Önsöz
Bartın, Karadeniz bölgesinin Batı bölümünde, denizden 10km. içeride kurulmuş, tarihi, turistik değerleri, ormanları ve doğal güzellikleri yönünden Türkiye'nin çok önemli ve gelişmekte olan illerinden biridir. Bartın'ın enlemi 41 derece 37 dakika kuzey, boylamı ise 32 derece 22 dakika doğudur. Zonguldak, Karabük ve Kastamonu illeriyle komşudur.
İlin kuzeyinde Karadeniz, doğusunda Cide ve Pınarbaşı, güneydoğusunda Eflani ve Safranbolu, güneyinde Karabük ve Yenice, batısında Zonguldak'ın Çaycuma ve Devrek ilçeleri bulunmaktadır. Bartın, 7 Eylül 1991 tarihinde Türkiye'nin 74. illi olmuştur. Amasra, Kurucaşile ve Ulus ilçeleriyle birlikte, 2140 m²lik yüzölçümüne sahip olan Bartın, Türkiye'nin küçük illerinden biridir.
Yaşam
Bartın'ın, Karadeniz'de 59km.lik bir kıyı şeridi bulunmaktadır. Yükseklikleri 2000m.yi geçmeyen ormanlarla örtülü dağları, yeşilin her tonunu görebileceğimiz kıyıları ve yaylaları vardır. Bartın'ın bol yağışlı iklimi nedeniyle, çevresindeki bütün dağlar ve yamaçlar hemen hemen sık ve yemyeşil ormanlarla kaplıdır.
Yılın dört mevsiminde oldukca bol yağış alan bölgenin bu özelliğinden dolayı Bartın Irmağının, taşıdığı su miktarı çok, rejimi de düzenlidir. Türkiye'nin en az alüvyon taşıyan ırmaklarından olan Bartın Irmağı; akış hızının çok az oluşu (saatte 720m.) ve çok derin olması nedeniyle kolay ulaşım sağlanabilmektedir.
Bartın çevresinde ılıman deniz iklimi hüküm sürer. Yazları; yağmurlu ve serin, kışları; kar yağışlı ve biraz soğuk geçer. Yıllık sıcaklı farkı çok fazla değildir. En sıcak ay Temmuz, en soğuk ay Ocak ayıdır. Her mevsim için düşen yağış miktarı ortalaması birbirine çok yakındır. Bartın çevresinin yağış rejimi düzenli bir grafik çizmektedir.
Deniz ve akarsularından çok çeşitli balık tutulur, dağlarında, her mevsim, her türlü hayvan avlanabilmektedir. Bartın, Kızılkum'dan başlamak üzere Kurucaşile'deki Kapısuyu ırmağı sınırına kadar olan koylarıyla, plajlarıyla, mesire yerleriyle, denizi, güneşi, yeşili seven herkes için, bir turizm cenneti ve vazgeçilmez bir tatil beldesidir.
Sel
Bartın, Türkiye'nin en çok yağış alan Karadeniz Bölgesindedir. Hemen her mevsim bol yağış alır. Dağlardan gelen yağmur suları Bartın ırmağı ve kolları ile Karadenize dökülür.
Bartın tarihi boyunca defalarca sel felaketine uğramıştır. Bu, genellikle nehir taşmaları şeklinde oluyordu; en kötü durumlarda köprüler kapanır; ırmak kenarlarında taşmalar olurdu.
Fakat, 1998 Mayıs'ında aniden ve yaka seli şeklinde oldu. Bartın’a uzun sure ulaşım sağlanılamadı. İleriki yıllarda bu felaketi tekrar yaşamamak için ormanlar katledilmemeli, gerekli bölgeler ağaçlandırılmalı ve nehir yatağı düzenlenmelidir...

Bartın Evleri
Bartın Evleri’nin çok yakınındaki geleneksel yerleşme niteliğine sahip ünlü Safranbolu ve Yörük evleri le bir benzerliği yok. Marmara bölgesindeki 18. yüzyıl sonu ve 19. yüzyıl başı ahşap konutları ile büyük benzerlik gösteren geleneksel konutlar Bartın’ın yalnız çarşı bölgesinde ve cephe olarak korunabilmiş bir halde bulunurlar. Geleneksel ahşap konutlara tekil olarak rastlanırken kalan örneklerin çoğu orjinalliğini yitirmiş durumdadır.
Evlerin yapısal problemleri de yapı sahiplerini bezdirmiş durumda. Bütünüyle bir iyileştirmeye gidilmediği sürece evlerin çoğunun yıkılacağı kaygısı var. Ancak gerçek anlamda bir iyileştirmenin getireceği bir maliyetin yeni yapı yapma maliyetinden daha yüksek olacağı görüşü iyileştirmeye gitmeyi engelliyor.
Bartın’ın Tarihi
Bartın ve çevresinin tarihi M.Ö.sine dayanmaktadır. M.Ö. 1200’lü yıllara kadar Gaska Kaviminin egemenliğinde kalan bölge Gaskalıların Hititlere yenilmesinde sonra Krigen Kavminin eline geçmiştir. Daha sonra tarihleri kesin olarak bilinmemekle birlikte, Kokon, Henet ve Paflagonyalıların bu bölgede yetiştikleri bilinmektedir.
Bartın tarihine ünlü ozan Homeros'un ilyada destanında da rastlamaktayız.
Parthenios ırmağından bahsetmek suretiyle Bartın tarihi hakkında da bize bilgi ulaştırmıştır.
11. yüzyıla kadar Bizanslıların elinde kalan Bartın bu süre içerisinde gelişerek bir ticaret merkezi haline gelmeye başlamıştır. Ancak bu yüzyıldan sonra Selçukluların egemenliğine girmiştir. Yaklaşık ikiyüzyıl Selçuklu egemenliği altında kalan kent, önce Candaroğlu Beyliğine daha sonra da 1392 yılında Osmanlı Devleti nin egemenliğine girmiştir.
1402 yılında yapılan Ankara Savaşı sonunda bir ara İsfendiyaroğlu Beyliğinin eline keçen kent 1461 yılında tekrar Osmanlı Devleti egemenliğine girmiştir.
Bartın, Osmanlı idaresi altında Bolu Sancağına bağlı kalmıştır. 1867 yılında ilçe haline getirlilen Bartın'da 1876 yılında belediye teşkilatı kurulmuştur. 1920 yılında Zonguldak Mutasarrıflığına bağlanan Bartın; Zonguldak'ın 1924 yılında il olmasıyla birlikte bu ilin ilçesi haline gelmiştir. Bartın, 7 Eylül 1991 tarihinde yurdumuzun 74. ili olmuştur. Amasra, Kurucaşile ve Ulus ilçeleriyle birlikte 2140 km² yüzölçümüne sahiptir.
Amasra
Amasra, Bartın ilinin 17km kuzeyindedir. Şehir, kuzeye doğru uzanan bir yarımada üzerinde, iki koylu bir yarımada biçiminde kurulmuştur. Yarımadanın uzunluğu 1,5 km’dir. Doğusunda ve batısında iki koyu vardır. Doğusundakine "Büyük Liman", batısındakine ise "Küçük Liman" adı verilir. Yeşilin her tonunun birarada seyredebildiği, Karadeniz kıyı şeridi ve dağınık tepeler üzerine kurulan Amasra, tarihi turistlik şirin bir liman şehridir. Zonguldak ili ile Kastamonu'nun Cide ilçesi arasında küçük bir ara limandır.
Amasra ilçesi, 41-45 derece Kuzey enlemi, 32-35 derece doğu boylamı arasında yer almaktadır. Sınırları, doğusunda, Kurucaşile; batısında Bartın; kuzeyinde Karadeniz; güneyi, Bartın-Arıt bucağı ile çevrilidir. Amasra'nın merkezi 25 Hektometrekare olup, köyleriyle birlikte 100 Hm²' yi geçmiş bulunmaktadır. Amasra dağınık tepeler üzerinde kurulan bir kasaba görünümündedir.
Yerleşim yerinin büyük çoğunluğu şehir merkezinde yoğunlaşmıştır. Evlerin bir kısmı orman alanları içerisinde yer almaktadır. Binaların büyük çoğunluğu betonarme, kangir, ahşap yapılardan oluşmaktadır. Tarihi evler ise kale içerisindeki yapılarla adeta başka bir tarih oluşturmuştur. Şehirdeki ahşap yapıların sayısı günden güne azalmaktadır. Yeni binalar yapılırken çevredeki arkeolojik ve doğal sit alan göz önüne alınarak gerekli ruhsatlar verilmektedir.
Amasra, M.Ö. 12. yüzyılda Fenike, 8. yüzyılda Mletos kolonisi, 306-288 ylları arasında Yunanlı bir site devletinin başkenti, Roma ve Bizans dönemlerinde Paflagonya eyaletinin merkezi olan, 1261’den sonra da Cenevizlilerin yaşadığı topraklarda hala çeşitli tarihi eserler bulunmaktadır.
Amasra M.Ö. 306 yılına dek Sesamos adıyla anılmıştır. İlçeye adını Kraliçe Amostrist vermiştir. Bu dönemde Amasra’da görkemli evler ve köşkler yapılmış, ünlü “Babil Asma Bahçeleri”nin bir örneği burada yaşatılmıştır. Roma imparatoru Claudius ise kenti Sinop’a bağlayan karayoluna ve Kale, Bedesten, Tiyatro, Hamam, Antik mezarlık gibi yapı taşlarına kavuşturmuştur.
Amasra, tarihi boyunca hep önemli kalmıştır. Kimi zaman asker bir üs, kimi zaman esir ticareti yapılan bir pazar yeri, bazen bir liman kenti, bazen bir koloni, bazen bağımsız bir site, bir krallık ya da bir başkent. Amasra; kendisini Osmanlıya kazandıran Fatih’in “Çeşm-i Cihan”ını da saklar ve güzellikleri ile keşfedilemeyen ilçe, “Uyuyan Prenses”e benzetilir.
Amasra, bugüne dek topraklarında pek çok uygarlığı barındıran bir kenttir. İlçede, her uygarlığın çeşitli eser ve kalıntılarına rastlamak mümkündür.

Kurucaşile
Kurucaşile, Bartın' ın 62 km. kuzeydoğusunda, Zeytin ve Sandal burunlarıyla sınırlanan şirin bir kasabadır. Batı Karadeniz sahilinde 1965 yılında Devlet Kara Yolları tarafından yaptırılan ve 1974 yılında asfalt ile kaplanan, 010 nolu karayol üzerinde, zengin doğa güzelliklerine sahip bir kıyı kasaba görünümündedir.
İlçe merkezinde yerleşik üç mahalle ve bir merkez muhtarlığı bulunan Kurucaşile, Merkez Belediye Teşkilatından başka çevresinde belediye yoktur. Çoğunluğu orman içi köyle olmak üzere ileçeye bağlı 27 köyü bulunmaktadır. Karadeniz sahilinin doğal yapısına uygun olarak Bartın Kurucaşile sahil yolu da çok engebeli ve kıvrımlarla (virajlarla) dolu bir yoldur. Bu yol üzerinde 10 köy vardır.
Elektiriği, köy yolu ve içme suyu olmayan köyü yoktur. Köy yollarının tümü stabilize kaplamadır. Bazı köylerin alt yapısı olmadığı için yollarının zaman zaman heyelanlar nedeniyle bozulduğu görülmektedir. Kuzeyinde Amasra ve Karadeniz, doğusunda cide, batısında Amasra, güneyinde Bartın'ın Arıt nahiyesi ile çevrili olan Kurucaşile'nin yüzölçümü 159km²dir. Topraklarının %40'ı ormanlarla kaplıdır. Arazi yapısı engebeli olup, tarıma elverişli toprakları azdır.

İnkum
İnkum plajı, Bartın il merkezine 15 km uzaklıkta ve kuzeyde, Batı Karadeniz’in eşsiz güzelliklerine sahip bir turizm ve tatil cennetidir. 3 km uzunluğundaki kıyı şeridi kum, pırıl pırıl bir deniz, yamacında yemyeşil çam ormanlarıyla kaplıdır. Yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgi gösterdiği bu tatil beldesi gerek doğa güzellikleri, gerekse de denizin temiz oluşu nedeniyle her geçen yıl daha fazla hareketlilik ve canlılık göstermektedir. Her ne kadar Bartınlılar “Beton Yığını” deseler de, İnkum şirin ve güzel.
Ulus
Ulus, Bartın'ın 37 km. doğusunda, Uluçay, Eldeş Çayı, Çerçi Çayı ve Alpı Çaylarının birleştiği vadide kurulmuştur. Deniz seviyesine yüksekliği 200 m.dir. Adını bir Türk aşireti olan Bozulus'tan almıştır. Bugune kadar üç il değiştiren Ulus, bir süre Safranbolu'nun bucağı idi. Daha sonra Kastamonu'ya bağlandı, Zonguldak il olduktan sonra da Zonguldak'ın ilçesi haline geldi. Bartın'ın il olmasıyla 28.8.1991 tarihinde Bartın'a bağlandı. Bitki örtüsü olarak, genellikle ince yapraklı çam ve kışın yapraklarını döken ormanlarla çevrilidir. Yeşilin her tonunu burada da görmek mümkündür.
Ulus'tan 33 km. uzaklıkta ve 1200 m. yükseklikteki "Uluyayla" doğa güzellikleri yönünden Bartın'ın en ilginç görüntülerinin gizlendiği bir doğa harikasıdır. Burada ormanların arasındaki yayla düzlüğü, giderek gürleşen ve yükselen yemyeşil orman alanlarıyla Arıt Dağları'na doğru yaklaşır. Yaban hayvanlarından karacaların, geyiklerin ve daha birçok hayvanların birarada görülebileceği bölgenin eşsiz yaylalarından biri olan Uluyayla bir Milli Park görünümündedir. Buralarda sık sık, domuz avı partileri de düzenlenmektedir.
Ulus'un bir diğer görülmeye değer harikası da kayalar arasından fışkıran bir sel gibi, görenlerin hayretini gizleyemediği Çağlayan Vadisi vardır. Bu vadide sarp kayaların arasından ikisi bir yerde, diğeri ayrı olarak üç çağlayan vadinin kenarından geçen kara yolunu adeta şaka yaparcasına yağmur dumanı püskürmektedir. Ayrıca, mağaraları, pınarları ve ahşap orman evleri görülmeye değer güzelliktedir. Bu yörenin ileriki yıllarda turizm açısından daha çok önem kazanacağı düşünülmektedir.
Tekkeönü
Ülkemizin adını duyuramamış koylarından biriside "Tekkeönü"dür. Karadeniz'in Marmaris'i olma durumundadır. Doğa güzellikleri bilinçsizce tahrip edilmeyen ender turistlik yerlerden biridir. Burası ilk kez görenleri gerçekten büyüleyen, tüm Karadeniz'de olduğu gibi yeşilin her tonunu, denizin masmavisini aramaya gerek olmayan görülmeye değer bir turizm beldesi. Tekkeönü ayrıca yüzyıllardır "Tekne ve Yat" yapımcılığı yönünden de ününü dünyaya duyuran bir küçük gemi inşa sanayi beldesidir. 2000 nüfusu bulunan bu küçük yerleşim merkezinde yaklaşık 25 adet gemi yapım yeri ve tershanesi bulunmaktadır.