GELİŞİM PSİKOLOJİSİ NOTLARI

1. BİREYİN GELİŞİMİ
1.1. GELİŞİMDE TEMEL KAVRAMLAR
1.1.1 Gelişim ve Gelişme: Gelişim;organizmanın, bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal yönlerden düzenli büyümesi, değişmesi ve istenilen görevleri yerine getirebilecek düzeye gelmesidir.

Gelişim; döllenmeden başlayarak yaşamın sonuna kadar devam eden bir süreçtir. Bu süreç hem nicel hem nitel bir olaydır.

Gelişme ise büyüme, olgunlaşma, öğrenme ve hazır bulunuşluk etkileşimlerinin bir ürünüdür. Olgunlaşma ve öğrenme olmadan gelişim olamaz.

Gelişme terimi düzenli, uyumlu ve sürekli bir ilerlemeyi kapsar.

Gelişme nicelden çok nitel bir değişikliği belirtir. Mesela, çocuğun bir beceri kazanması gelişme olarak ifade edilir.

Gelişme kavramı bir sistem olarak düşünülür. Birçok parçalardan oluşur. Parçalar kendi içinde birer dinamik güçtür. Birbirileriyle bağımlı olarak iş görürler. Sistemin parçalarından birindeki gerilik parçalar arasındaki bağıntılı işleyişi etkiler. Mesela, bedensel özürlü bir çocuk arkadaşlarıyla yeterince birlikte olamadığı ve çeşitli sosyal etkinliklere katılamadığı için sosyal gelişimi aksayabilir. Aynı zamanda zihinsel gelişimi de olumsuz etkilenebilir.

  • Gelişmede önce büyüme ve olgunlaşma daha sonra öğrenme gerçekleşir.
  • Olgunlaşma öğrenmenin ön koşulu ve temelidir.
  • Olgunlaşma kalıtımsal özellik taşır.
  • Olgunlaşma kendiliğinden meydana gelir.
  • Hazırbulunuşluk olgunlaşma ve ön öğrenme etkileşiminin bir sonucudur.
  • Gelişim bir süreç, gelişme ise bir ürün olarak ele alınmalıdır.


1.1.2 Büyüme: Organizmanın bedensel (fiziksel) olarak değişim göstermesidir. Büyüme organizmada meydana gelen nicel bir olaydır. Mesela, boyun uzaması, ağırlığın artması, kasların büyümesi gibi meydana gelen niceliksel değişiklikler büyüme kaps***** girmektedir.

Büyüme sonucunda insan vücudunun yapısında önemli değişiklikler olur. Büyüme sonucunda organizmada çoğalma ve orantı bakımından da önemli değişmeler olur.

1.1.3 Olgunlaşma: Organizmanın doğuştan sahip olduğu potansiyel güçlerin iş görebilecek duruma gelmesidir.

Olgunlaşma zamanla kendiliğinden meydana gelen anatomik (kalıtım) ve fizyolojik bir gelişimdir. Kalıtımsal donanımla sınırları belirlenmiş bu gelişim süreci doğum öncesi dönemde başlar ve doğum sonrası dönemde de devam eder.

Olgunlaşma çevresel yaşantılardan bağımsız olarak işler. Doğumdan sonraki çevrenin olgunlaşmaya etkisi, değişmeleri hızlandırmak ya da geciktirmek şeklinde olabilir.

Olgunlaşma sonucunda ortaya çıkan davranışlar (yürüme, dik durma, sesleri çıkarma) öğrenme ürünü olarak sayılamazlar.

Olgunlaşma fiziksel gelişimi etkiler. Mesela, kas ve kemik yapısı yeterli olgunluğa ulaşmadan çocuk yürümeyi öğrenemez.


1.1.4 Hazırbulunuşluk: Olgunlaşmaya göre daha kapsamlı bir kavramdır. Olgunlaşmaya geçmiş yaşantı (deneyimler) ve motivasyonun eşlik etmesiyle, bireyin bir davranışı yapabilmesi için psikolojik olarak uygun duruma gelmesidir

Örnek: Bir çocuğun bisiklet kullanabilmesi için önce, el, ayak ve kasların belli bir düzeyde gelişimi (olgunlaşma) daha sonra da bisiklet kullanabilmesi için gerekli olan ön bilgilere sahip olması ve davranış için güdülenmiş olması hazırbulunuşluğa örnektir.


1.1.5 Öğrenme: Bireyin çevresiyle etkileşimi sonucu meydana gelen kalıcı davranış değişikliğidir.

Bir davranışa kalıcı şekilde sahip olabilmek için gerekli olgunlaşma düzeyine sahip olması ve Hazırbulunuşluk düzeyinin yeterli olması gerekir.


1.1.6 Yaş (Evre/Dönem): Yaş terimi yerine çoğu kez evre/dönem terimi kullanılmaktadır.

Belirli özelliklerin ön plana geçtiği gelişim aşamalarına dönem denir. Dönemler birbirini izler ve her dönem niteliksel olarak bir diğerinden farklılık gösterir. Birey bir dönemi geçemeden diğer döneme atlayamaz ve bir dönemi başka bir zaman aralığında yaşayamaz.


Evreler şu özellikleri taşır:

  • Evreler genel sorunları betimler. Bir evre o evreye özgü genel özellikleri ve sorunları vurgular.
  • Evreler davranıştaki nitelik farklılıklarını dile getirirler. Bir evredeki davranışın kendine özgü nitelikleri vardır.
  • Evreler değişmez bir ardışıklık gösterirler. Bir evre diğerini değişmez bir sıra içinde izler.
  • Evreler bütün kültürler için evrenseldir.


1.1.7 Kritik dönem: Kritik dönem, gelişmede önemli sonuçları olan dönemleri ifade eder. Kritik dönem, organizmanın çevrenin etkilerine (uyaranlarına) daha duyarlı oldukları dönemlerdir. Öğrenmede belli uyarıcıların en güçlü etkiye sahip olduğu bazı dönemler vardır. Bireyler bu dönemlerde bazı öğrenmelere karşı daha duyarlıdır ve diğer dönemlere göre daha hızlı öğrenirler.
Kritik dönemlerde kazanılamayan yaşantılar ilerleyen dönemlerde zor kazanılır.

Mesela; bireyin okuma-yazmayı öğrenmesindeki kritik dönem 6 yaş civarıdır. Bu nedenle 40 yaşındaki okuma-yazmayı ilk kez öğrenmeye çalışan bir yetişkine göre okuma-yazmayı daha çabuk öğrenir.

Kritik dönemlerde organizmanın yoksunluğa uğraması, kötü koşullar altında kalması ileride telafi edilemeyecek şekilde organizmanın yapısını ve davranışlarını etkiler.

Mesela; hamileliğin ilk üç ayında anne kızamıkçık geçirirse çocuk kör, sağır, beyin zedeli veya deforme bir şekilde doğar.


1.1.8. Tarihsel Zaman: Yeniliklerin ve değişimlerin oluşturduğu zaman bölümünü ifade eder. Gelişimde belli olayların belli zaman bölümlerinde ağırlıkla önemli olduğu bilinmektedir. Bir olay daha önceki veya sonraki zaman bölümlerinde aynı etkiyi ortaya koymaz.

Bireyin yaşamını sürdürdüğü zaman dilimi içinde bulunduğu sosyal ve fiziksel çevrede o zaman dilimine ait şartların oluşturduğu gelişimi etkileyen faktörleri ifade eder.

Örnek: 1999 İzmit depreminden sonra çocukların depremle ilgili oyunları tercih ettiği görülmüştür.

Amerikanın Irak’a girmesi ile birlikte çocukların oynadıkları oyunlarda savaş oyunlarına ağırlık vermeleri.
Günümüzdeki bilgisayar ve İnternet destekli öğretim.

1.1.9 Gelişim görevleri (Ödevleri): Her gelişim döneminde bireyden beklenen görevlere denir.

  • Gelişmede önce büyüme ve olgunlaşma daha sonra öğrenme gerçekleşir.
  • Olgunlaşma öğrenmenin ön koşulu ve temelidir.
  • Olgunlaşma kalıtımsal özellik taşır.
  • Olgunlaşma kendiliğinden meydana gelir.
  • Hazırbulunuşluk olgunlaşma ve ön öğrenme etkileşiminin bir sonucudur.
  • Gelişim bir süreç, gelişme ise bir ürün olarak ele alınmalıdır.



1.2. GELİŞİMİN TEMEL İLKELERİ
1- Gelişim sürekli olan bir süreçtir ve belli aşamalarda (sırayla) gerçekleşir.
2- Gelişim nöbetleşe devam eder. Yani gelişim bazı dönemlerde hızlanırken, bazı dönemlerde yavaşlayabilir. (Mesela bedensel gelişim son çocukluk döneminde / 6-11 yaş yavaşlarken, ergenlik döneminde hızlanır. Bir gelişim alanının çok hızlandığı dönemlerde, diğerleri duraklama gösterebilir.
3- Gelişim kalıtım ve çevre etkileşimin bir ürünüdür.
4- Gelişimde belli eğilimler vardır. Bunlar;
- Gelişim baştan aşağıya, içten dışa doğrudur.
- Gelişim genelde özele doğrudur.
Örnek: Çocuklar bir nesneyi önceleri tüm vücuduyla, sonraları kasları gelişince elleriyle, daha sonra parmaklarıyla tutar.
5- Gelişim bir bütündür. (Bir gelişim alanındaki değişim diğerlerini olumlu veya olumsuz yönde etkiler ve gelişim alanları birbirinden bağımsız değildir.)
6- Gelişimde bireysel ayrılıklar bulunur. Gelişimde olgunlaşma ve öğrenme önemlidir. Olgunlaşma daha çok kalıtıma bağlıdır. Öğrenme çevre ile olan etkileşimi ile kazanılan yaşantılara bağlıdır. Bireylerin kalıtımsal ve çevre ile olan yaşantıları farklı olduğu için gelişim bireylere göre farklılıklar gösterir.
7- Gelişimde kritik dönemler vardır.


1.3. GELİŞİMİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER
1.3.1 Kalıtım: Bireylerin genler yoluyla anne ve babasından aldığı özelliklere kalıtım denir. Anne ve babadan çocuğa kalıtım yolu ile geçen yapıya GENOTİP denir. Zekâ ve bedensel özellikler büyük oranda genotiple belirlenir. Ayrıca bu özelliklere çevre faktörleri de etki yapar.

FENOTİP ise bu genetik yapının dışarıdan gözlenebilen şeklidir.

Genler (yani kalıtımı belirleyen kromozom parçaları), başat (dominant/baskın) ve çekinik (silik) olmak üzere 2 grupta toplanır.

Kalıtımın gelişim üzerindeki etkisi daha çok şunlar üzerinde görülmektedir:
-Hareket ve el becerilerinde
-Sözel ve sayısal yetenekte
-Müzik ve resim yeteneğinde
-Çeşitli güdü ve resim yeteneğimde
-Genel beden yapısı ve özelliklerinde
-Potansiyel bir güç olarak zekâda

Kalıtımcı görüşü savunanlar zekânın kalıtımla geldiğini savunurlar. F. Galton araştırmalarıyla bunu destekleyenlerin başında gelmektedir.

H.H. Goddard Kallikak ailesini incelemiştir. Kallikak, savaş sırasında geri zekâlı kızla evleniyor ve çocukları oluyor. Birde savaştan sonra iyi bir aileden gelen zeki bir kızla evleniyor. İncelemesi sonucunda zeki kızdan olan çocukların daha zeki oldukları ve daha iyi statülere sahip insanlardan oluştuğunu tespit etmiştir. Buna dayanarak iki kuşak arasındaki bu farklılığı tümüyle kalıtımın etkisine bağlamakta ve geri zekâlı kadından olan çocukların geri zekâlı kuşaklar; zeki kadından olan çocukların da zeki kuşaklar meydana getirdiğini ortaya koymak çalışmıştır.