Büyük Selçuklu (1040-1157) devletinde ordu, devletin temelini oluşturmaktaydı. Selçuklu sultanlarının maiyetinde büyük bir ordu bulunurdu.


Ayrıca şehzade ve emirlerin de sürekli silah altında tuttukları düzenli orduları vardı. İlk önceleri aşiret kuvvetleri şeklinde olan ordunun yapısı Gaznelilerdeki (963-1186) yapı esas alınarak şekillendirilmişti. Ancak daha sonra devletin toprakları genişleyip büyük bir kudrete ulaştıktan sonra askerî bir teşkilatlanma yoluna gidildi.
Büyük Selçuklu Devletinin vezirlerinden Nizamül-Mülk (1018-1092) o zamana kadar, emirlere eyâletler şeklinde taksim edilmiş olan arazileri küçük parçalara ayırarak ikta sistemini getirmiştir. Buna göre hükümdar, şehzade, vali ve emirlerin derecelerine göre iktaları (muayyen gelir olan arazi parçaları) vardı. Göstermiş oldukları yararlılıklar karşılığında bu topraklara (dirlik) sahip olan atlı askerlere ‘sipahi’ denilmekte idi

. Ayrıca piyade birlikleri de bulunmaktaydı.



Selçuklu ordusu çeşitli unsurlardan oluşturulmuştu. Önemli bölgelerin ordu komutanları, "isfehsâlar” veya "sipehsâlar” olarak isimlendirilmekte olup, bu ünvan Samaniler (895-1005) zamanında, merkezi Nişabur olan Horasan orduları komutanının ünvanı olarak kullanılmaktaydı. (Sipehsalar-ı Horosan) İyi bir şekilde teşkilatlandırılan Selçuklu ordusunun asker sayısı dört yüz bin kişi gibi muazzam bir rakama ulaşmıştır. Selçuklularda ordu komutanları aynı zamanda bulundukları bölgenin de valisi idiler.


Selçuklu ordusunun savaş meydanında konuşlandırılması, daha önceki İslâm devletlerinde olduğu gibi, merkez (kalp), sağ kanat (meymene), sol kanat (meysere), öncü (mukaddeme pişdar), ardcı (saka-dümdar) şeklindedir.

Selçuklu ordusunda kılıç, ok, yay, kargı, kalkan, zırh, topuz vb. silahlar kullanılmakta, ayrıca mancınık, neftçiler ve barutçulardan oluşan ayrı birimler bulunmaktaydı. Selçuklular, askeri haberleşmenin süratli bir şekilde yapılabilmesi için mükemmel şekilde işleyen bir menzil teşkilatı da kurmuşlardı. Ordunun temelini tımarlı sipahiler teşkil etmekteydi.

Sipahiler, ellibaşı, subaşı, emir, serasker, emir-i sipahsalar ve melikül ümera gibi komutanlar tarafından idare edilmekteydi. Bu komutanlar kendilerine verilmiş olan ikta ölçüsünde asker beslemek ve bunları savaşa hazır halde bulundurmakla yükümlüydüler. Savaştan sonra elde edilen ganimetin beşte biri "humus-ı has” adı altında hazineye konurdu.
Selçuklu ordusu baslangıçta yalnızca Türkmenler’den olusuyordu.Sonraları devletin sınırları genişledikçe ordu,Türkmen geleneklerinden uzaklaşarak can alıcı bölümü köle kökenli profesyonel askerlere dayanacak biçimde yeniden düzenlendi.Daha Tuğrul ve Alparslan döneminde Selçuklu ordusunda dört binin üstünde köle asker bulunuyordu ve belli başlı komutanlar köle kökenliydiler.Küçük yaşta toplanan ve iyi bir askeri eğitim gören köle askerler sultanın en gözde savaşçılarını oluşturuyordu.
Alp Arslan dönemine kadar beylere bağlı göçebe Türkmenlerden oluşan ordu Nizamülmülk tarafından yeniden yapılandırıldı. Nizamülmülk, aylıklı askerlerden oluşan sürekli bir ordu kurdu. Bu aylıklı askerlere "gulam" deniyordu ve bunlar temel olarak başkentte iktidarı korumakla görevliydi. Savaş sırasında asıl ordu ise ikta sahiplerinin yönetimindeki atlı askerlerden oluşurdu. Ayrıca bağlı devletler de savaş zamanlarında sultanın ordusuna asker gönderiyorlardı. Melikşah döneminde orduda 50 bin kadar atlı asker olduğu bilinmektedir.

Meliksah döneminde Ortaçağ’ın en büyük askeri gücü durumuna gelen Selçuklu ordusu doğrudan sultana bağlı Gulaman-ı saray;her an savaşa hazır hassa ordusu:meliklerin şahnelerin askerleri;bağlı devletlerin kuvvetleri ve kendi beylerinin yönetimindeki Türkmenler’den oluşuyordu.

Büyük Selçuklularda devletin temeli olan ordu, Hassa ordusu ve tımarlı sipahilerden meydana geliyordu sarayda özel olarak yetiştirilip, doğrudan sultana bağlı olan Gulamân-ı saray askerleri çeşitli milletlerden seçilirdi Bunlar senede dört defa maaş alırlardı Hassa ordusu; melik, vali, vezir ve diğer yüksek rütbeli devlet memurlarının emri altında, her an harekete hazır askerler olup maaşlıydılar



Sipahiler; süvari kuvvetleriydi Sipahi ordusu mensuplarından her biri, ülkenin çeşitli bölgelerinde kendilerine tahsis edilen toprakların (ikta=dirlik) gelirlerinden geçimlerini sağlıyordu Selçuklular, askerî iktalar sayesinde, maaş ödemeden bir orduyu beslemiş, mühim bir Türkmen nüfusunu toprağa ve devlete bağlayarak iskân etmişti Bu sayede üretimin artmasını, halk ile hükümet arasında yeni askerî ve idarî bir kadronun kurulmasını temin etmişti


Bin süvariden fazla asker besleyen ikta sahipleri vardı Büyük Selçuklularda ordu mevcudu, 400 000'e kadar çıktı Bunun 46 000'i merkezde, geri kalanı devletin diğer bölgelerine dağılmış durumdaydı .ikta sistemiyle, ülke menfaatlerini âhenkleştirip, kudretli askerî ve idarî teşkilata sahip oldular


Selçuklu ordusunun gezici hastaneleri ve Çerge denilen hamamları vardı Orduda hafif silah olarak ok, yay, kılıç, kalkan, mızrak, harbe, sökü, bozdoğan da denilen topuz, gürz, balta, nacak, çekre, zemberek, pala, cevşen (zırh) ve çokal kullanılırdı Ordunun silahları ülke içinden, en iyi malzeme kullanılarak, sanatında pek mahir ustalar tarafından imal edilirdi Büyük Selçuklularda deniz kuvvetleri olmamasına rağmen, bağlı devletlerde vardı Ordunun ihtiyacının karşılanması ve meselelerin halline Dîvanü'l-ceyş bakardı

ORDU TESKILATI

HASSA ASKERLERİ:Sultana bağlı özel birliklerdir. Hizmetlerinin karşılığında kendilerine ikta denilen belirli bir arazi tahsis edilirdi.

GULAMAN-I SARAY: Doğrudan sultana bağlı muhafız birlikleridir.Farklı milletlerden seçilip özel olarak yetiştirilen ücretli askerlerdir.

EYALET ASKERLERİ: Melik ve eyalet valilerinin askerleriyle birlikte orduya katılmasıdır .
TÜRKMEN-LER: Devlet başkanının daveti sonucu Türkmenlerden savaş zamanında orduya katılan askerlerdir.
SİPAHİLER:İkta sahibi olanların ikta gelirleri karşılığı beslemek zorunda oldukları atlı askerlerdir
YARDIMCI KUVVETLER: Selçuklularda bağlı devlet ve beyliklerin savaş zamanında gönderdikleri ücretli askerlerdir

SELÇUKLULARDA İKTA(DİRLİK) SİSTEMİ


İkta, İslam devletlerinde mülkiyeti devlete, kullanım hakkı ikta sahibi denilen şahıslara ait olan toprak gurubudur. Devlete askeri ve mali alanda büyük güç kazandırmıştır.
İkta olarak verilen toprakta ikta sahibi devlet adına bölgeden vergi toplar. İkta sahibi vergi ile kendi maaşını karşılar. Savaş halinde bölgeden toplanan eli silah tutan atlı birlikler oluşturularak orduya katılır ve bu askerlerin tüm ihtiyaçlarını ikta sahibi karşılar. İkta sahibi aynı zamanda sorumlu olduğu bölgenin güvenliğini ve bu bölgede ki tarımsal üretimin devamlılığını sağlar.