyatla da ilgileniyordu, hatta bir edebiyat kulübü ve bir gazete kur*muştu. Ayrıca virtüözlük de ilgisini çekiyordu; nitekim piyano ustası Moscheles'i dinledikten sonra hay*ranlık ve coşkusu daha da arttı. Schumann yalnızca müzikle ilgilenen dâhi müzikçi tipinde değildi; kısa sü*rede, yaşadığı dönemin edebiyat dün*yasına daldı, Byron, Goethe ve Schiler'e ilgi duydu, Jean-Paul ve Hoffmann'ın yaratmış oldukları garip ev*renin çekimine kapıldı. 1826'da, kızkardeşi Emilia'nın bir ****lik krizi so*nunda intihar etmesi, kısa bir süre sonra da babasının ölümü, besteciyi son derece sarstı. İçinde bulunduğu derin şaşkınlık durumuna uygun bir evreni Jean Paul de ve Schubert in liedlerinde buldu.


    Leipzig Üniversitesi'ne yazıldı, ama pek istekli değil*di. Genç piyano sanatçısı Clara Wieck'i de ilk olarak Leipzig'de dinledi. Henüz dokuz yaşında olan genç sanat*çı babasının çabalarıyla hayranlık verici bir tekniğe ulaşmıştı; bunu fark eden Schumann, sert ye katı bir öğre*tim uyguladığı halde, hemen Wieck' le çalışmaya karar verdi. Bir süre Heidelberg'de kaldıktan ve İtalya'ya küçük bir gezi yaptıktan son*ra Leipzig'e dönen Schumann, anne*sinden Wieck'in yönetiminde kendisini tümüyle müziğe verme iznini kopar*dı. Tiyatronun orkestra yöneticisi Dorn'la, daha sonra da tek başına çalışarak kendi kendisini yetiştirdi. 1832'de ihtiyatsızca bir hareket sonu*cu, sağ ortaparmağı felç oldu; bundan böyle çalgıcılık alanındaki projelerin*den vazgeçmek zorunda kaldı. Bunun üstüne beste çalışmalarına (Kelebek*ler, Toccata, Çeşitlemeler) ve eleşti*riye yöneldi; 1834'te Neue Zeitschrift fürMusik'i (Yeni Müzik Dergisi) kur*du. Bu arada Schumann ile Clara Wieck arasında büyük bir sevgi doğmuş*tu; 1836'da Clara'yla evlenmek iste*yen müzikçi, baba Wieck'in olumsuz yanıtıyla karşılaştı; bunun üstüne dört yıllık bir çatışma dönemi başladı; so*nunda 1840'ta Schumann Clarayla evlenebildi. Bu tarihe kadar yalnızca piyano için beste yapan müzikçi, bun*dan böyle Lied, senfonik müzik, oda müziği ve oratoryo alanlarına yönel*di. Clara müzik alanında Schumann için ideal bir eş oldu ve onun yapıtla*rını yorumladı; aile yaşamıyla (8 ço*cuk doğurdu) virtüözlük etkinliklerini bir arada sürdürdü, tek başına ya da kocasıyla birlikte (1844'te Rusya'ya) turnelere çıktı.


    Schumann, Mendelssohn'un aklını çelmesi üstüne, Leipzig Konservatuvarı'nda görev almayı kabul etti, ama bir yıl sonra Dresden'e gitmek üzere buradan ayrıldı, daha sonra da Düsseldorfa (1850) geçti. Burada mesle*ki açıdan büyük güçlüklerle karşılaş*tı, 1833'ten beri giderek sıklaşan si*nir krizleri, durumunu daha da güç*leştiriyordu. Ama her şeye karşın bes*te yapmayı sürdürdü; kendisine büyük hayranlık duyan Brahms da kemancı Joachim'le birlikte Schumannları ziya*rete geliyordu; ne var ki bir süre son*ra müzikçi resmi görevinden ayrılmak , zorunda kaldı. 1854'te yeniden iç sı*kıntıları ve huzursuzluk içinde kıvra*nan Schumann, bu kez kendini Ren ır*mağına atarak intihar etmeyi denedi. Ardından, Endenich'te bir akıl hasta*lıkları kliniğine kendi isteğiyle yatmak istedi. Bu olaylardan sonra iki yıl da*ha yaşayan Schumann, doğaçlamaya yöneldi, ama artık beste yapmıyordu; 9 Temmuz 1856'da da Clara'yı tanı*yamaz bir halde öldü. Schumann'ın hastalığı, kişiliğinin bü*tünlüğünü yitirerek, ikiye bölünmesiy*le kendini gösterdi. Müzikçi, bu bölün*meyi iki kişinin özellikleriyle tanımla*dı: Ona göre, benliğini konuşkan Florestan ile karamsar, sıkmtdı ve huzur*suz Eusebius oluşturuyordu. Bunlar sanatçının bestelerinin hemen her ye*rinde varlıklarını koruyorlardı ve da*ha çok piyanoyla ilgili olan ilk dönem yapıtlarında bile birbirleriyle birleş*miş durumdaydılar (Etüdler, Karna*val, Senfonik Etüdler, Fantezi, Davidsbündlerlerin Dansları, Çocuk Sahne*leri, Kreisleriana, Viyana Karnavalı, vb.)


    Bestecinin sanat yaşamında ev*lilikten sonra başlayan ikinci bir dönem Liedler'e ayrılmıştır; söz konusu yapıtlar iki çevrim halinde toplanmış*tır: Bir Kadının Aşkı ve Yaşamı (1840); Ozanın Aşkları (1840). Oda müziği alanında oluşturduğu üçlüler, yaylılar dörtlüleri ve piyanolu dörtlü*de (1842-1851) Eusebius ile Florestan'ın çatışması açıkça kendini belli eder. Schumann'ın, senfonik müzik alanında, öbür alanlardaki kadar ra*hatça çalıştığı söylenemez. Dört sen*fonisinin (1. Senfoni [İlkbahar], 1841; 3. Senfoni [Ren], 1850) orkestralama açısından kimi güçsüz yanları bulun*duğu söylenir. La Minör Piyano Kon*çertosu (1845), özellikle de Piyano Konçertoları (1850) ve Keman Kon*çertoları(1853) derin iç sıkıntıları dö*neminin senfonik yoldan anlatımı sa*yılır.

    Sergey Prokofyev
    Besteciler - Yabancı Besteciler
    On üç yaşına kadar ailesinin köydeki arazisinde yaşayan Sergey Prokofyev, müzik sanatını iyi bir piyanocu olan annesi Maria Prokofieva'dan öğren*di ve kısa sürede müzik, ilgilendiği tek şey haline geldi. İlk müzik parçasını beş yaşındayken oluşturan Prokofyev, sekiz yaşındayken Moskova'da Faust' un bir gösterimine katılmıştı. Sahne*lemenin genişliğinden, lirik tiyatronun gücünden etkilenerek bir opera yaz*dı. Dev olarak adlandırdığı bu yapıtın librettosunu, müziğini ve sahneleme*sini kendisi oluşturdu. İki yıl sonra, yapıtını yönetti ve yeni bir opera bes*telemeye koyuldu (Issız Adalar). Bu arada Gliere'in (1875-1956) öğrencisi oldu ve onun tarafından Glazunov'a (1865-1936) tanıştırıldı. Petersburg Konservatuvarı'na yazı*lan Prokofyev, burada Liadov, Rimski-Korsakov ve Vitol'ün öğrencisi oldu. Ustalarının pedagojik akademiciliğiyle pek bütünleşemeyen besteci, klasik öğretimin baskısına beceriksizce karşı çıkıyordu ve bu durumu tekniğini borçlu olduğu Yesipova ve orkestra*yı tanımasına yardımcı olan Çerephin'le yaptığı çalışmalar sayesinde dengeleyebiliyordu. Böylelikle yaşadı*ğı dönemin müzik ve sanat yaş***** dalan besteci, 1. Piyano Konçertosu, Toccata ya da Kumarbaz gibi son de*rece çeşitlilik gösteren yapıtlarda ya*vaş yavaş oluşan yeni bir dille kendini kabul ettirdi.


    Debussy, R. Strauss, Skryabin, Schönberg gibi bestecilerin yapıtlarını ince*leyerek bunlardan kısa bir süre için etkilendi.

    1917'den 1933'e kadar Avrupa'da yolculuk yapan Prokofyev, Diaghilev' le tanıştı ve onun için baleler beste*ledi; operanın yanı sıra bunlar da Pro*kofyev için bir araştırma alanı oluş*turuyordu. Çelik Adım (1925), Ateş Perisi (1922-1925) bu çalışmalarındandır. Bütün bu etkinliklere karşılık Prokofyev, Avrupa'ya pek alışama*mıştı; 1927'de S.S.C.B'ne yaptığı bir geziden sonra, 1933'te buraya kesin*likle yerleşmeye karar verdi. İşte bu tarihten sonra, önünde çok verimli bir yoğun çalışma dönemi açıldı ve bunun sonucunda müzikçi büyük boyutlu ya*pıtlar oluşturdu: Savaş ve Barış (1941-1942), Has Bir Adam (1947-1948) gibi operalar; Romeo ve Jülyet (1935), Taştan Çiçek (1949) gi*bi baleler; Aleksandr Nevski (1938), Barış Bekçisi (1950) gibi kantatlar. Sovyet döneminin başlıca özelliği, te*melde, açık seçiklikten, giderek artan yalınlıktan oluşmuş, ritimlerde ve kla*sik ama özgün biçimlere bağlılıkta kendini belli eden bir klasisizmdir. Gösteri biçimleri sayılan opera ve ba*leye düşkünlüğüne karşın Prokofyev, senfonik müzikten uzaklaşmadı. Bu anlayış içinde, besteci ilk yapıtlarını senfonik bir tarzda yeniden ele aldı. Ateş Perisi operası 3. Senfoni'ye, Müsrif Oğul 4. Senfoni'ye dönüştü. Daha başka yapıtlarını da süit biçi*minde ele aldı: İskit Süiti; Üç Porta*kalın Aşkı; Teğmen Kije (film müziği, 1934); Romeo ve jülyet. Son olarak, ilk ustalarının etkilerinin birçok yapıtının kökeninde yer aldığı görülür: Bunlar arasında çok sayıda piyano parçala*rı, dokuz sonat, piyano ve keman için sonatlar; piyano, keman, viyolonsel için konçertolar, iki telli çalgılar dört*lüsü, divertimentolar ve uvertürler vardır.

     

    Bu konu veya mesaj www.forumfokurtu.com sitesine aittir.



  7. #37
    Şuan
    Çevrimdışı
    3mN
    3mN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Süper Üye
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Yaş
    21
    Mesajlar
    766
    Bahsedilmiş
    0
    Takip edilen
    0

    Standart Cevap: Ünlü Yabancı Besteciler

    Sergey Rahmaninov
    Besteciler - Yabancı Besteciler
    Rus bestecisi. İlk müzik ve piyano derslerini anne*sinden alan Sergey Rahmaninov, Mos*kova Konservatuvarı'nda öğrenim gördü; genç yaşta virtüöz oldu, aynı zamanda da Çaykovski'nin etkisinde besteler yapmaya başladı. Moskova' da önce Mamontov Tiyatrosu'nun, da*ha sonra da Bolşoy Tiyatrosu'nun or*kestra yöneticiliğini üstlendi. 1917 Devrimi sırasında Paris'e giden müzikçi, bir süre İsviçre'de kaldıktansonra 1936'da A.B.D'ne yerleşti ve ya*şamının sonuna kadar orada kaldı. Yaşadığı dönemdeki müziğin evrimi*ne ilgisiz kalan Rahmaninov, lirizm dolu ve ezgisel buluşlar açısından ol*dukça zengin yapıtlar oluşturdu. Kendisini üne kavuşturan Prelüd'den (1891) sonra, piyano için çok sayıda parça besteledi (16 moments musicaux Chopin'in ve Corelli'ninbir tema*sı üstüne Çeşitlemeler; Rus Temaları Üstüne Rapsodiler; iki dizi Prelüd; vb).

    1892'de tek per****k bir opera (Aleko) yazan bestecinin ayrıca 4 piyano konçertosu (1891'den 1926'ya kadar), Paganini'nin Bir Teması Üstüne Rap*sodi (1934) adlı çalışması, orkestra için üç senfonisi (1895, 1907, 1936), senfonik şiirleri (Prens Rostislav, 1891; Kaya, 1893; **üler Adası, 1909; Senfonik Danslar, 1940), oda müziği, kantatları, vb. vardır. Ama besteci daha çok piyano müziği alanında ça*lıştı ve kendine özgü güç bir teknik oluşturdu. Çaykovski'nin izinden yü*rüyen Rahmaninov'un Rus geleneğin*den etkilendiği, ama aynı zamanda Fransız izlenimcilerin etkisinde de kaldığı görüldü. Duygulu müziği XIX. yy. Rus romantizminin simgesi haline gelmiştir.

    Yannis Xenakis
    Besteciler - Yabancı Besteciler
    Atina'da klasik müzik öğrenimi gören Yannis Xenakis, daha sonra 1947'de yerleştiği Paris'te Honegger, Milhaud, Messiaen'ın yanında oluşumunu ta*mamladı; bu çalışmalarını matematik ve mimarlık öğrenimine koşut olarak sürdüren Xenakis, Le Corbu***r'nin asistanı oldu ve onunla birlikte özel*likle Brüksel Uluslararası Sergisi'nde (1958) Philips pavyonunun hazırlan*masında çalıştı.


    SESLİ UZAMLAR


    Daha 1955'te dizisel yöntemin çöktü*ğüne inanan Xenakis'e göre bu yön*tem artık bunalıma girmişti; nedeni de, giderek artan karmaşıklığı, çizgisel yapısı ve on iki kromatik sesle sınırlanmasıydı. Bunun üstüne, geniş ses uzamlarına dayalı yeni bir anla*tım yolu düşündü; bu uzamlarda, çı*karılan her sesin zamandaşlığı doğal olarak bütünün içinde yer alıyor ve tek başına algılanması olanaksızlaşıyordu. Besteci, altmış bir çalgı için yazdığı ve ilk yapıtı olan Metastasis 'i (1954) işte bu anlayış içinde oluştur*muştur.


    Daha sonra, kuramının gide*rek, müziğe uygulanan, sözgelimi olasılıklar hesabı gibi matematik kurallarının çevresinde düzenlendiği gö*rüldü. Bu "toptan akustik olay" araştırması sırasında elli çalgılık or*kestra için Pithoprakta (1956), yirmi bir çalgı için Achorripsis (1956-1957), dinleyiciler arasına katılmış seksen sekiz müzikçiden oluşan orkestra için Terretektorh (1966), orkestra ve magnetik bant için bale olan Kraanerg (1969) gibi yapıtları oluşturdu. Xenakis, her ne kadar elektroakustik seslerden yararlanırsa da, seslerde büyük inceliklere ulaşabileceklerine inandığı geleneksel çalgıların kullanı*mını da yeniden gündeme getirdi. Böy*lece, yapıtın önceden tasarlanması için yaratıcı (ya da sanatçı) bilgisa*yardan yararlanır, ama yapıtın din*lenmesi sırasında salt bilimsel öğe ortadan kalkarak, şiirsel bir duyarlı*ğın anlatımına olanak verir; bu şiirsel duyarlık, diziselcilik sonrası raslantısal eğilimin dışında bir yayılma gösterir ve daha çok romantizmin bir biçimi olarak belirir.



    1960 yıllarının sonlarında Xenakis pek çok yapıt oluşturmuştu; bu beste*lerinde ses kaynaklarının dağıtılması sonucu elde edilen uzamsal boyut te*mel rolü oynar: Nomos gamma (1968); Persephassa (1969). Ayrıca, 1967'den başlayarak Montreal'de ilk politop'unu, müziksel anlatımla ışık hareketle*rini kaynaştıran yeni tür bir görsel-işitsel gösteriyi sunmuştu. 1970'ten 1980'e kadar bu "görmek için müzik", bestecinin uğraşlarının merkezinde yer aldı. Xenakis 1971'de, gece kesitleri de bulunan ve Persepolis kentinin harabelerinde sunduğu Persepolis adlı politop'unu oluşturdu. 1972-1973'te Paris'te Cluny Manasün Politopu büyük başarı sağladı (yedi aylık bir sürede 90 000 izleyici) ve Cluny II Polytope'unu oluşturmasına (1973-1974) ortam hazırladı; bu yapı*tında lazer ışınlarından, elektronik flaşlardan, 8 pistli teypten, bilgisayar*la hesaplanan dijital denetim bandın*dan, vb. yararlandı. Son olarak, Paris'te Georges-Pompidou Ulusal Sa*nat ve Kültür Merkezi'nin açılış töre*ni için çadır (ya da tente) altında bir Diatope sundu. Bu kilit yapıtların dı*şında Xenakis geleneksel çalgıların kullanımını gerektiren çok sayıda parça besteledi: Erikhthon (piyano ve or*kestra için, 1974); N'shima (kornolar, trombonlar, iki mezzosoprano ve bir viyolonsel için, 1975; Akustik-Müzik Araştırma ve İşbirliği Enstitüsü [I.R.C.A.M.] tarafından Boulez'nin Passage du siâcle [XX. yy'ın Ge*çişi] gösterileri çerçevesi içinde 1977'de programlandı); Theraps (1976); yalnız viyolonsel için Kottos (1977); vb. Besteci ayrıca 1971'de ku*ramsal bir yapıt olan Musigue. Architecture'ü (Müzik. Mimarlık) yayımladı. Ayrıca 1976'da savundu*ğu doktora tezi 1979'da Art/Scien*ces. Alliages (Sanat/Bilim. Karışımlar) adıyla çıktı.

     

    Bu konu veya mesaj www.forumfokurtu.com sitesine aittir.



Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
ForumFokurtu.CoM

Url List Google Sitemap

Sitemiz; hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. 5651 sayılı yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple sitemiz, "uyar ve kaldır" prensibini benimsemiştir. Yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri abuse[at]forumfokurtu[dot]com mail adresinden yada İletişim bölümünden bizlere ulaşabilirler.