Üye olmak zorunda değilsiniz,Linkler Açıldıl

Etiketlenen üyelerin listesi

Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 ve 1
Ankara yöresinde oynanan halk oyunları incelenirken halk kültürü ürünlerini doğuran, geliştiren tüm öğeler göz önünde bulundurulmuş, kültür oluşumunun canlı örneklerinden olan halk oyunlarının gelenek kaynağı elden geldiğince araştırılmıştır. Yöre oyunlarının büyük bir bölümünün türkü eşliğinde oynanıyor olması halk oyunlarının sınıflandırılmasında önemli bir etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Karşılaşılan diğer güçlüklerde göz
  1. #1

    • Forumdan Uzaklaştırıldı
    • Offline

    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Mesajlar
    8.538
    Bahsedilmiş
    0
    Takip edilen
    0

    Arrow Ankara yöresinde oynanan halk oyunları

    Ankara yöresinde oynanan halk oyunları incelenirken halk kültürü ürünlerini doğuran, geliştiren tüm öğeler göz önünde bulundurulmuş, kültür oluşumunun canlı örneklerinden olan halk oyunlarının gelenek kaynağı elden geldiğince araştırılmıştır.

    Yöre oyunlarının büyük bir bölümünün türkü eşliğinde oynanıyor olması halk oyunlarının sınıflandırılmasında önemli bir etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Karşılaşılan diğer güçlüklerde göz önüne alınarak, halk oyunlarının aşağıda belirtildiği biçimde sınıflandırılması araştırma grubumuz tarafından uygun görülmüştür:

    1-Zeybek
    2-Düz Oyunlar
    3-Halaylar
    4-Muhabbet Oyunları
    5-Kadın Oyunları

    ZEYBEKLER
    Yaptığımız araştırmalar sonucunda, Ankara halk oyunlarının önemli bir bölümünü "zeybek" türlerinin oluşturduğu gözlemlenmiştir. Bu oyunlar değişik figürleriyle yiğitliği, mertliği simgelerler.

    1.Seğmen Zeybeği: Davul ve Zurnayla oynanması nedeniyle yörede oynanan diğer zeybeklerden farlı olan Seğmen Zeybeği iki ya da üç kişiyle, düğünlerde düzenlenen seğmen alayının önündeki efelerce oynanır. Kılıç ya da teke palası kuşanan efeler oyun boyunca bunları havada savururken naralar da atarlar. Seğmen alayından en az üç davul zurna bulunur. En başta bulunan davul zurnanın önünde yaşlı zeybekler, onların arkasında daha genç zeybekler yer alır.

    2.Ankara Zeybeği: Tüm zeybek oyunlarında olduğu gibi, her figürüyle yiğitlik ve mertlik anlatan Ankara Zeybeği, ağır bir zeybek olup bağlama ile oynanır. Kendisine özgü ağır ve taklı bir melodisi vardır. Üçlü saçayağı (kazayağı) biçiminde oynanılanı daha gösterişlidir.

    Duruş, kasılış ve poz, bu zeybek oyununun görkemini ortaya koyar. Ayaklar açık, sağ ayak kırık ve biraz önde başlanan oyunda sağ el silahlıkta durur ve baş parmak bıçak kabzasının hemen yanına sokulur. Sol el ise bükülerek ar- kaya bele götürülür. Bağlama oyun melodisi girer girmez hafif bir gevşemeyle eller çözülür ve dirsekler omuz hizasında olduğu halde oyuna girilir. Dizler hafifçe büküktür, önce sağa, ardından sola eğilen beden oyun boyunca yaylanır. Oyunun giriş türküsü Hakkı Güner Efe'den derlenmiş biçimiyle şöyledir:

    Ay doğar Bedir Allah
    Bu sevda nedir Allah
    Ya yarimden bir haber
    Ya bana sabır Allah
    Amanın estanesine
    Kavrulmuş kestanesine
    Vurgunum bir tanesine
    Ay doğar arasından
    Bulutlar arasından
    Kız göğsün görünüyor
    Düğmeler arasından

    3.Mendil Zeybeği: Bu zeybek oyunu ağır ve akıcı figürleriyle Ankara zeybeğine benzemektedir. İki kişi tarafından ve bağlamayla oynanan bu zeybeğin en güzel görünüşü çöküşte her iki dizin yere vurulduktan sonra doğrulmasındadır.

    4.Karaşar zeybeği: Zeybek adını Ankara'nın ilçelerinden Beypazarı'na bağlı Karaşar bucağından almıştır. Tütün kaçakçılığının yapıldığı yıllarda bu kaçakçılık işini yörede tanınmış ağalar yaparlardı. Karaşar bucağında kaçakçılıkla ilgilenen ve halk tarağından sevilip sayılan 5 kardeşin bir baskın sonucunda öldürülmesi Karaşar'ı yasa boğmuş, 1885 yılında silahlı çatışmada öldürülen bu beş kardeşe söylenen türküden hareketli, canlı, kıvrak bir zeybek oyunu doğmuştur. Gerek melodisindeki akıcılık, gerek oyundaki tek ayak figürleri ile güzel bir oyun olan zeybeğin sözleri şöyledir:

    Zeybek misin zeybek donu giyecek efem
    Katil misin tatlı cana kıyacak
    Cahil misin el sözüne uyacak efem
    Koç gibi meydanlarda dönenlerdeniz
    Biz ahbap uğruna ölenlerdeniz.
    Döküldü mü maşrapamın kalayı efem
    Bozuldu mu zeybeklerin alayı
    Düşmanları öldürmenin kolayı efem
    Yattım uykulardan uyanamadım
    Yağlı kamalara dayanamadım
    Alıverin martinimi atayım efem
    Atayım da Karaşar'ı katayım
    Fırsat virin düşmanları haklayım efem
    Koç gibi meydanlarda dönenlerdeniz
    Biz millet uğruna ölenlerdeniz
    Zeybekleri yaylalarda bastılar efem
    Cepkenini çam dalına astılar
    Beş kardeşi bir tahtada kestiler efem
    Öldürmem Üseyin'i kıymayın Ali'ye
    Kelleleri bahşiş gitti valiye.
    Üseyiniminde biber gibi benleri efem
    Al kan oldu da cepkenimin yenleri
    Şan verdi de bu diyarın efeleri efem
    Öldürmen Üseyin'i kıymayın Ali'ye
    Kelleleri bahşiş gitti valiye
    Üzengin kırıldı indim bağladım efem
    Çektim martinimi kavzasından kavradım
    Ben annemi nafile yere ağlattım efem
    Öldürmen Üseyin'i kıymayın Ali'ye
    Kelleleri bahşiş gitti valiye.

    5.Yağcıoğlu Zeybeği: Bu zeybek Yağcı Oğlu Fehmi Efe'nin babası, Yağcı Oğlu Ahmet Ağa'ya adanmıştır. Zeybeğin ritm ve ayak oyunları poz ve hareketleri tam bir mertlik ifade eder. Diz vuruşları ve dönüşleri, tatlı melodisiyle büyüleyici havası seyredenlerin benliğini sarar ve insanı yıllar öncesinin Ankara'sına alıp götürür. bu zeybekte bağlama ayakta çalınır. Oyunun sözleri şöyledir:

    İbram çavuş höyüklerin iniyor aman
    Elma gözlü kır atına biniyor hey
    Öcüoğlu tütünleri vermiyor aman
    Ben vuruldum gidiyorum ahrete hey
    Selam söyen Yağcıoğlunun Ahmet'e hey
    Höyüklünün edirafı köşk olsun aman
    Beni vuran efelere aşk olsun hey
    Aynalı martin mezarıma taş olsun aman
    Ben vunuldum gidiyorum ahrete hey
    Selam söylen Yağcıoğlu'nun Ahmet'e hey
    Varın bakın değirmenin döner mi aman
    Değirmene bin başımda iner mi hey
    Bin başımda kır atına biner mi aman
    Ben vuruldum gidiyorum ahrete hey
    Selam söylen Yağcıoğlu'nun Ahmet'e hey.

    DÜZ OYUNLAR:

    Ankara oyunları figür açısından benzerlikler gösterir. Bu oyunların tamamında göğüs ileride ve baş sürekli dik tutulup ileriye bakar. Düz oyunların hiç birinde vücut sallanmaz, yere eğilinmez ve çökülmez. Ayak oyunları kol hareketleriyle uyum ve düzen içerisindedir. Düz oyunlar grup halinde ve sadece bağlamayla oynanır.

    1. Misket:

    "Caminin ezanı yok
    İçinin düzeni yok
    Çok memleketler gezdim
    Misketten güzeli yok" diye başlanan Ankara'nın tanınmış oyun havalarından birisidir misket... Bütün düğünlerin sazlı sözlü eğlencelerin baş türküsü ve oyunudur. Oyunun üç önemli hareketi vardır.

    1. Duruş

    2. Yürüyüş

    3. Sekiş

    Misket, Ankara'da yıllarca önce yaşanmış gerçek ve ölümsüz bir aşkı anlatmaktadır. Efe yavuklusunun oyalı beyaz yazması anasında kızaran yanaklarını misket elmasına benzetildiğinden ona bu ismi vermiştir. (Misket elması Ankara'da yetişen küçük ve çok kırmızı olan bir elmanın adıdır.) Misket'inden ayrı kalan delikanlı hasretini, yüreğini kavuran, yakan sevgisini bağlamasıyla getirir.

    Güvercinim uyur mu?
    Çağırsam uyanır mı?
    Misket orda ben burda
    Buna can dayanır mı?
    A benim aslan yarim
    Dağlara yaslan yarim
    Dağlar cefa götürmez
    Sineme yaslan yarim
    Güvercin uçuverdi
    Kanadın açıverdi
    Eloğlu değil mi
    Sevdi de kaçıverdi
    A benim hacı yarim
    Başımın tacı yarim
    Eller bana acımaz
    Sen bari acı yarim
    Caminin ezanı yok
    İçinin düzeni yok
    Çok memleketler gezdim
    Misketten güzeli yok,
    Yılan aktı gazele
    Gönül düştü güzele
    Vallah billah kıyarım
    Yarim ile gezene.
    Oy farfara farfara
    Ateş düştü şalvara
    Ağzım dilim kurudu
    Kız yalvara yalvara
    Caminin ezan vakti
    İçinin düzen vakti
    Ben misketi kaybettim
    Sonbahar gazel vakti.
    Üzüm dengi yıkıldı
    Şarap suya sıkıldı
    Verin benim yarimi
    Benim canım sıkıldı.
    Ördek gölde süzülür
    İnci mercan dizilir
    Açma misket göğsünü
    Hastamız var üzülür.
    Daracık daracık sokaklar
    Kızlar misket yuvarlar
    Kızlar koca bulmuyor
    Kocaman kocaman karılar.
    Havuz başı, su başı
    Ben istemem yüzbaşı
    Olursa müşir olsun
    Dosta düşmana karşı
    Yılan kaydı kamışa
    Su neylesin yanmışa
    Mevlan sabırlar versin
    Yarinden ayrılmışa.

    2.Hüdayda (Fidayda): Ankara yöresinin bilinen oyunlarından birisidir. Adını yıllar öncesinin Ankara'sında yaşanmış, hatta padişaha rakkaselik yapmış, güzel, güzel olduğu kadar işveli, şuh bir dilber olan bahtsız Fatma (Hüda)nın öyküsünden almıştır.

    Hüdayda oyunun sadece ikişer kişilik gruplarla oynanması kendine özgü özellikleri arasındadır.

    Oyuncular karşılıklı tatlı bir kasılmayla ağır ağır (kostak kostak) gezinmelerinden sonra oyuna girilir.

    Durgun denizin meltem rüzgarında hafif hafif sallanan dalgaları gibi, efe si- lahlığından silahını çeker, önce sağa, sonra sola, sonra tekrar sağa sallanarak silahını ateşler. Karşılıklı gidiş geliş ve yanyana sekiş hareketleri durgun de- nizde kanat çırpan martı güzelliğindedir.

    Ankara'lı, küpteki bulguruna kadar yedirdiği bu güzel şuh ve işveli hüdaydasına bağlanmasıyla şöyle seslenir:

    Dama çıkma kaşa çık
    Arpalar kara kılçık
    Eğer beni seversen
    AI bohçanı yola çık.
    Hüdayda da Ankaralı Hüdayda
    Beşyüz altın yedirdik bir ayda
    Beş yüz daha yedirsek, ne fayda
    Dama bulgur sererler
    Çıkma boyun görürler
    Saçın ibrişim telli
    Hançere bağ örerler.
    Hüdayda da samur kürküm hüdayda
    Gitti de gelmedi altı ayda
    Başını da yesin yavrum bu sevda
    Bulguru kaynatırlar
    Yaylada yaylatırlar
    Bizde adet böyledir
    Güzeli oynatırlar
    Hüdayda da köylü kızı hüdayda
    Bende takat kalmadı ne fayda
    Kalloş botin alalım ne fayda
    Dama çattım hatmayı
    Çağırın gelsin Fatma'yı
    Fatmam nerden öğrenmiş
    Yorgandan kol atmayı
    Hüdayda da sarı kız da hüdayda
    Tarla tapan kalmadı ne fayda
    Başını da yesin yavrum bu sevda
    Gökte yıldız sayılmaz
    Çiğ yumurta soyulmaz
    Güzel seven yiğidin
    Hiç kolları yorulmaz.
    Hüdayda da Ankara'lı hüdayda
    Cepte para koymadın bu ay da
    Gittin de gelmedin ne fayda

    Hüdayda'nın da Misket'te olduğu gibi halk arasında söylenen değişik birçok sözü daha vardır.

    HALAYLAR:

    Yöre halay oyunlarının en tanınmışı Ankara Halayı'dır. Bu halay genellikle düğünlerde ve diğer eğlentilerde oynanır. Çubuk ilçesinde oynanan "ağırlama" ve "hoplatma" gibi iki bölümden oluşan halaylar olduğu gibi yine aynı yörede tek bölümden oluşan halayların varlığı araştırma grubumuzca belirlenmiştir. Halaylar genelde sözsüzdür ve davul zurna eşliğinde oynanırlar. Hoplatma bölümünde söz de bulunabilir. Örneğin Çubuk yöresinde oynanan "Çorum Havası", "Gidiyorum Çoruma/ Bir taş değdi koluma" sözleriyle başlar, büyük bir grup tarafından oynanır. Halay çekenlerin başındakine "başadur" (halaybaşı) denir. Çoğunlukla erkeklerin oynadığı bu oyunun aralarında bozlaklar okunur.

    Kızılcahamam'da Modanlı Türkmen'lerin de halay oyunları kadın ve erkekler tarafından ayrı ayrı oynanır.

    Haymana dolaylarında oynanan halaylar "üç ayak" denilen biçimde üç ileri, üç geri adım atarak oynanır.

    Alevi türkmenlerin yoğun olarak bulunduğu Bala ve çevresinde halay oyunların diğer oyunlara göre daha fazla ağırlık kazanır. Bu yörede Ağır Halay, Arzu ile kanber, Yanlama, Yelleme, Afşar ve Keçeli Halayları yaygındır. Bu yörede ayrıca Üç Ayak Horonu, Hop Barlem, Yeldirme ve Köroğlu ezgisiyle oynanan Sinsin gibi halay türlerinede araştırma grubumuzca rastlanmıştır.

    Nallıhan'daki halaylar birinin, elinde mendille, ortaya çıkmasıyla başlar. Bunun üzerine çevresinde bulunanlar o kişinin yanında halaya dizilirler.

    Döne döne oynanan "Cezayir Oyunu", Beypazarı'ndaki karşı türkü halaylar ve "halkalam" gibi tek halaylar da Ankara ve dolaylarında çok beğenilen oyunlar arasındadır.

    MUHABBET OYUNLARI:

    Bu oyunlar belli bir düzen içerisinde olmayıp, adı geçen türkünün ezgi ve ritmine uygun olarak oynanır. Bu oyunlardı da düz oyunların figürleri serbest olarak kullanılır. Genellikle düğün, kına nişan gibi törenlerde oynanan bu oyunlar erkekler tarafından düzenlenen içkili, sazlı, sözlü muhabbetlerde oynanır.

    Cümbüş Alemi: Kadın oynatılan, içki içilen toplantılar toplum tarafından pek onaylanmadığı için bu tür eğlenceler Ankara Hisarı gibi gözden uzak yerlerde yapılırdı. Her yaştan erkeğin katılabildiği Cümbüş Alemlerinde yer alabilmenin tek koşulu sır saklayabilmek ve kurallara uymaktı. Cümbüşte saz çalınıp, türkü söylenmesi ve kadının oynaması efe ve yardımcıları olan "sakallıların" iznine bağlıydı. Başköşe yaşlı efenin olur diğer kişiler ise yaşlarına ve toplumsal konumlarına uygun olarak odada yer alırlardı. Yaşlılar bağdaş kurarken gençler diz üstü oturur, ancak izin verildiğinde bağdaş kurabilirlerdi. "Lan" denilen iki veya üç kadın efenin buyruğuyla sigara yakar ve oynardı. Bu gecede bağlamayla türkü, divan, koşma söylenir, ardından da oyun havalarına geçilirdi.

    Oyun sırasında kadının belden yukarısına bakmak ve kadınla gözgöze gelmek "efe" ye hakaret sayılırdı. Bağlama çalınıp, türkü söylenirken elden geldiğince sessiz olunurdu.

    Bu tür muhabbetler evlerde olmak koşuluyla halen düzenlenmektedir.

    Cirit: Kızılcahamam'da "diğnek" oyunu da denilen bu oyun at üstünde veya atsız oynanılır. "Düğün Ciridi" denilen bir türü yalnızca düğünlerde oynanır. Gelin baba evinden alındıktan sonra köy meydanında başlayan düğün ciridine delikanlılar seğmen kılığında katılırlar.

    Sıra Gezme: İçkisiz, yemekli, cümbüşlü söyleşi toplantılarıdır. Toplumun genel olarak ilgi gösterdiği eğlentilerdedir. Kural gereği yaşlılardan bir "yarenbaşı" iki tane de "yarenbaşı yardımcısı" seçilir. Seçenlerede "yaren" denir. Akşam yemeğiyle eğlenti başlar. .Gençlerin toplum kurallarına uyup uymadıklarının da sınandığı bu sıra gezme toplantılarının eski bir Yeniçeri .geleneği olduğu sanılmaktadır.

    Cengi Oyunları: Özellikle Çubuk ve yöresindeki cümbüşlerde cenginin özel bir yeri vardır. Beypazarı'nda cengi oyunlarına "muhabbet" de denir. Cengiler zille oynar. Düğünlerde ve hamamın yıkanma bölümünde mutlaka cengiler oynatılır.

    Bir cengi toplumunda oyuncular, çalgı takımı, yardımcılar ve yöneticiler bulunur. Hepsine birden "cengi kolbaşısı" denir. Cengi oyununda bağlamanın sesini kısmak için sapı ile gövde arasına bir yazma bağlanır.

    Muhabbet oyunlarına örnek olarak aşağıdaki türküleri vermeyi uygun gördük.

    Su sızıyor

    Su sızıyor
    Taşların arasından
    Eğil bir yol öpeyim
    Kaşların arasından
    Oğlan mavilim oğlan
    Sözünede havilim oğlan
    Bacın benden kov vermiş
    Yalan aslanım yalan
    Tarla tezek değilmi
    Ciğer ezik değilmi
    Eller yarini almış
    Bana yazık değilmi
    Oğlan mavilim oğlan
    Sözüne de havilim oğlan
    Bacın bana kov vermiş
    Yalan aslanım yalan

    KADIN OYUNLARI

    Daha önce sözü edilen, zeybekler dışındaki tüm oyunlar kadınlara figürlerle kadınlar tarafından da oynanmaktadır. Bunların dışında sadece kadınlar tarafından oyunlarada araştırma grubumuzca rastlanmıştır.

    Allılar: Araştırmamız sürsince bu oyunun hemen hemen her ilçede kadınlar tarafından oynandığı gözlemlenmiştir.

    Allılar, Anadolu'nun güzel ve genç kızının sevdasını bir sevcen yüreğin hoplayışı ile dile getirmesidir. Anadolu kızı sevdiğini görmüş sevinçten oynayıvermiştir. Sevdiğine güzel görünmek için bu oynayış içerisinde "bak aynaya, ko bellere bellere, al giydim alsın diye, mor giydim sarsın diye" sözleriyle duygularını dile getirir.

    Oldukça kıvrak olan bu oyun iki kadının karşılıklı, ayaklarını çapraz yapıp sekmeleri ve bu sekişi el ve kol hareketleriyle tamamlamaları ile oluşmaktadır. Yapılan her hareketinin kendine özgü bir anlamı vardır. Genç kız el hareketleriyle kiminde aynaya bakarak süslenmekte, kiminde de ellerini bırakarak meydana süzülmektedir.

    Allılar hava havalanıyor
    Allılar hava bulutlanıyor
    Allılar benim sevdiğim oğlan
    Allılar yeni bıyıklanıyor
    Allılar hop allılar allılar
    Allılar ak gürgen kara gürgen
    Allılar budan doruktan budan
    Allılar ben yar bulur varırım
    Allılar sen sözlerinden utan
    Allılar hep allılar allılar
    Allılar kara tren kayda gel
    Allılar askerleri sayda gel
    Allılar ben izini istemem
    Allılar tezkereyi al da gel
    Allılar hop allılar allılar
    Allılar çayda yudum bulaşık
    Allılar içine saldım kaşık
    Allılar yarim kimle güreştim
    Allılar kehküllerin dolaşık
    Allılar hop allılar alllılar
    Allılar karşıda gürgen dalı
    Allılar dallarını kırmalı
    Allılar sevipte aldatanı
    Allılar ta kalbinden vurmalı
    Allılar hop allılar allılar

    Pazarda Kına: Elamadağ düğünlerinde genç kızların dörder kişi ile oynadığı bir oyundur. Oyunun türküsü oynayan kızların tümü tarafından söylenir. Oyun kınalı ellerin karşılıklı el vurmalarıyla güzelleşir. Karşılıklı vur- manın çıkardığı ahenk türkünün ritmini sağlar.

    PAZARDA KINA

    Pazarda kına
    Okkası ona
    Sevdiğim suna
    El elime yar
    Kol koluma yar
    Bir zaman olurda
    Girer koynuma yar
    Pazarda kaşık
    Bala bulaşık
    Sevdiğim aşık
    El elime yar
    Kol koluma yar
    Bir zaman olurda
    Girer koynuma yar
    Pazarda keçi
    Sallanır kıçı
    Gavurun piçi
    El elime yar
    Kol koluma yar
    Bir zaman olurda
    Girer koynuma yar
    Pazarda kağnı
    Tekeri çardı
    Püskürme benli
    El elime yar
    Kol koluma yar
    Bir zaman olurda
    Girer koynuma yar

    DINIT

    Polatlı Şeyhalı köyünde rastladığımız bu oyun daire şeklinde hâlka olan altı kişiye döne döne oynanır. Bu arada türküsü söylenir. Nakarat kısımlarında "Haydin kızlar" denilir ve sekerek bir sağa bir sola dönülür.

    Ak taşı kaldırmalı
    Yılanı öldürmeli
    Yılan benim arkadaşım
    Cennet göndermeli
    Haydin kızlar dınıta
    Dönüver kızlar dınıta
    Değirmenin bendine
    Döner kendi kendine
    Değirmende üç kız var
    En güzeli kendime
    Haydin kızlar dınıta
    Dönüver kızlar dınıta
    Taş dönmüyor dönmüyor
    Taştan bulgur enmiyor
    Kör olası amcam
    Sevdiğime vermiyor
    Haydin kızlar dınıta
    Dönüver kızlar dınıta
    Entarisi aktandır
    Ne gelirse haktandır
    Benim seni istemem
    Cenab-ı Allah'tandır
    Haydin kızlar dınıta
    Dönüver kızlar dınıta
    Haydin kızlar dınıta da dınıta
    Dönüver kızlar kapamalı dınıta
    Haydin kızlar dınıta da dınıta
    Dönüver kızlar soruta da soruta
    Bu konu veya mesaj www.forumfokurtu.com sitesine aittir.

 

 

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •