Üye olmak zorunda değilsiniz,Linkler Açıldıl

Etiketlenen üyelerin listesi

1. Büyüme ve gelişmenin tanımı. Büyüme, Vücudun hacim ve kütlece artmasıdır. Gelişme ise hücre ve dokularını yapı ve bileşiminde değişmeler sonucu organların işlevlerinde belli bir olgunluğa erişmesidir. Gelişmenin sonucunda vücut dokularımızın biyolojik fonksiyonlarında ol*gunlaşma meydana gelir ve zihinsel olgunlaşması da sağlanır. Öğrenme ise yeni kazanılan bilgi ve beceriler bütününün belleğe
  1. #1
    4tackstyL3 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Demirbaş Üye
    Üyelik tarihi Jan 2010
    Nereden Gölgenden Bile Şüphe Et !
    Yaş 23
    Mesajlar 8.432
    Bahsedilmiş
    0
    Takip edilen
    0

    Standart Sağlık Bilgisi Ders Notları "Büyüme ve Gelişme" Ayrıntılı Konu Anlaşılabilir Şekilde

    1. Büyüme ve gelişmenin tanımı.
    Büyüme, Vücudun hacim ve kütlece artmasıdır.
    Gelişme ise hücre ve dokularını yapı ve bileşiminde değişmeler sonucu organların işlevlerinde belli bir olgunluğa erişmesidir.
    Gelişmenin sonucunda vücut dokularımızın biyolojik fonksiyonlarında ol*gunlaşma meydana gelir ve zihinsel olgunlaşması da sağlanır. Öğrenme ise yeni kazanılan bilgi ve beceriler bütününün belleğe kaydedilmesidir.
    İnsan doğduğu andan itibaren büyüme ve gelişme süreci başlar. Bu süreç, öğrenmeyle ve olgunlaşmayla devam eder. Bu fonksiyonlar genelde birbiriyle uyumlu olarak sürmektedir. Birindeki aksama diğerlerine de yansır. Büyümesi geri kalan çocukta gelişme, olgunlaşma ve öğrenme de geri kalabilir. Gelişme*nin; büyüme, olgunlaşma ve öğrenmenin etkisi altında olduğu unutulmamalı*dır.
    Büyüme, gelişme ve olgunlaşma süreci, insanlar arasında farklılıklar göste*rir. Böylece boy, kilo, zekâ farkları meydana gelmektedir. Büyüme ve gelişmede çeşitli faktörler rol oynamaktadır

    ~





    Benden Özür Dileme Kılıcım !
    Seni Başkalarına Saplayan Bendim !




    Evine Haciz GeLmiş FakirLer Gibi; Çok Koydu Giderken GötürdükLerin. Hiç DeğiLse GüLüşümü Bıraksaydın, Ana Yadigarıydı.. !

  2. #2
    4tackstyL3 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Demirbaş Üye
    Üyelik tarihi Jan 2010
    Nereden Gölgenden Bile Şüphe Et !
    Yaş 23
    Mesajlar 8.432
    Bahsedilmiş
    0
    Takip edilen
    0

    Standart

    2. Büyüme ve gelişmede rol oynayan faktörler
    E Büyümü ve gelişmede rol oynayan faktörler dört ana grupta toplanmaktadır:
    a) Genetik
    Çocukların pek çok özellikleri, anneden ve babadan aldıkları genlerle belir*lenir. Uzun veya kısa boy, zayıflık veya şişmanlık, zekâ düzeyi, saç ve göz rengi gibi büyüme ve gelişme özellikleri genlerle aktarılmaktadır.Down (Davn) sendromu zihinsel ve bedensel yetersizliklere sebep olan bir hastalıktır.Akondroplazi sebebi bilinmeyen kalıtsal bir cücelik tipidir.
    b) Hormonal
    Hormonlar, vücudun iç salgı bezlerinden salgılanan kimyasal maddelerdir. Büyüme ve gelişmede önemli rol oynayan birçok hormon vardır. Büyüme hor*monu eksikliğine bağlı cücelik, fazlalığına bağlı olarak da devlik meydana gelir. Tiroit hormonlarının azlığına bağlı şişmanlık ve gelişme geriliği oluşabilir.Tiroksin ergenlik döneminden itibaren salgılanan androjen ve östrojen büyüme ve gelişmede etkilidir.Akromegali ise büyüme hormonunun fazla salgılanmasıyla ortaya çıkan el,ayak,burun,çene gibi vücudun uç kısımlarında aşırı büyüme ve devlik gözlenir.
    c) Beslenme
    Yeterli ve dengeli beslenme, büyüme ve gelişme açısından çok önemlidir. Hamile*lik döneminde annenin beslenmesi bebe*ğin gelişimini etkiler. Çocuk*luk yaşlarındaki beslenme yetmezlikleri zekâ gelişimini engeller, kemik gelişimin*de bozukluklara yol açar. Beslenme yet*mezliğine bağlı aşın zayıflıklar oluşur. Tek yönlü yanlış beslenmeye bağlı anormal şiş*manlıklar da söz konusudur.
    d)Fizikî çevre
    Fizikî çevre, anne karnından itibaren büyüme ve gelişmeyi etkiler. Gebe*likte annenin aldığı ilâçlar, geçirdiği grip, kızamıkçık gibi ateşli hastalıklar, radyasyona maruz kalması (röntgen ışınlan gibi), geçirdiği kazalar bebeği et*kiler. Kalp, şeker, yüksek tansiyon, böbrek hastalığı, guatr gibi hastalıklar be*beğin doku ve organlarının gelişiminde problemlere yol açmaktadır. Ayrıca hamile kadının aşırı yorulması,aşırı alkol kullanması,psikolojik gerginlikte bebeğin büyüme ve gelişmesini olumsuz etkiler
    Ana kar*nında oluşan bu bozuklukların tedavisi hemen hemen olanaksızdır. Bebek doğduktan sonra da çevrenin etkisinden kurtulamaz. Bebeğin içinde yaşadığı or*tam, ailesinin eğitim düzeyi, sık geçirdiği hastalıklar, büyüme ve gelişmesini en*geller. Örneğin, çok kirli havada, çok si*gara içilen bir ortamda yaşayan bebeğin akciğer hastalıklarına yakalanmasına zemin hazırlanmış olur.
    Fizikî çevreyi oluşturan içme ve kul*lanma sulan, hava kirliliği, ısı, ışık, rad*yasyon, gürültü, lâğımlar ve pis sular, çöplükler, barınaklar gibi faktörlerin
    iyi*leştirilmesi gerekir. İnsan sağlığının korunması için sağlıklı bir çevreye ihtiyaç olduğu unutulmamalıdır.

    ~





    Benden Özür Dileme Kılıcım !
    Seni Başkalarına Saplayan Bendim !




    Evine Haciz GeLmiş FakirLer Gibi; Çok Koydu Giderken GötürdükLerin. Hiç DeğiLse GüLüşümü Bıraksaydın, Ana Yadigarıydı.. !

  3. #3
    4tackstyL3 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Demirbaş Üye
    Üyelik tarihi Jan 2010
    Nereden Gölgenden Bile Şüphe Et !
    Yaş 23
    Mesajlar 8.432
    Bahsedilmiş
    0
    Takip edilen
    0

    Standart

    3. BÜYÜME VE GELİŞME DÖNEMLERİ
    Tek bir hücreden başlayan insan hergün büyüme ve gelişmeye devam eder.Büyüme ve gelişmenin en yoğun olduğu dönemdir.Büyüme ve gelişme insanın erişkin düzeye ulaştığı 18-20 yaşına kadar devam eder.Bu dönemde duraklamaya başlar.
    a Bebeklik dönemi
    .Doğumla başlayan 0-12 aylık dönem bebek*lik dönemi olarak adlandırılır. Be*beklik dönemi ikiye ayrılarak incelenir.
    1. Yeni doğan dönemi: 0-28 gün arasın*daki dönemdir. Bu dönemde bebek karşılaştığı dış ortama uyum sağlamaya çalışır. Günün büyük bölümünü uyuyarak geçirir. Çevresini net göremez, ışığı ayırt edebilir, emme ve ya*kalama refleksi vardır. Başını dik tutamaz,çevreye karşı ilgisi yoktur.Sorunlarını sadece ağlayarak çözer.Sağlık açısından risk taşıyan önemli bir dönemdir. Gürültüye tepki gösterir.

    2. Yeni doğan sonrası dönemi: 1 – 12 Ay arasındakı hızlı bedensel büyümenin olduğu dönemdir. Bebeklik dönemi hayatın en önemli bölümüdür. Vü*cut ve zekâ olarak en hızlı gelişme bu dönemdedir. 0-1 yaş arasındaki bebek, kendine yetemez durumda ve sürekli bakıma muhtaçtır. Bu dönemdeki prob*lemler ileri yaşlarda büyüyerek devam eder.
    Bebek büyümesinin izlenmesi belirli aralıklarla, standart çizelgelere göre değerlendirilerek yapılır. Normalden sapmaların erken belirlenip gerekli ted*birlerin alınması gerekir. Özellikle yetersiz beslenme ve sık tekrarlayan mikro*bik hastalıklar büyüme ve gelişmeyi olumsuz etkiler. Genellikle anne sütü ilk 4-6 aylık dönemde bebeğin beslenmesi için tek basma yeterlidir.
    Normal büyüyen bebeğin kilosunun boyuna, boyunun da yaşma uygun ol*ması gerekir. Bu üç parametre, standart büyüme eğrilerinden takip edilir. Ayrı*ca baş çevresi ölçümleri de önemlidir.
    Bir yaşında, çocuk 3-3,5 kg olan doğum ağırlığının 3 katma çıkmıştır.Boy ise % 50 oranında artar Yani 50 Cm doğan bir çocuk 75 Cm ye ulaşır. Beyin ağırlığı 900 grama ulaşmıştır. Bu dönemin en önemli organı ağızdır. Bu dönem*de çocuk, cisimleri ağzına götürür, meme emerken haz duyar. Anneye tam ba*ğımlıdır. Pasif ve sürekli alıcı bir hayat sürer. İhtiyaçlarının hemen giderilme*sini ister, beklemeyi bilmez. Sevgi ve şefkat ister. Yeterli ilgi ve bakım görme*yen bebeklerde ileri yaşlarda ruhsal problemlere daha sık rastlanır.Bebek 3 . aya doğru annesini tanımaya başlar.Anne babanını sevgisi ve bakımı bebeğin güven duygusunun gelişmesinde yardımcı olur.beslenme ve bakım düzenli olarak yapılan bebekler daha güvenli bir hayat sürer.2.Aydan itibaren baş kontrolü gelişir.Hareketli cisimleri izler ellerini kontrol kontrol etmeye uzanmaya çalışır.Sesi izler güler.5.ayda ters dönebilir.Uzandığı nesneleri yakalar.6 ayda destekle oturabilir,eline alıdığı bir cisimle vurarak ses çıkarabilir.Yabancıları ayırt edebilir.7.aydan itibaren desteksiz oturabilir.İki eliyle cisimleri tutabilir.Mmama kaşığını ağzına götürebilir.8.aydan itibaren kolundan destek olunca doğrulup oturabilir.Cisimleri yere atarak ses çıkarmayı sever.Cisimleri bırakıp geri alabilir.9.aydan itibaren destekle ayakta durabilir,yürümeye çalışır.Hece tekrarından oluşan “Baba” “Dede” gibi kelimeleri tekrarlamaya çalışır.Bardaktan su içebilir.10.Ayda yardımsız ayağa kalkar,kelimeleri tekrarlamaya çalışır.Bardaktan su içebilir.12. ayda elinden tutunca yürüyebilirEğilip yerden cisimleri alabilir.Söyleyebildiği kelime sayısı artar.Sevgisini belli eder.Komik davranışları tekrarlar.Bu dönem çocuktan çocuğa farklılık gösterir.bebeklik döneminde çocuk,acıdan ve zevk vermeyen olaylardan kaçar.Beklemeyi bilmez,engellenmekten hoşlanmaz,ihtiyaçlarının hemen giderilmesini bekler.

    ~





    Benden Özür Dileme Kılıcım !
    Seni Başkalarına Saplayan Bendim !




    Evine Haciz GeLmiş FakirLer Gibi; Çok Koydu Giderken GötürdükLerin. Hiç DeğiLse GüLüşümü Bıraksaydın, Ana Yadigarıydı.. !

  4. #4
    4tackstyL3 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Demirbaş Üye
    Üyelik tarihi Jan 2010
    Nereden Gölgenden Bile Şüphe Et !
    Yaş 23
    Mesajlar 8.432
    Bahsedilmiş
    0
    Takip edilen
    0

    Standart

    b) Çocukluk dönemi
    Çocukluk dönemi 1-6 yaşlar arasını kapsar. Kendi arasında iki*ye ayrılır.
    1. Özerklik dönemi: 12 - 36. ay arasıdır. Bu döneme, tuvalet eğitimi döne*mi veya anal dönem de denilir. Bu dönemdeki çocuk, yardımsız yürümeye baş*lar.
    Müzikle ritm tutabilir. Renkleri ayırt eder. Kendi boyuna göre bir iskemleye oturup kalkabilir. Büyüklerin davranışını taklit eder. Tuvalet ihtiyacını söyle*yebilir. Kısa cümlelerle konuşur.Tuvalet eğitimine başlamak için en uygun zaman 12-15. aylar arasıdır. Bu eğitim, çocuğa sevgiyle ve anlayışla yaklaşarak verilmelidir. Çünkü bu dö*nem çocuğun aksine reaksiyon göster*diği ve direndiği bir dönemdir.Anal bölgeye ilgi gösteren ve dışkılamadan zevk alan çocuk bu işlemi anneye ödül ya da ceza olarak uygulayabilir.Annenin aşırı baskıcı tutumu sonucu çocuk ileride hayatında boyun eğen,aşırı sessiz,sakin uysal bir kişilik geliştirebilir.Annenin kısıtlamayan serbest tutumu ise çocuğu kural tanımayan bir kişilik gelişmesine sebep olur. Çocuğa aşırı baskı yapılmadan ve çocukta tepkiye sebep olmadan kararlı bir tutumla dışkılama düzene sokulmalıdır çocuklar genellikle 2 yaşına kadar idrar yapma isteklerini haber verebilirler.Ancak 3-4 yaşına kadar özellikle geceleri altlarını ıslatabilirler.Çocuk bu dönemde yasak ve kurallara karşı bağımsız davranmak ister ve güven duygusu veren emzik,battaniye,tüylü oyuncak gibi nesnelere sıkı sıkıya bağlılık gösterir.Bu dönemde gurupla oynama oynama alışkanlığı yoktur.İnatçılık,olumsuz hareketli, isteklerinde ısrarcı bir görünümdedir.kazalara karşı korumasızdır..Dönemin sonunda kasları ve kemiklerinin geliştiği gözlenir.parmak uçlarında yürüyebilen,giyinip soyunabilen,su bardağını taşıyan,tek ayak üzerinde durabilen bir çocuk olur.
    2. Oyun dönemi: Okul öncesi çağ*dır. 3-6 yaşlan arasını kapsar.Oyun dönemi adıda verilir. Çocuk bu dönemde diğer çocuklarla ortak oyunlar oynar. Özerklek dönemindeki inatçı,huysuz,olumsuz çocuk yerine,girişken sevecen,canlı,hareketli bir çocuk gelmiştir.kendi işini kendisi yapmayı sever.Kendi yaşıtlarıyla oynar.Konuşkandır sürekli soru sorar,öğrenmeye karşı isteklidir.Masallara çizgi film kahramanlarına inanır.Gerçek üstü korkutucu kahramanlara ,öcülere,hortlaklara inenır.Hayal gücü gelişmiştir.Olayları abartma ve çarpıtma ile anlatır.Tekerlemelere ve ayıp kelimelere ilgi duyar.Herşeye kolayca kanar.Gerçekle hayali ayırt edemez fırsat bulduğunda cinsel organıyla oynar ve bundan zevk duyar.Benlik duygusu iyice gelişen çocuğun en önemli özelliği kız ve erkek ayrımına varmasıdır.Kızlar annelerini taklit ederek anneleri gibi gibi davranmaya çalışır.Erkekler ise babayı taklit ederler Anne gibi davranan onunla bir arada iş yapmaktan hoşlana kız çocuk süslenmeye merak sarar kendisini babaya beğendirmeye çalışır.Anneyi baba konusunda kendine rakip olarak görebilir.Babaya hayrandır. Erkek çocukta baba gibi davranmak,onungibi yürümek tıraş olmak ister.Hiç kimsenin babasından güçlü,daha akıllı olduğuna inanmaz.o da anneyi babasından kıskanacak kadar anneye hayrandır.Bu sevgi kız ve erkek kimliğinin benimsenmesinin doğal sonucudur..Çocuk anne ve babayla özdezleşme sırasında gözlemlerinin yanı sıra anne babanın istek ve eğilimlerine uymaya çalışır. Onların doğru veuygun gördüğü davranışları yapmayı benimser..Onların beğienmediği davranışları yapmaktan kaçınır.
    Üst benliğin gelişmeye başlamasıyla dönemin sonuna doğru toplumda kabul edilen davranışlara yönelen çocuk yapıcı ve yaratıcı olur.5-6 yaşlarında üst ben(Süper ego) gelişmesini tamamlar.Böylece çocuk duygu ve davranışlarını kontrol etmeye başlar.Anne babayı cinsel öğeler olarak görmekten vvazgeçer.Bu dönemde kız çocuklarda kadınlık,erkek çocuklarda erkek rolünün benimsetilmesi ilerideki dönemlerde cinsel davranış bozukluklarının önlenmesinde büyük önem taşır.
    c) Okul çağı dönemi
    Bu dönem 6-11 yaşlar arasını kapsar.
    Aile ortamından farklı okul yaşamı başlar.Böylece toplumsal çevreye karışır.. Çocuk okul için olgunla*şır. Somut düşüncelerden soyut düşüncelere geçi*lir.İyiyi ,kütüyü,doğruyu – yanlışı,ayırt eder.Zaman,sayı uzay kavramları gelişir,hayal ile gerçek ayırt edilir. Özel kahramanlar,çeteler,guruplar oyunlarda egemendir.Guruplarda zayıflar ezilir.liderlek isteği belirginleşir ve saldırgan davranışlar görülebilir..Guruplar tek cinslidir.karşı cins küçük görülür ve oyunlara alınmazlar.Çevreden beğenilme isteği vardır. Beceriksizlik ve hor görülme durumunda çocukta aşağılık duygusu gelişebilir.Başkalarının kusurları ile alay etmek bu yaş gurubunda daha sık görülür.Dönemin sonuna doğru cinsel merak durgunlaşır.Çocuk bu konuda soru sormaz,cinsel konulardan kaçar.Sorumluluk duygusu başlamıştır.

    d- Ergenlik dönemi
    12 – 21. yaş arası dönemdir. Hızlı bir fiziksel büyüme, cinsel ve ruhsal geliş*me dönemidir. Üç döneme ayrılır:
    1. Erken ergenlik: 12 – 15. yaşlan arasındaki dönemdir. Kızlarda göğüsle*rin, erkeklerde testis (erbezi) ve testis torbasının (skrotum) gelişmeye başlama*sı, bazı vücut bölgelerinde kıllanma olmasına neden olur. Seste değişiklikler, kızlarda âdet görme başlar.
    2. Tam ergenlik: 15 - 18. yaşlan arasındadır. Üreme organlan son şeklim alır. Kızlarda yüz incelir, vücut hatları belirginleşir. Erkeklerde görünüş ve davranış değişiklikleri tamamlanır.
    3. Geç ergenlik: 18 --21. yaşlan arasındaki dönemdir. Yaşça ilerleme, ol*gunlaşma dönemidir. Artık karşı cinsle kalıcı ilişkiler kurulur. Düşünce ve ha*yat görüşü değişir.
    e- Yetişkinlik dönemi
    21–65 yaş arasına yetişkinlik dönemi adı verilir. Bu dönemde kişi meslek sa*hibidir. Aile kurar, çocuklarını yetiştirir. Ailesini geçindirmek, çocuklarını bü*yütmek ve okutmak çabası içindedir. Kişiliği ve düşünceleri son hâlini almıştır. Kendine göre hayat felsefesi vardır. Kişinin en verimli olduğu, topluma en fazla katkıda bulunduğu dönemdir. Yetişkinlik döneminin başlangıcında meslek ve eş seçiminde yapılan yanlışlıklar kişinin bütün yaşamını olumsuz etkileyebilir. Ailedeki huzursuzluklar, iş ortamındaki problemler yetişkinliklerde ruhsal sorunlarıda bereberinde getirir.30-55 yaş arası dönemde ,önceki dönemlerde elde edilen tecrübeler hayata yön veirir.Mesleki başarının yüksek düzeyde olması gereken bu dönemde en büyük sorunlar aile geçimsizlikleri,iş yeri ve mesleğe ait sorunlar,alkol bağımlılığı orta yaş bunalımı ve artan sağlık sorunlarıdır.35-40 yaşlar arasında kişiler evliliklerini,
    gençlik düşlerininin ne kadarını gerçekleştirdiklerini hayattan beklentilerini sorgulayarak bunalıma düşebilirler.Bu da alkol bağımlılığı ve ruhsal çöküntüye yol açabilir.Ancak herkesin böyle olacağı söylenemez.Kadınlarad 45-49 yaş arasında adetten kesilmeyle erkeklerde ise 50-55 yaş arasında yaş dönümüyle ilgili sorunlar ortaya çıkabilir.Yetişkinlik döneminde ruhsal yönden sağlıklı olabilmenin önemli şartı zamanğın olumlu bir şekilde değerlendirilebilmesidir..Boş zamanlarını olumlu işlerde değerlendirilmesi monotonluktan kurtulunmasıda sağlık açısından önemlidir.
    f- Yaşlılık dönemi
    65 yaşın üzerini kapsar. Bu bir anlamda emeklilik dönemidir. Emekliler topluma üre*timden ziyade tecrübeleriyle faydalı olmakta*dır. Torunlarıyla ilgilenir, mevcut hobileriyle uğraşır. Bu dönemde yaşlılığa bağlı hastalık*lar görülmeye başlar. Görme yeteneğinde azalma, çabuk yorulma, unutkanlık, tat duyusunun azalması,ısı değişimine duyarlılık kalp ve akciğer hastalıkları, romatizmal hastalıklar,eklemlerde kireçlenmeler,felçler,yükşek tansiyon,şeker hastalığı gibi problemler oluşur. Yaşlılık döneminde iş gücü kaybı, çocuklann evlenip aileden ayrı bir yuva kurması kişilerde yalnızlık ve işe yaramama duygusuna yol açabilir.Hücrelerin görevlerini yapamaması sonucunda organizmanın giderek direncini yitirmesi ve hastalıklarla baş edememesi kaçınılmaz son ölümü hazırlar.
    Yaşlılıkta önemli olaylardan biriside emeklililk ve onun getirdiği sorunlardır Yıllardır süren mesleğin bırakılmasının yanı sıra toplumda rol kaybı,ilişkilerin bozulması gibi sorunlar boşluk duygusuna sebep olabilir..Yaşlılıkta yalnızlık eşini keybetme ve kimsesizlik önemli sorunlardandır.Yaşlı insanlar her an hastalanabilir.Yaşlı için en uygun bakım ortamı kalabalık ve sevgi dolu bir aile,ilgi alanları5nı sürdürebilecek bir ortamdır.Zeka ve belleği zayıflayan ,hareket yetenekleri yavaşlayan,fiziksel aktiviteleri azalan yaşlılar için en uygun olan hayat tarzı bildiği,tanıdığı hayat tarzını sürdürmelidir.Uzak şehirdeki bir bakım evine gönderilmek yaşlılar için kötü bir durumdur.Onlara istenildiğini ,sevildiğini,yakınları tarafından aranan,hatırı sorulan konuştukları dinlenen yaşlılar mutlu olurlar

    ~





    Benden Özür Dileme Kılıcım !
    Seni Başkalarına Saplayan Bendim !




    Evine Haciz GeLmiş FakirLer Gibi; Çok Koydu Giderken GötürdükLerin. Hiç DeğiLse GüLüşümü Bıraksaydın, Ana Yadigarıydı.. !

  5. #5
    4tackstyL3 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Demirbaş Üye
    Üyelik tarihi Jan 2010
    Nereden Gölgenden Bile Şüphe Et !
    Yaş 23
    Mesajlar 8.432
    Bahsedilmiş
    0
    Takip edilen
    0

    Standart

    4-ERGENLİK DONEMİ VE ÖZELLİKLERİ
    12-21 yaş arasını kapsayan bu dönemde kızlar ve erkekler arasında beden*sel ve ruhsal farklılıklar oluşur. Kızlar, erkeklere göre 2 yıl önce ergenlik döne*mine girerler. Genetik ve çevre faktörlerinin etkisiyle 10 yaşında ergenliğe gi*rip 11-12 yaşında âdet görebilirler. 10-20 cm arasında boylan uzar. Ağırlıkları ortalama 20 kg artar. Büyüme olayı tiroid hormonu ve cinsiyet hormonları (androjen ve östrojen) etkisi altındadır. Ergenlik dönemindeki esas değişiklik, üremeyi sağlayan bezlerin çalışmasıdır. Kızlarda bu dönemde vücut hatları yuvarlaklaşır, kollar, bacaklar, yüz çizgileri, kalçalar ve göğüsler kadında olduğu gibi biçimlenir ve kadınsı görünüm oluşur. Koltuk altında, cinsel bölgelerde kıllanmalar başlar. Yüzde sivilceler görülebilir. 10-13 yaşları arasında ilk âdet kanamaları başlar. Âdet kanamaları her 28 günde bir görülen 3-7 gün süren kanamalardır. 45 - 49 yaşlar arasında menapozla birlikte kanamalar kesilir. Kadınlarda yumurtalıklardan her 28 günde, bir tane olgunlaşmış yumurta atı*lır. Âdet döneminin 14. gününde gerçekleşen bu olaya ovulasyon (yumurtlama) denir. Yumurta fallop tüpünde ilerleyerek rahme gelir. Bu arada rahim içindeki doku kalınlaşarak gebeliğe hazırlanır. Yumurta fallop tüpünde erkek spermi (üreme hücresi) ile döllenirse rahim içine yerleşir ve gebelik başlar. Döllenme*yen yumurtalar rahim içinde salgılanan bir sıvı ile vücut dışına atılırken bunu izleyen günlerde âdet kanaması başlar. Kalınlaşmış rahim dokusu kanamayla atılır.
    Erkeklerde ergenlik döneminde boy 10-30 cm kadar uzar. Kaslar gelişir, vücut hatları belirginleşir. Erkek üreme bezlerinden salgılanan hormonların etkisiyle ses kalınlaşır. Gırtlak gelişir, kemik çıkıntısı belirginleşir. Koltuk altı ve kasık*larda kıllanmalar olur. Sakallar ve bıyıklar çıkar. Testis ve testis torbası geliş*meye başlar. Testiste spermler oluşur. Penis sertleşmesi ve meni gelmesi bunla*rın sonucudur
    ~





    Benden Özür Dileme Kılıcım !
    Seni Başkalarına Saplayan Bendim !




    Evine Haciz GeLmiş FakirLer Gibi; Çok Koydu Giderken GötürdükLerin. Hiç DeğiLse GüLüşümü Bıraksaydın, Ana Yadigarıydı.. !

  6. #6
    4tackstyL3 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Demirbaş Üye
    Üyelik tarihi Jan 2010
    Nereden Gölgenden Bile Şüphe Et !
    Yaş 23
    Mesajlar 8.432
    Bahsedilmiş
    0
    Takip edilen
    0

    Standart

    5. ERGENLİK DÖNEMİNDE GÖRÜLEN RUHSAL DEĞİŞİKLİKLER.
    Ergenlik döneminde kız ve erkeklerde duygu ve davranış değişiklikleri olur. Sinirlilik, okula ve derslerine ilgisizlik vardır. Ergen geleceğe yönelik hayaller kurar. Grup içinde kendini kabul ettirme, karşı cinse kendini beğendirme çaba*sı içindedir. Saatlerce süslenir, saçım tarar, kıyafet beğenmez. Zor seçim yapar, kararsızlık vardır. Cinsel konulan konuşmaktan büyük zevk alır. Merak duyduğu bu konuyla ilgili bilgi toplamaya çalışır. Sivilcelerini, boyunu, kilosunu problem olarak görebilir. Kızlar, göğüslerinin büyümesinden ve âdet görmekten rahatsız olur. Erkekler, sakal ve bıyıklarının çıkmasını erkeklik simgesi gibi görür. Daha sonra anatomik gelişmelere uygun psikolojik değişiklikler de olur. Arkadaş grupları gittikçe daha önemli olur. Grup içinde daha rahat davranır. Aileden ayrılır. Karşı cinstekilerle ilişki kurma isteği artar. Karşı cinsin, vücut görünüşü kadar kişiliğiyle de ilgilenmeye başlar, ortak yönlerini keşfeder. Gele*ceğe yönelik hayaller kurar, projeler yapar. Artık sorumluluklarını yüklenmeye hazırdır.
    Ergenlerin doğru bilgilendirilmeleri, bu dönemdeki problemlerinin daha ko*lay çözülmesine yardım eder. Bu konuda öğretmen ve ailelere büyük görev düş*mektedir.Gençlerin hatalı bilgiler edinmelerini önlemek amacıyla güvenilir kaynaklar gösterilmeli ve oluşabilecek sorunların zamanla düzelerek kaybolacağı anlatılmalıdır.Ergenlik döneminin bedensel ve ruhsal açıdan sağlıklı geçirilebilmesi hayatın daha sonraki dönemlerinide etkileyeceği için çok büyük önem taşır.Bu sebeple ailenin ve eğitimcilerin gençlere anlayışlı davranmaları,destek olmaları,onları bulundukları dönem konusunda aydınlatmaları gerekir.Bu dönemdeki gençlerin de sorunlarını aile üyeleri ile gerektiğinde öğretmenleri ile paylaşmaları,doğru bilgiler edinmeye gayret etmeleri gerekir.Kendi sağlıklarını korumak için istekli olmaları en uygun davranış şeklidir. Ergenin enerjisini spor ve güzel sanatlara yöneltmek çok faydalıdır. Böylece vücudunun disipline edilmesi, psikolojik dengesinin sağlanması ve mutlu olması kolaylaşır. Bu dönem bir geçiş ve bocalama dönemi*dir. Anne ve babanın yakın desteği bocalama döneminin daha kısa sürmesini sağlar. Ergenle bir arkadaş gibi oturup konuşmalı, problemlerini tartışmalı, merak ettiği konularda aydınlatıcı bilgiler verilmelidir. Böylece ergen toplum içi ilişkilerinde daha tutarlı olacaktır. Daha kolay arkadaşlık kuracaktır. Ken*dine doğru arkadaşlar seçmesini öğrenecektir. Çünkü yanlış arkadaş grubunun yönlendirmesi ergeni hatalara sürükler. Bu hatalar, ilerdeki yaşantısını tama*men alt üst edebilir.
    Meslek seçiminde de ergene yardımcı olmak gerekir. Önemli olan kendisinin istediği, zevk aldığı ve saygı duyduğu bir işi seçmesidir. Yoksa aile ve toplum baskısıyla yanlış seçilen meslek, ömür boyu problemlere yol açabilir.
    Ergenlik döneminde geçirilen hastalıklar ve uygulanan tedaviler ilerideki tüm yaşantıyı etkile*yen sonuçlar doğura*bilir. Örneğin, bu dö*nemde geçirilen ka*bakulak, erkeklerde kısırlığa yol açabilir.
    Ergenlik dönemini her birey farklı geçi*rir. Bu dönemdeki bedensel ve ruhsal gelişmeler herkeste birbirinden farklıdır.

    ~





    Benden Özür Dileme Kılıcım !
    Seni Başkalarına Saplayan Bendim !




    Evine Haciz GeLmiş FakirLer Gibi; Çok Koydu Giderken GötürdükLerin. Hiç DeğiLse GüLüşümü Bıraksaydın, Ana Yadigarıydı.. !

  7. #7
    4tackstyL3 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Demirbaş Üye
    Üyelik tarihi Jan 2010
    Nereden Gölgenden Bile Şüphe Et !
    Yaş 23
    Mesajlar 8.432
    Bahsedilmiş
    0
    Takip edilen
    0

    Standart

    6-ERGENLİK DÖNEMİNDE GÖRÜLEN SORUNLAR
    Ergenliğin her döneminin farklı özellikleri ve sorunları vardır.
    Erken ergenlik 12-15 yaş arası dönemi kapsayan döneminin en önemli özelliği otoriteye karşı çıkmaktır. Er*gen, bu dönemde kendi başına kalmayı sever.Cinsel konularla daha fazla uğraşmaya başlar.Fizyolojik olaylardan olan adet kanamalarının başlaması kızlarda panik duygusu yaratabilir.Genç kendini hastalığa yakalanmış gibi hissedebilir.Erkeklerde vücudun belirli bölgelerinde tüyler çıkar.Ses değişimide yaklaşık 6 ay kadar sürebilir ve rahatsızlığa sebep olabilir.
    Ergen kişi tedirgin,güç beğenen,çabuk tepki gösteren bir genç olur.Otoriteye karşı çıkar,çalışmaya isteksiz hisseder,çekingenleşir,yalnız kalma isteği duyar.Ailesi dışında yeni kişilere ilgi duymaya başlar.Anne babasının ilgisinden yakınır.Onların kendisine çok karıştıklarını düşünür.Kendisine tanınan hakları yetersiz ,evdeki,okuldaki kuralları çok sıkıcı bulur.Duyguları hızlı değişmeler gösteren genç ergen,çabuk sevinir,çabuk üzülür,çabuk sinirlenir,dağınık ve savruktur.Sık sık bir şeyleri devirir,iştahı artar daha sık yemek yeme ihtiyacı hisseder.İlgi alanları artan ergen,hızlı müzikler dinlemeye başlar ,süslenir,giyim düşkünlüğü gözlenir,gizli fısıldaşmalar,odasına kapanmalar,hatıralarını yazma bu dönemde sık görülen davranışlardır.
    Tam ergenlik 15-18 yaş dönemini kapsar.Gencin kendi kimliğini bulmaya ve bağımsızlık kazanmaya çalıştığı,fırtına ve gerilimin yoğun olduğu bir dönemdir. Dönemin başından itibaren kızlarda yüz incelip,vücut hatları son biçimini alırkan,erkeklerde yüz erkeksi bir görünüm alır.bedensel gelişim hızlanır.Bu dönemde gençler karşı cinse ilgi duymaya başlar.kendilerine romantik sevgi ilişkileri kurmaya hazır hisseder..Kendi kimliğine kavuşabilmek vebağımsızlık kazanabilmek için önce anne babasının etkisinden kurtulmaya çalışır.Gencin gözünde ailesi değer kaybeder.Açıkça onları eleştirmeye başlar.Onların uyarılarına kızarDuygusal bağlarını ailesi yerine yeni yakınlıklar ve arkadaşlıklar kurarak evin dışına taşır.Evde oturmaz gibidir.Sporda başarı kazanırsabu başarı ona güven kazandırır.Başarısızlık karşısında yılmayıp mücadele etmeyğ öğrenir..Spor gençlerin kaynaşmasını sağlar.Gurup kurma bu dönemde sık görülür.Arkadaşları giyinip,onlar gibi davranır.Arkadaşlarından ayrı düşünmemeye çalışır.Ailesi ile gencin arkadaşlık ilişkileri sebebiyle sorunlar yaşanabilir.Arkadaşlıklarına kendisini fazla kaptırabilir.kendisini güvensiz ve yetersiz hisseden genç daha atılgan ve becerikli yaşıtlarının etkisi altına girebilir.Anne babasından yeterli desteği göremeyen gençlerin olumsuz arkadaşlıklarayönelmesi mümkündür.Bu sebeple anne babanın desteği ve ilgisidenetim ve uyarısı mutlaka gereklidir.Tam ergenlik dönemindeki gençlerin bir sporcuya,bir pop yıldızına,bir siyasi lidere hayran olmaları sık görülür.hayran olduğu kişiye her yönüyle benzemeye çalışır.tam ergenlikte bir diğer sorun cinsel kimliğin benimsenmesi ve cinsel konularda kendini yetersiz hissetme olabilir.Bu konuda kızlara annenin,erkeklere babanın desteği ve yardımı çok önemlidir.Anne baba utanma duygusunu bir tarafa bırakıp doğru bilgi ve davranışları gençlere aktarmalıdır.Gençler merak ve kaygılarını arkadaşları ile paylaşmayı tercih edebilir.Ancak bu kaygıların körüklenmesine sebep olabilir.Ailelerin basit yazılmışancak bilimsel yönden yanlışiçermeyen kitaplardan yararlanması uygundur..Kişinin cinsel konularda doğru olarak bilgilendirilmesi,u konuların hayattaki önemi veyerini gerçekçi olarak bilmesi,mutlu bir yuva kurmasında etkilidir.

    Geç ergenlik 18-21 yaş arası dönemindir.bu dönemde kişilik gelişir.aile ile ilişkiler düzene girer.sosyal ilişkiler gelişir ve cinsel olgunluğa erişilir. Yani geç ergenlik fırtınanın dindiği sorunların azaldığı bir dönemdir. gençler, artık arkadaş seçiminde kişiliğe önem ve*rir.Birbirlerinin duygularını ,düşüncelerini daha iyi anlamayagayret eder ,gelecekle ilgili planlar yapar.Meslek seçimi,eşseçimi,vatandaşlık haklarından yararlanmaya başlama,sorumluluk alma dönemin önemli gelişmelerindendir. Ailesiyle ilişkileri yumuşamış, aradaki problemleri azalmıştır. Sosyal ilişki*lerde daha girişken ve başarılıdır. Kalıcı arkadaşlıklar kurar. Cinsel ve psikolo*jik olgunluğa gelmiştir. Bu dönemde fırtınalar durulmuş, gerilim azalmıştır.Bu dönemde politik akımların etkisi altına girebilir.Toplumsal olaylara,ülke yönetimine ve politikaya yoğun ilgi duyabilir.toplum açısından artık genç bir yetişkin sayılan genç ergenlik dönemindeki kızlar ve erkekler,cinsel olgunluğa da bu dönemde tümüyle erişirler.

    ~





    Benden Özür Dileme Kılıcım !
    Seni Başkalarına Saplayan Bendim !




    Evine Haciz GeLmiş FakirLer Gibi; Çok Koydu Giderken GötürdükLerin. Hiç DeğiLse GüLüşümü Bıraksaydın, Ana Yadigarıydı.. !

  8. #8
    4tackstyL3 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Demirbaş Üye
    Üyelik tarihi Jan 2010
    Nereden Gölgenden Bile Şüphe Et !
    Yaş 23
    Mesajlar 8.432
    Bahsedilmiş
    0
    Takip edilen
    0

    Standart

    7-ERGENLİK DÖNEMİNDE OLUMLU TUTUM GELİŞTİRME
    Ergenlik dönemi, bütün problemlerine rağmen, geliştirilen olumlu tutum ve davranışlar sebebiyle tüm
    hayatı etkileyen bir dönemdir. Bu dönemde gençler grup arkadaşlarına uyum sağlama, her iki cinsle
    dengeli arkadaşlıklar kurma gibi önemli özellikler ka*zanırlar.Bu dönemde eş ve iş seçimi gibi önemli kararlar alınabilir bu da kişinin bütün hayatını etkileye*cek özelliklerdir. Bu dö*nemde grup ve kişilerle uyumlu ilişkiler sağlaya*mayan bir ergen, yaşan*tısının ilerideki yılların*da da aynı sıkıntıları çe*kebilir. İş hayatında, aile hayatın*da, toplum içinde sağ*lam ilişkiler ve arkadaş*lar kurmasını engelleyebilir. Yalnız ve bunalımlı bir hayat sürecektir. Sosyal ilişkilerinde tutarlı, saygılı ve katılımcı kişiler, topluma çok daha yararlı olurlar.
    Tam Ergenlik döneminde kendi yeteneklerini tanıyan, yete*nek ve isteklerine uygun meslek seçen kişiler başarılı olurlar. Lise döneminde planlı,programlı çalışan çalışma başarının en büyük anahtarı durumundadır.Geleceğe yönelik hedefler tespit edilerek bu plan çerçevesinde çalışan gençler hedeflerine ulaşarak gelecek mutlu bir hayatsevgi ve saygı duyduğu bir mesleğe atılacaktır.Yeteneklerine ve is*teklerine ters düşen bir mes*lek seçen kişinin işinde başa*rılı olması düşünülemez. Ki*şi mutlu olduğu işi yapar*ken başarı kazanır.Sadece auilesi istiyor diye meslek seçilmemelidir Ayrıca plânlı çalışmanın temelleri de ergenlikte atılır. Plânsız çalışma, boşuna çaba sarf etmekle ve enerjiyi yanlış yerlere harcamakla sonuçlanır. Her işe başlamadan önce ne yapılacağı, nasıl yapılacağı hesaplanmalıdır.
    Ergenlik döneminde yapılan spor, bedensel ve ruhsal gelişmeyi hızlandırır. Daha güçlü kaslar, daha sağlıklı vücut tüm yaşantımızı olumlu et*kiler. Ayrıca yarışmak ve grup sporları yapmak kişinin sosyal ilişkilerini geliş*tirir.
    Ergenlik döneminde kazanılması gereken bir diğer özellik de hobiler edin*mektir. Resim, müzik, el sanatları, koleksiyon yapmak gibi. Bu hobiler kişiliğin gelişmesini olumlu etkiler. Kişinin ruh sağlığını korumasına, dinlenmesine, mutlu olmasına yardımcı olabilir.
    Geleceğe yönelik hedefler ergenlikte belirlenir. Doğru hedefler, başarılı bir hayat, mutluluk ve sağlık demektir.
    II. RUH SAĞLIĞI
    Ruh sağlığı tanımlanması en güç olan sağlık kavramıdır. Zamana ve kültüre bağlı olarak farklı şekilde algılanmaktadır. Genel olarak Ruh sağlığı; Kişinin hayata uyumunda başarılı olması,kendisi ve çevresini gerçekçi olarak değerlendirebilmesi,yaşama isteği duyması,isteklerini topluma ters düşmeyecek şekilde yerine getirmesi durumudur.Yani ruh sağlığı kişinin kendisi ve çevresiyle dengeli ve uyumlu bir ilişki sürdürmesi halidir.
    Düşünce,duygu ve davranışlarında sürekli ya da geçici olarak tutarsızlık ve uygunsuzluk gösteren kişilerde ruhsal bozukluktan söz edilebilir.
    Her insan hayatının bazı dönemlerinde ruh sağlığı bozulabilir.Günümüzde ruh sağlığının korunabilir olduğu ruhsal bozuklukların büyük bir kısmının iyileştirilebileceği şeklindedir.
    Ruh sağlığı konusunu incelerken psikoloji ve psikiyatri kavramlarından kı*saca bahsetmek gerekir.
    İnsanın davranış,düşünce ve kişiliğinin normal özellikleri ile ilgilenen bilim dalına psikoloji (Ruh bilimi) denir.
    Ruhsal bozuklukların tanınması tedavisi ve önlenmesi ile ilgilenen bilim dalına ise psiki*yatri (Ruh sağlığı ve hastalıkları bilimi) adı verilir.
    Ruhsal bakımdan sağlıklı bir insanda aranması gereken özellikler şunlardır.
    -Kişinin kendisi ve çevresiyle uyumlu olması, kaygı,kuruntu ve kuşkulardan uzak olması gerekir.
    -Kişi içinde yaşadığı çevrede ilişkiler kurabilmeli ve bunları sürdürebilmelidir.Ailesi dışında bulunduğu iş okul vs.gibi ortamlarda ilişkiler kurabilmeli,kişileri sevebilmeli kendini sevdirebilmelidir.
    -Kişi kendine güvenebilmeli,yetenek ve davranışlarını gerçekçi olarak değerlendirebilmelidir.
    -Kişinin geleceğe yönelik hedefleri olmalı,bunlara ulaşabilmek için gerçekçi yolda çaba göstermeli,sıkıntılara göğüs gerebilmelidir.
    -Kişi yeni durumlara uyma esnekliği gösterebilmelidir.Başarısızlık lardan yılmamalı,kendini bırakmamalı geleceğe dönük umudu ve savaşma gücü bulunmalıdır.
    -Kişi başkalarından bağımsız olarak girişimlerde bulunabilmelidir.Kendi başına karar verebilmeli ve bunları uygulayabilmelidir.Hareketleri nin sorumluluğunu taşıyabilmeli ve sonuçlarına katlanabilmelidir.
    Hatalarından ders alabilmeleri yanlışlarını düzeltmeye çalışmalıdır.Kendi kendini eleştirebilmeli yanılgılarını başkalarına yüklememelidir.
    -Kişinin yaşadığı çevre ve toplumla ters düşmeyen inanç ve değerleri olmalıdır.Toplumun değer yargılarına ve ahlak kurallarına önem vermelidir.
    -Ruhsal açıdan sağlıklı bir kişi,mesleği dışında eğlendirici,dinlendirici ve kişilini geliştirici uğraşlar edinebilmelidir.Sanat,spor vb.
    -Ruh sağlığı da beden sağlığı gibi bozulabilir.İlaçlar vediğer tedavi yöntemleri ile düzeltilebilmektedir.

    ~





    Benden Özür Dileme Kılıcım !
    Seni Başkalarına Saplayan Bendim !




    Evine Haciz GeLmiş FakirLer Gibi; Çok Koydu Giderken GötürdükLerin. Hiç DeğiLse GüLüşümü Bıraksaydın, Ana Yadigarıydı.. !

  9. #9
    4tackstyL3 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Demirbaş Üye
    Üyelik tarihi Jan 2010
    Nereden Gölgenden Bile Şüphe Et !
    Yaş 23
    Mesajlar 8.432
    Bahsedilmiş
    0
    Takip edilen
    0

    Standart

    1-RUH SAĞLIĞINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER
    Ruh sağlığı alanındaki problemlerin çok faktörlü olduğu bilinmektedir. Bu nedenle ruh sağlığını etkileyen faktörleri iki gruba ayırmaktayız.
    a. Ruh sağlığını etkileyen kişisel faktörler
    b. Ruh sağlığını etkileyen çevresel faktörler
    a)Ruh sağlığını etkileyen kişisel faktörler
    Ruh sağlığını etkileyen kişisel faktörleri birkaç grup altında toplayabiliriz.
    Yaş: Ruhsal hastalıkların çocuklukta az; ergenlik, yetişkinlik ve ihtiyarlık dönemlerinde daha çok görüldüğü bir gerçektir. Ergenlik döneminde yüzdeki sivilceler, hormonal değişiklikler, meslek seçimi, karşı cins ile olumsuz ilişkiler kurulması, toplum kurallarının benimsenememesi gibi psikolojik problemler ortaya çıkmaktadır. Yetişkinliğin son dönemlerinde, hormonal faaliyetlerin durması, kadının çocuk doğuramaması, âdet görmemesi, artık analık özellikle*rini kaybettiği korkusu ve bunun doğuracağı suçluluk duygusu görülebilir. İhti*yarlıkta beyin ve sinir sistemine ait değişiklikler, güven duygusunun kaybı, işe yaramaz bir insan olduğu düşüncesiyle birtakım psikolojik problemler ortaya çıkar. Bazı kişilerde bu etkenler ruh sağlığını bozmaktadır.Ergenlikte orta yaşlara kadar geçen süredir.İleri yaşlarda da beyinde organik bozukluklar sebebiyle ruhsal sorunlar oluşabilir.
    Cinsiyet: Alkolizm, dolaşım sistemi bozukluklarına bağlı psikolojik hasta*lıklar, erkeklerde daha sık görülmektedir. Ancak melankoli ve bazı psikozlar, kadınlarda daha sıktır. Bunların bir kısmının nedenleri kesin açıklanamamak*tadır. Kadınlarda âdet döneminde görülen ruhsal sıkıntılar, hormonal faaliyet*lerle birlikte kişilik yapısıyla da alâkalıdır. Gebelik ve loğusalık dönemindeki ruhsal bozukluklar da bununla ilgilidir.Kadın ve ya erkek olmanın sosyal hayatta getirdiği yükümlülükler ruh sağlığını bozabilir.Özellikle orta yaştaki kadınlarda aynı yaştaki erkeklere göre daha fazla ruhsal çöküntü yaşamaktadır
    Kişinin alışkanlıkları: Toplumda tüketilen alkol miktarıyla o toplumda rastlanılan ruhsal bozukluklar arasında doğru orantılı bir ilişki vardır. Alko*lizm ve buna bağlı ruh sağlığı problemleri önemli bir psikiyatrik sorundur. Bu*na benzer bir ilişki de uyuşturucu ve uyancı maddeleri kullananlarda görül*mektedir. Bu maddeler hem beyin ve vücutta hasara hem de ruh sağlığı üzerin*de büyük ölçüde olumsuz etkilere yol açmaktadır.
    Meslekî ve medenî durum: Ruh sağlığı problemleri, yoğun veya çok riskli mesleklerde çalışanlarda daha sık görülmektedir.
    Araştırmalar, toplumda evlenmemiş kişiler arasında ruh hastalıklarının da*ha yüksek oranda olduğunu göstermektedir. Bunda evlilik hayatının ve çocuk*ların kişi üzerinde olumlu etkileri söz konusu olduğu kadar evlenme sırasında psikolojik açıdan sağlıklı eşlerin seçilmesi de rol oynamaktadır. Evlilik yalnızca cinsel doyum değil aynı zamanda güven, arkadaşlık, anne baba olmanın verdi*ği mutluluk sebebiyle ruh sağlığı açısından çok önemlidir.Yoğun gerilimin yaşandığı yöneticilik,pilotluk,cerrahlık gibi sürekli kendini kanıtlaması gerektiren meslekler ruhsal bozuklukların çıkma ihtimali yüksektir Mesleğini severek yapılmaması ve yeterli maddi ve manevi doyumun sağlanamayan iş ortamında çalışılmasında ruh sağlığını olumsuz etkiler.
    Beden sağlığı: Ruh sağlığıyla beden sağlığı birbiriyle çok yakın ilişkilidir. Anne babadan kalıtım yoluyla geçen özellikler ruh sağlığını etkileyebilir. Fren*gi, kızamıkçık gibi hastalıklar anne karnındaki bebekte bedensel ve zihinsel bozukluklara neden olmaktadır. Yetersiz ve dengesiz beslenme sonucu oluşan vitamin eksiklikleri, iyot eksikliğine bağlı guatr gibi hastalıklar da önemlidir. Doğuştan veya sonradan olma sakatlıklar; sağırlık, körlük gibi eksiklikler kişi*nin yeterli sosyal ilişkiler kuramamasına yol açmaktadır. Dolayısıyla aşağılık duygusu ve kendine güveni kaybetmesine bağlı ruhsal problemler doğurmakta*dır.
    Kişisel alışkanlıklar :Ruh sağlığını olumsuz etkileyen uyuşturucu ve alkol kullanımı gibi zararlı alışkanlıklar ruh sağlığını olumsuz etkilerken,dinlendirici ve beceri geliştirici hobiler ise ruh sağlığını olumlu etkiler
    b) Ruh sağlığını etkileyen çevresel faktörler
    Çevresel faktörler kişilerin beden sağlığını olduğu kadar ruh sağlığını da et*kilemektedir. Bunlar şöyle sıralanabilir:
    1. Aile: Ruh sağlığı bozuk anne babanın, çocuğun ruhsal yapısında önemli rolü vardır. Aile içindeki şiddetli geçimsizlik, düzensizlik, dengesiz davranışlar ve aşın disiplin vb. çocuğu etkilemektedir. Kardeşler arasında yapılan tercih*ler, çocuğun anne babadan biri veya ikisi tarafından reddedilmesi, ilgisizlik ve*ya aşın ilgi görmesi çok önemlidir. Ailenin çocuğu aşın derecede kısıtlaması ve*ya son derece başıboş bırakması ileriki yaşantısında sağlıklı ve bağımsız bir ki*şilik oluşturmasını etkileyecektir. Ailenin sağladığı eğitim imkânları, seçilen meslekler gibi konular da ruh sağlığını etkiler. Annenin sevgi ve bakımından yoksun çocuklarda büyük ve önemli ruhsal problemler görülmektedir. Ailede huzurun , sevgi ve hoşgörünün etkin olduğu bir aile ortamı hem anne hem de babanın ruh sağlığı üzerinde olumlu etki bırakır.
    2. Sosyal, kültürel ve ekonomik durumlar: Kişinin sosyal çevresini oluşturan aile ve toplum, ruh sağlığıyla yakın ilişkilidir. Farklı toplumlarda, farklı kültürlerde birbirinden değişik ruh sağlığı problemleri görülmektedir. İl*kel toplumlardaki batıl inançlar gelişmiş toplumlarda yoktur. Bazı toplumlarda büyük çocuğa daha fazla önem verilir. Bu durum ailedeki bütün çocukları olumsuz yönde etkiler. Çok eşlilik söz konusu olan toplumlarda kadınların ruh*sal problemleri daha farklıdır. Yaşlılara çok hürmet ve saygı duyulan toplum*larda ise, bu kişilerin ruh sağlıklarının daha iyi olduğu görülmüştür.
    Ekonomik güvensizlikler de ruh sağlığını etkilemektedir. Ekonomik kriz dö*nemlerinde ruh sağlığı bozuklukları ve intiharlar daha çok artmaktadır.Düşük ekonomik şartlardaki toplumlarda aile içi sorunlar işsizlik ve suç işleme eğilimi daha fazla görülür.Kültürel faktörler de ruh sağlığını etkiler.Örneğin Anadolu’da yeni evlenen bazı genç kadınlar yıllarca süren bir suskunluk dönemi yaşarlar.Bunun sonucunda iç sıkıntı (Anksiyete) rahatsızlığı bu kadınlarda sık görülür
    3. Özel zorlayıcı durumlar: Göçler, doğal afetler, savaş dönemleri, Terör,Büyük yangınlar,ekono*mik krizler, boşanmalar, çok yakın ve sevilen kişilerin ölümleri gibi durumlar ruh sağlığını olumsuz etkiler. Özellikle ruhsal problemleri bulunan kişiler, bu zorlayıcı durumlarda daha çok etki altında kalırlar.
    Deprem gibi doğal afetler toplumun büyük kısmının ruh sağlığını etkileyen olaylardır
    c) Doğal afetlerin insanların ruh sağlığına etkileri
    Yakınlarını, evlerini ve iş yerlerini kaybeden insanlar*da; üzüntü, şaşkınlık, panik, çaresizlik, suçluluk duyguları oluşur. Ortaya çıkan asılsız söylentiler insanlarda güvensizlik, öfke, panik ve saldırganlık gibi olumsuz*luklara yol açar. Doğal afetlerde kişilerin mevcut durumu kabullenerek uyum sağla*maları, elbirliği ile problemlerin üstesin*den gelineceğine inanmaları gerekir. Asıl*sız söylentilere inanmayarak yetkililerden gerçekleri öğrenmeleri ve buna göre dav*ranmaları çok önemlidir. Doğal afetler sı*rasında üstesinden gelemeyecekleri ruhsal sorunlarla karşılaşan bireyler, psikiyatrist, psikolog, rehberlik ve psikolojik danış*manlara başvurarak yardım almalıdırlar.

    ~





    Benden Özür Dileme Kılıcım !
    Seni Başkalarına Saplayan Bendim !




    Evine Haciz GeLmiş FakirLer Gibi; Çok Koydu Giderken GötürdükLerin. Hiç DeğiLse GüLüşümü Bıraksaydın, Ana Yadigarıydı.. !

  10. #10
    4tackstyL3 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Demirbaş Üye
    Üyelik tarihi Jan 2010
    Nereden Gölgenden Bile Şüphe Et !
    Yaş 23
    Mesajlar 8.432
    Bahsedilmiş
    0
    Takip edilen
    0

    Standart

    2-RUH SAĞLIĞININ KORUNMASI
    Kişinin ruh ve beden sağlığını koruması için öncelikle kendini tanımaya ça*lışması gerekir. İnsanların kendi ruhsal yapısını olumlu ve olumsuz yönleriyle tanıyıp kabul etmesi, çelişkiler yaşamasını engeller. Önemli olan kişinin olum*suz yönlerini azaltmaya çalışması, olumlu davranışlarını geliştirmesidir. Ancak bu, kendi özelliklerini kaybetmesi demek değildir. Tam tersine, kendi özellikle*ri ve ruhsal yapısıyla toplum gerçekleri arasında uyum sağlaması gerekir. Çün*kü insanlar yaşadıktan topluma ters davranışlar içine girdikleri zaman, çeşitli bunalımlar ortaya çıkmaktadır. Kendini toplumdan soyutlamak veya toplum tarafından dışlanmak ruh sağlığını olumsuz etkiler.
    Kişiler, çevresindeki farklı görüşlere anlayış ve hoşgörüyle yaklaşmalıdır. Herkesin aynı görüşte, aynı düşüncede olması mümkün değildir. Hoşgörü ol*mayan toplumlarda çatışmalar ve kavgaların bitmesi beklenemez. Kişi hoşgörü sahibi olmalı, insanlarla iş birliği yapmalı, evinde, iş yerinde, okulunda çalışa*rak hem kendine hem toplumun gelişmesine katkıda bulunmalıdır.
    Her insan, hayatının belirli dönemlerinde zorluklarla ve başarısızlıklarla karşılaşır. Başarısızlıkların sonunda her şeyden vazgeçmek yanlış bir davra*nıştır. İnsan, zorluklarla baş edebilme gücünü kendinde görerek mücadele ede*bilmelidir. Zorluklardan kaçış insanı ruhsal bunalımlara götürür. Kişi her yeni durumu gerçekçi olarak değerlendirmeli, kendini ona göre ayarlamalıdır. Bu uyum yeteneği kendi yaradılışında vardır.
    İnsan sadece çalışarak yaşayamaz. Kendine de zaman ayırmak zorundadır. İşten arta kalan zamanını bilgi, beceri ve yeteneklerini geliştirecek uğraşlarla değerlendirmek gerekir. Bunlar hem insanı mutlu eder hem de çalışma verimi*ni artırır. Sağlıklı ve uzun bir ha*yat sürdürebilmek için ruhen din*lenmek gerekir. Günün belirli za*manında zevk alınan işleri yapmak bunun için en iyi yoldur. Müzik dinlemek, yürüyüş yapmak, fotoğraf çekmek, resim yapmak, el işleriyle uğraşmak hem bedensel hem ruhsal yönden insanı dinlendirir.
    Toplum içinde tutarlı davranılmalıdır. Kişinin hem kendisinin hem de çevresinin ruh sağlığını bozmaması gerekir. Evde, okulda, iş yerinde sergilenen tutarsız dav*ranışlar hem kişiyi hem etrafındakileri olumsuz etkiler. Tutarlı dav- maya istekli olmak da önemlidir.
    Yaşantının her döneminde bazı nedenlerle kaygı ve üzüntüler yaşanması normaldir. Bu, hastalık veya ruhsal bozukluk değildir. İnsan sevinebilen ve üzülebilen bir canlıdır.
    Hayat boyunca zaman zaman problemlerle karşılaşılabilir. Önemli olan bu*nu aşmanın yollarını bulmaktır. Okul hayatında çözülemeyen sorunlar karşı*sında sınıf öğretmenine veya rehber öğretmene danışılmalıdır. Gerekirse okul yöneticileri bu konuda yardımcı olacaktır.Böylece sorunlar büyüyüp çözümü daha güçleşmeden yerinde ve zamanında yapılan müdahale edilebilir ve yardım sağlanabilir
    İnsan yeteneklerini ve özelliklerini bilmelidir. Yeteneklerine göre kendini yönlendirmesi, daha verimli olmaya çalışması, basanlardan mutlu olması gere*kir. Geleceğe yönelik hedeflerini plânlarken yeteneklerini düşünmeli, zorlukla*rı nasıl aşacağını bilmelidir. Her yeni durum ve ortama uyum gösterebilecek esneklikte olmalıdır. Ancak bu, kişilik özelliklerinden vazgeçeceği anl***** gelmemelidir.
    Ruh sağlığının korunması için anne ve babanın bu konuda eğitilmesi çok önemlidir. Okulda öğretmenlere ve rehber öğretmenlere büyük işler düşer. Ge*rektiği taktirde psikolog ve psikiyatrlardan yardım alınmalıdır.
    Koruyucu ruh sağlığı hizmetleri üç gruba ayrılabilir:
    1. Birincil koruyucu ruh sağlığı hizmetleri: Ruh hastalıklarının ortaya çıkmasına neden olan faktörleri kaldırmaya yönelik hizmetlerdir. Birinci koru*yucu ruh sağlığı hizmetleri okul aile birlikleri, mediko sosyal merkezleri, reh*berlik ve danışma merkezleri ve halk eğitim merkezlerinde verilmektedir.
    2. İkincil koruyucu ruh sağlığı hizmetleri: İlâçlı ve psikoterapi yapıla*rak ayakta tedavi uygulayan kuru*luşlarda verilen hizmetlerdir. Bu
    hizmetler hastaneler, özel klinik*ler ve doktor muayenehanelerinde verilmektedir.
    3. Üçüncül koruyucu ruh sağ*lığı hizmetleri: Ruh sağlığı bozu*lan kişilerin rehabilitasyonla tekrar topluma kazandırılmasına yönelik hizmetlerdir. Rehabilitasyon mer*kezleri ve üniversite hastanelerinin psikiyatri kliniklerinde üçüncül koruyucu ruh sağlığı hizmetleri ve*rilmektedir.

    ~





    Benden Özür Dileme Kılıcım !
    Seni Başkalarına Saplayan Bendim !




    Evine Haciz GeLmiş FakirLer Gibi; Çok Koydu Giderken GötürdükLerin. Hiç DeğiLse GüLüşümü Bıraksaydın, Ana Yadigarıydı.. !

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 7 kullanıcı var. (0 üye ve 7 konuk)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
ForumFokurtu.CoM

Url List Google Sitemap

Sitemiz; hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. 5651 sayılı yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple sitemiz, "uyar ve kaldır" prensibini benimsemiştir. Yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri abuse[at]forumfokurtu[dot]com mail adresinden yada İletişim bölümünden bizlere ulaşabilirler.