1.5.2. BİLİŞSEL (ZİHİNSEL) GELİŞİM
Bilişsel gelişim, bireyin çevresindeki dünyayı anlama ve öğrenmesini sağlayan, aktif zihinsel faaliyetlerdeki gelişimdir. Bilişsel gelişim konusunda en önemli temsilci J. Piaget’tir.

1.5.2.1 PİAGET’İN BİLİŞSEL GELİŞİM KURAMI
Piaget, bilişsel gelişimi biyolojik ilkelerle açıklamıştır. Bireyi bilgi kazanma sürecinde aktif olarak kabul etmiştir.

Piaget önce zekâyı tanımakla işe başlaşmış ve daha sonra bilişsel gelişme kuramını geliştirmiştir. Piaget zekâyı, çevreye uyum sağlayabilme yeteneği olarak tanımlamıştır.

Piaget’e göre bilişsel gelişim süreci şu öğeler yoluyla gerçekleşir (etkileyen faktörler)

1-) Olgunlaşma: Bazı bilişsel süreçlerin fiziksel yeterliliklerin artmasına bağlı olarak gelişmesidir. Bilişsel gelişim beyin ve sinir sisteminin olgunlaşmasına paralel olarak gelişir.

Mesela; yeterli fiziksel olgunlaşma olmadan dil gelişimi gerçekleştirilemez.

Biyolojik olgunlaşma olmadan, deneyim, sosyal etkileşim ve dengeleme olamaz.


2-) Yaşantı (Deneyim) : Zihin gelişimi kişinin geçirdiği yaşantı zenginliği ile ilişkilidir. Yaşantı, zihinsel gelişimi arttırır. Bireylerin sosyal ve fiziksel çevreyle gerçekleştirdikleri her türlü etkileşim ve yaşantılardır.

3-) Sosyal etkileşim/geçiş (Toplumsal aktarma) : Çocuğun, aileden, arkadaşlarından, öğretmeninden, tv’den öğrendiklerini zihinsel olarak alma kapasitesi ile ilgilidir.

4-) Dengeleme: Yukarıdaki üç etmeni bir araya getirerek zihinsel yapıyı inşa etmektir.

Çocuk için yeni gelen her bilgi dengeyi bozarak zihinde gerilim oluşturur. Özümleme ve uyumsama süreçlerinin birbirleriyle etkileşimi sonucu bu denge yeniden sağlanır. Zihin tüm hayatı boyunca bu dengeyi sağlama eğilimindedir.

-Örgütleme: Bilgileri, olayları ve süreçleri sistematik ve tutarlı hale getirmek için birleştirme eğilimidir. Burada eski ile yeni bilgiler arasında bir ilişki kurularak birleştirme yapılır.

Bireyin davranışlarını ilk çocukluk yıllarında refleksler oluşturur. Daha sonra biyolojik olarak olgunlaştıkça ve çevre ile etkileşimi sonucu yaşantı kazandıkça, çocuk bilinçli hareketler göstererek çevresine uyum sağlamaya başlar. Bireyin her uyum hareketi organize edilmiş bir davranışın parçasıdır.

Birey tüm yaşantı ve öğrenmeleri sürekli bir dengeleme etkinliği içinde gerçekleştirir.


5.5.2.1.1 PİAGET’İN BİLİŞSEL GELİŞİMİNDE TEMEL KAVRAMLAR
1-Zekâ: Çevreye uyum sağlayabilme yeteneğidir.

2-Şema: Çevreyle etkileşim sonucu oluşan, yeni gelen bilgilerin yerleştirileceği bir zihinsel çerçeve veya kalıptır. Bu şemalar örgütlenmiş davranış ve düşünce kalıplarıdır. İnsanların sahip oldukları ilk şemalar emme ve yakalama refleksleridir. Bu şemaları insan doğuştan getirir. Çeşitli yaşantıları sonucunda insanlar yeni şemalar edinir ve bu tüm hayat boyunca sürer.

3-Uyum sağlama (Adaptasyon) : Bireyin çevresiyle etkileşerek, çevresine ve çevresindeki değişikliklere uyum sağlamasıdır. Bu 2 türlü gerçekleşir: Özümleme ve uyumsama
Özümleme (asimilasyon): Bireyin yeni karşılaştığı durumları önceden var olan şemaların içerisine yerleştirmesi ve açıklamasıdır.

Birey yeni karşılaştığı bu durumları daha önceki benzer şemalara yerleştirerek bir genelleme yaparak açıklamaya çalışır. Yani özümseme de şema içinde bir değişikliğe neden olmaz. Şemanın kapsam ve nitelikleri aynen kalır.

Günlük yaşantımızda ilk kez karşılaştığımız şeyleri, bilinen şeylere benzeterek açıklama davranışımız bu özümseme davranışına örnektir.
Mesela; hayatında ilk kez leopar gören bir çocuk daha önce edindiği kedi şemasına leoparı yerleştirerek, leoparı kedi olarak tanımlayacaktır ve köpeklere yaptıklarını (sevme, dokuma gibi) yapmaya çalışacaktır.

Uyumsama (Akodomasyon / yerleştirme) : Mevcut şemayı yeni durumlara, nesnelere veya olaylara göre yeniden biçimlendirme süreci veya yeni şemaların oluşturulması sürecidir. Uyumsama da yeni şemalar oluşturulur veya daha önceki şemaların kapsamı ve nitelikleri değiştirilir. Uyumsama, karşılaşılan bir durumda eski şema işe yaramadığında ortaya çıkmaktadır ve böylece yeni şemalar zorunlu olarak oluşturulmaktadır.

Mesela; köpeklere kedilere davrandığı gibi davranan çocuk, köpeğe yemesi için süt verir, onun havladığını ve kemik yediğini görünce köpeği kedi şemasından çıkarır, ayrı bir köpek şeması oluşturur.


4-Dengeleme: Özümleme ve uyumsama süreçlerinin birbirleriyle etkileşimi sonucu dengeleme gerçekleşir.

Birey yeni karşılaştığı bir bilgi veya durumla kendisinde önceden var olan bilgi ve deneyimleri arasında ilişki kurarak denge durumuna ulaşır. (yani öğrenir.) Çocuk için yeni olan her şey dengeyi bozar, özümleme ve uyum süreçleri ile bu denge yeniden sağlanır.


1.5.2.1.2 PİAGET’E GÖRE BİLİŞSEL GELİŞİM DÖNEMLERİ
1-Duyusal Hareket dönemi (Sensori-Motor) (0-2/3 yaş)
-Refleksler, bu dönemin temel özelliğidir.
-6. ve 8. aylarda refleksli davranışlardan amaçlı davranışlara geçer.
-9-10. aylarda nesnelerin sürekliliği (kalıcılığı) ilkesi gelişir.
-Ses Bulaşması: Bir bebek ağlarsa, diğer bebeklerde ağlamaya başlar.
-Kendini dış dünyadan ve nesnelerden ayırt eder.
-Ayrılık kaygısı yaşanır. (Anneden ayrılma korkusu)
-İlk deneme-yanılma (yaparak-yaşayarak öğrenme) öğrenmeleri oluşur.

-Döngüsel tepkiler ortaya çıkar. Döngüsel tepki; bebeğin belli türdeki davranışları ısrarlı bir şekilde tekrarlamasıdır. Döngüsel tepkiyle çocuk önceden rastlantı sonucu bulduğu ve zevk aldığı hareketleri artık “Bilinçli” olarak yapmaya başlar. Yani rastlantı sonucu bulduğu, zevk aldığı ve başardığı hareketi bilerek sürekli olarak yapar.

-Devresel tepki oluşur. Devresel tepki, döngüsel tepkiyi de kapsayan ve çocuğun 6 yaşına gelinceye kadar davranışları, sürekli yapmasını sağlayan bilişsel bir süreçtir. Devresel tepki; çocuğun yaptığı bir davranışı sürekli tekrarlamasıdır. Mesela yeni öğrendiği bir şarkıyı sürekli olarak söyler. Bu özellik işlem öncesi dönemde daha çok görülür. Döngüsel tepki, devresel tepkinin başlangıç aşamasıdır.
-Devresel tepkiler daha sonra tekrarlana tekrarlana alışkanlıkları oluştururlar.

-Model alma ve taklit etme kökenli davranışlar ortaya çıkar. Başlangıçta sadece görebildiklerini taklit eder. İlerleyen zamanlarda görmüş olduğu bir olayı, olay kalktıktan sonra tekrarlaması ertelenmiş taklittir.

2-İşlem öncesi dönem (2/3-7 yaş): 2 döneme ayrılır. Sembolik (2/4 yaş), sezgisel (4-7 yaş) dönem a-) Sembolik dönem (2/4 yaş) :
-Dil gelişimi çok hızlıdır. Ancak kullanılan kavramlar çocuğa hastır yani çocuğa özeldir. (Çocuk kelimeleri kullanmaya, sembollerle nesneler arasındaki ilişkiyi kurmaya başlarlar.)
-Sembolik zekâ ve düşünme gelişimi başlar. (Bir şeyi başka bir şeyle canlandırabilir.) Sembolik fonksiyonları kullandığı durumlardan biri de sembolik oyundur. Mesela; çocuk çubuklardan gemi yapıp derelerde veya su birikintilerinde onları yüzdürürler ve o gemilerin kaptanı olurlar.
-Mantık yürütme çok yüzeyseldir ve gelişmemiştir.
-Benmerkezcidirler. (Yani dünyayı başkaları açısından görmezler.) Dünyanın merkezi kendisidir. (Egosantrik düşünce)
-Paralel oyun: Benmerkezliğin bir devamı olarak, aynı anda, diğer çocuklarla beraber oynamasına rağmen, diğerlerinin oyunlarına dikkat etmeden çocuğun kendi oyununu oynamasıdır.
-Kollektif Monolog: Karşısındakini dinlemeden, onun kendisini dinlediğini varsayarak konuşmadır. Çocuklar bir arada toplu konuşma halinde etkileşime girer ve hep bir ağızdan konuşurlar.
-Animizm (canlıcılık) : Canlı ve cansız nesneler arasında ayırım yapamama durumudur. Çocuk cansız nesnelere canlılık özellikleri yükler. Mesela; kız çocuklarının oyuncak bebeklerine yemek yedirmesi, kolunu kırdığı bebekten defalarca özür dilemesi
-Sezgilerine dayalı olarak mantık yürütmeye ve problem çözmeye başlar.
-Somut işlemlere doğru bir geçiş aşamasındadır.
-İlk akıl yürütmelerin başladığı dönemdir.
-Özelden özele akıl yürütme vardır. (olayları yalnızca geçirdiği yaşantılara bağlı olarak tek yönlü düşünürler.)
-Odaklama (merkezleme-tek boyutlu) düşünme: Çocuğun dikkatini bir olay ya da nesne ile ilgili özelliklerden yalnızca birisine verebilmesidir.
-Korunum ilkesi kazanılmamıştır. (şekilsel değişme olduğu zaman kütlenin de değiştiğini zanneder.)
-Maddeleri sadece bir özelliğine göre sıralayabilir ve sınıflandırabilir.
-İşlemleri tersine çeviremezler. (A=B’dir, fakat B=A değildir)
-Bu dönemin sonuna doğru benmerkezli davranışlarda azalmalar görülür.
-Ahlaki bağımlılık: Çocuk dıştan gelen (anne-baba) yasa ve kurallara göre davranır.
-Soru sorma: Özellikle 3–6 yaşlarda ilgi ve merak geliştiği için çocuk sürekli olarak sorular sormaya başlar.
-Kişilerin Sürekliliği: Çocuk annesinin elbiselerini giyen bir kadının, kendi annesi olmadığını anlar.
-Yapaycılık: Güneş ya da Ay yapay olarak hazırlanmış bir nesnedir çocuğa göre. Güneş’in geceleyin ateşi söner, sabah ise yakılır.


3- Somut işlemler dönemi (7-11/12 yaş)
- Olaylar ve nesneler üzerinde mantıksal düşünme başlar.
- Sayıları kullanmayı ve kümelemeyi öğrenir.
- Somut olduğu müddetçe karmaşık problemleri çözebilirken, soyut problemleri ç çözemez.
- Nesneleri birden fazla özelliğine göre sınıflayabilir. (Çok yönlü mantıksal düşünme)
- İleriye ve geriye doğru düşünebilir. Yani işlemleri tersine çevirebilir. (Evden okula gittiği yoldan aynı sıra ile geri dönebilir.)
- Benmerkezci düşünceden uzaklaşır. (olayları ve dünyayı başkaları açısından görebilirler. / empati yapabilirler.) Sosyal davranışlara yönelir.
- Korunum ilkesi kazanılmıştır. (Maddenin görünümü değişse bile özü değişmez.)
- Dolaylı gerçeği kavrayabilme: Çocuk bir olayın ya da nesnenin sadece görülen ya da yüzeyde kalan tarafını değil görünmeyen ve yüzeyde kalmayan tarafını da algılar. Sarı renkli kapaklı bir kitabı, beyaz renkli bir kaplıklakapladığınızda gerçek rengini sorduğunuzda “Sarı” der ve gerçek rengini bilir.
- Dönüşümsel Düşünme: Daha önce yaşanmış bir olayı kafasında canlandırıp anlatabilir.
- Dönüşebilirlik: Bir nesnenin görünümü değişse bile yine aynı hale gelebileceğini kestirebilir. (Bir buzun yeniden suya dönüşeceğini bilmesi gibi.)

4-Soyut (Formel) işlemler dönemi (11/12 yaş ve daha üstü)
-Ergenlik dönemiyle başlar.
-Soyut düşünebilme başlamıştır. Ayrıca soyut kavramları ve düşünceleri (özgürlük, adalet gibi) anlayabilerek mantık yürütebilir.
-Üst düzey akıl yürütebilir ve bilimsel düşünme gerçekleşir: Problemlerin çözümünde tümevarım, tümdengelim gibi akıl yürütme yollarını kullanır. Hipotez oluşturabilir ve test edebilir. Gerçek durumlar ile olasılıklar arasındaki ilişkileri kurabilir.
-İdeal, fikir, değer ve inanç geliştirebilirler.
-Bu dönemde üç türlü düşünme görülür. Benmerkezci düşünme, birleştirici ve göreceli düşünme
-Ergen egosantrizm (Benmerkezcilik) : Kendi düşüncelerinin ve söylediklerinin en doğru olduğunu düşünür. Herkesin kendisiyle uğraştığını ve onu takip ettiğini (Hayali seyirciler kurgular) düşünür. Diğer insanların kendileriyle ilgili düşüncelere aşırı önem verirler. Bu nedenle ayna karşısında bol bol zaman geçirilir. Ergen kendine özgü dramatik senaryolar, hüzünlü hikâyeler geliştirir. Örneğin; hiç evlenemeyeceğini, iş bulamayacağını düşünür. Ergen kendisini ünlü bir sporcu, sanatçı, film kahramanı gibi hayal eder. Âşık olur ve "kimsenin kendisi kadar sevemeyeceğini" düşünür. (Kişisel efsane)
-Birleştirici düşünme: Birey değişken birkaç özellik veya değişken içeren problemleri çözebilir. Bir problem durumunun birden fazla değişkeni barındırdığını ya da bir problemin birden fazla çözüm yolunun (hipotez geliştirme) bulunduğunu anlar.
-Göreceli düşünme (Kişiye, zamana ve yere göre düşünme) : Diğer bireylerin düşüncelerine göre kendi orijinal düşüncelerini geliştirir. Örneğin; birey kendi ahlaki değerlerini geliştirir. Kendi doğruları ile başkalarının (anne-baba ya da öğretmenlerinin) doğruları arasındaki farkı anlar ya da birey bir fotoğrafa bakarken kendine göre sol taraf ile fotoğrafa göre sol taraf arasındaki farkı anlar.
-Hızlı bedensel büyüme: Bedendeki hızlı büyümenin sonucu sinirlilik, sakarlık ve uzun süre dikkati kullanamama görülür.
-Üreme sistemlerinin gelişimi: Beynin cinsel fonksiyonlarla ilgili salgılar üretmesi sonucu zihinsel gelişimde kısa dönemli farklılıklar görülür.

  • Piaget’e göre zihinsel gelişim yavaş ve aşamalıdır. Bir aşamada elde edilenler sonraki aşamaların temelini oluşturur.
  • Zihinsel gelişim evreleri hiyerarşiktir. Her birey, evreleri atlamadan sırayla izler.
  • Gelişimde bireyler ayrılıklar vardır.



1.5.2.2. BRUNER’İN BİLİŞSEL GELİŞİM KURAMI

Bruner’e göre bilişsel gelişim yaşam boyu devam eden bir süreçtir. Bilişsel gelişimde dil faktörünün önemli olduğunu savunmuştur. Bilişsel gelişim ona göre 3 aşamada oluşur: Eylemsel (0-3 yaş), İmgesel dönem (3-6 yaş) ve Sembolik dönem (7 yaş ve üstü)

1-Eylemsel dönem (0-3 yaş):
- Çocuk bu dönemde çevreyi eylemlerle anlar ve bilgi toplar.
Çevredeki nesneleri, ona dokunarak, vurarak, ısırarak, hareket ettirerek tanır.
- Nesnelerle doğrudan etkileşime geçerek yani yaparak yaşayarak öğrenir.
- Bilgi eylemlerle temsil edilir.
- Devinim (eylemler) duyusal zekâyı ilgilendirir ve onu geliştirir.

Örnek: Kaşığın yemek yediği, bisiklet bindiği bir nesnedir.
Not: Piaget’in duyusal hareket dönemine karşılık gelir.


2-İmgesel dönem (3-6 yaş):
- Bu dönemde bilgi imgelerle (kavram ve sözcükler) elde edilir.
- Görsel bellek gelişmiştir.
- Algı önemlidir. Bir olayı, nesneyi nasıl algılarsa zihninde o şekilde canlandırır.
- Çocuk bir olayı ve nesneyi görmeden de resmedebilir.

--> Bu dönem Piaget’in işlem öncesi dönemini karşılar. Gardner ise, bu dönemi “Uzaysal-mekânsal dönem” diye tanımlamaktadır.

Örnek: Çocuk oturma odasının resmini çizer veya anlatabilir.

3- Sembolik dönem (7 yaş ve üstü):
- Çocuk yaptıklarını ve anladıklarını sembollerle açıklar.
- Yaşamın tamamıyla mecazlar, grafikler, formüller ve simgeler yoluyla kavranmasını kapsar.
- Dil, mantık, matematik, müzik alanlarının sembollerini kullanır.
--> Bu dönem Piaget’in soyut işlemler dönemine denk gelmektedir.


1.5.2.3. VYGOTSKY’İN BİLİŞSEL GELİŞİM KURAMI
Bilişsel gelişimde psikolojik süreçlerden çok çocuğun sosyal çevresinin ve kültürünün önemli etkiye sahip olduğunu savunur. Ona göre tüm öğrenmelerin kaynağı sosyal çevredir. Ayrıca dilinde bilişsel gelişimde etkili olduğunu savunur.

Çocuğun bilişsel gelişiminde yetişkinlerin (özellikle öğretmenlerin) ve diğer çocukların etkisinin çok olduğunu savunur.

- Yakınsal Gelişim Alanı: Çocuğun tek başına yapmakta zorlandığı veya başarılı olamadığı, ancak yetişkin rehberliğinde başarabileceği görevler- davranışlara denir. Örnek: Çocuk yeni kelimeler öğrenirken okumakta zorlanıyorsa ebeveynleri bu kelimeleri okuyarak çocuğun kelimeleri işitmesine yardımcı olabilir.

- İşbirlikli Öğrenme: Birey tek başına öğrenebileceğinden çok daha fazlasını yakın çevresinin desteği ve işbirliği ile öğrenebilir.

- İçsel Konuşma: Üst düzey zihinsel işlevlerin sosyal ilişkilerden kaynaklandığını düşünür. İçsel konuşma benmerkezli konuşma sırasında, çocuğun içine doğru dönmesi ile ortaya çıkar. Böylece içsel konuşma zihinsel süreçlere ve bilinçli anlamaya yardımcı olur. Yani birey kendi kendi ile konuşarak farkındalık yaratır, kendini anlar, durumu değerlendirir ve böylece zihinsel gelişimine katkı yapar.

Öğretmen ve yetişkinlerin görevi, dışsal denetimi giderek azaltarak çocuğun içsel denetimini beslemek ve kendi kendisini düzenlemesini desteklemektir. Yani çocuk kendi kendine bağımsız düşünmeli ve problemleri kendi kendine çözmelidir.

Vygotsky’e göre bilişsel gelişime etkisi olan faktörler şunlardır:

  • Bilişsel gelişimde kültürün ve sosyal çevrenin etkisi vardır
  • Çocuk Yetişkin İlişkileri
  • Çocukların birbiriyle işbirliği
  • Dil Öğrenme
  • Öğretmen Faktörü
  • Nesne, materyal ve olaylarla somut yaşantılar