TANZİMAT ÖNCESİ

1. “İslami Türk edebiyatının bilinen ilk yazarıdır.11.yüzyılda Türkistan’da doğmuştur. İlk Divan edebiyatı şairidir. İlk mesnevi türünü, ilk aruz ölçüsünü, ilk alegorik eseri, ilk siyasetnameyi, ilk didaktik eseri ve ilk geçiş dönemi eserini yazmıştır.

YUSUF HAS HACİP

2. “XIV. yüzyılın Azeri Türkçesi’ni kullanan, yapıtlarının çoğunda aruzu bir kısmında heceyi kullanan sanatçısıdır. Bilgin ve şair olduğu kadar Yıldırım Beyazıt ve Timurla çarpışmış bir savaşçıdır. Yiğitlik, aşk ve tasavvufu kaynaştıran sanatçı, kendine özgü söyleyişi ile Anadolu şiirinin kurucularındandır. 600 sayfalık Divanı vardır. Bu Divan’da gazellerden başka 116 tuyuğ bulunur. Tuyuğ denen Türk nazım şeklini en fazla kullanan odur. Hiçbir gazelinde mahlas kullanmamıştır şair.”

KADI BURHANETTİN

3. “14. yüzyılın ilk yarısında Anadolu’da yetişen Türk şair ve mutasavvıflarının en büyüklerindendir. Hacı Bektaş-ı Veli, Ahi Evran, Şeyh Süleyman, Mevlana, Sultan Veled gibi büyük mutasavvıfların yapıtlarıyla yakından ilgilenmiştir. Dil ve edebiyat tarihimizde ayrı bir yeri vardır. En önemli yapıtı, “Garipname” adlı tasavvufi, dini, ahlaki mesnevisidir.”

ÂŞIK PAŞA

4. “12.yüzyılda yaşamış bir şairdir. Yaşamı hakkında bilgileri Ali Şir Nevai’nin anlattığı bir takım efsanelerden ibarettir. Türkistanlı olup anadan doğma kör bir şairdir. Dindar, bilgili bir insandır. En önemli eseri olan Atabetül-l Hakayık’ı yazmıştır. Bu eserinde dindar olmanın; erdemlerinden, iyiliklerinden, cömertliklerinden anlatmıştır. Ayrıcı eserin dörtlükler bölümünde bilginin toplum için önemini ve bilginin insana ve topluma neler kazandığını anlatmaktadır.”

EDİP AHMET YÜKNEKİ

5. “17.yüzyıl Tekke Halk Edebiyatı şairidir. Aruz ve hece ölçüsü ile yazdığı şiirlerini Divan-ı İlahiyat isimli eserinde toplamıştır. Tasavvuf konulu eserlerinin yanında tefsir kitapları da kaleme almıştır. Yunus Emre’ye hayranlık duyan şair, Yunus Emre tarzı tasavvuf şiirinin bu yüzyıldaki en önemli temsilcisidir.”

NİYAZİ-İ MISRÎ

6. “Âşık edebiyatının 19. yüzyıldaki önemli temsilcilerinden biridir. Saz şairleri içinde Divan şiirini en iyi bilenlerdendir. Ömrünün büyük bir bölümünü seyahatle geçirmiştir. Başta Fuzuli olmak üzere Baki ve Nedim’den etkilenmiş, hem Divan hem de Halk şiiri tarzında eserler vermiştir. Gazel, murabba, muhammes ve müseddeslerinde bu kültürünü açıkça belli eder. Hece ile yazdığı, tasavvuf üzerine şiirleri de vardır. Asıl sanatçı kişiliği koşma ve semailerde görülür.”

ERZURUMLU EMRAH

7. “Halk arasında yiğitlik ve mertliğin simgesi olarak ün kazanmıştır. Yiğitlik ve iyilikseverliğiyle halkın gönlünde destanlaşan ozanın kim olduğu kesin olarak bilinmemektedir. 16. yüzyılda yaşadığı sanılmaktadır. Onun şiirleri çoğunlukla yiğitçe söylenmiş koçaklamalardır. Aşk ve doğa güzelliklerini dile getiren şiirleri de vardır.”

KÖROĞLU

8. “Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubat döneminde, Anadolu’ya Horasan’dan gelen şair, Anadolu’da din dişi konularda şiirler söyleyen ilk Divan sanatçısı kabul edilmektedir. Ondan önce divan tarzında şiirler yazan başka şairler olmakla birlikte onlar şiirlerini Farsça yazmıştır. Bu nedenle bu şairlerin Türk Divan edebiyatının gelişmesinde pek rolü olmamıştır. Yaşadığı dönemde tasavvuf yaygın bir akım olmasına rağmen o, şiirlerinde tasavvufi konuları işlememiştir. Gazellinde aşk ve şarapla ilgili duygularını dile getirmiş, din dışı konuları işlemiştir.”

HOCA DEHHANİ

9. “Xlll. yüzyılın ilk yarısında Anadolu’da Tasavvuf şiirleri yazan bir şairdir. En ünlü eseri aruzla kaside biçiminde yazdığı Çarhname adlı Tasavvuf ve ahlak temalarını işleyen yüz beyitlik şiirdir.”

AHMET FAKİH

10. “14.yüzyıl şairidir.1250 yılında doğduğu tahmin edilmektedir. Gençliğinde edebiyat ve tasavvuf öğrenmiştir. Ahi Evranı Veli ile 50 yıl beraber yaşamıştır. Farsça ve Arapça öğrenmiş, ancak o eserlerini Türkçe yazmıştır. Türkçeyi bir sanat dili haline getirmeyi çok isteyen bir şairidir.“ Mantık’ut Tayr “ adlı tasavvufi eserin manzum tercümesinde Türkçeye incelik, ahenk kazandıracağını söylemektedir. Eserde tasavvufi konuları işlemiştir.”

GÜLŞEHRİ

11. “Eserlerini Azeri lehçesiyle yazmış olan şair, Divan eden lirik şairi olarak bilinir. Arapça, Farsça, Türkçe Divanı olan tek şairidir. Hz. Muhammed’in ölümünden duyduğu acıyı dile getirdiği “Su kasidesi” en önemli şiirlerindendir.”

FUZULİ

12. “Gördüklerini, işittiklerini anlatırken zaman zaman abartıya başvurur; böylece olaylara masalsı bir nitelik kazandırır. Bu özelliği, eserinin kolaylıkla ve zevkle okunmasını istemesinden kaynaklanır. Bir başka özelliği de bazı önemli olayları eserine alabilmek için, bu olayların geçtiği yerlere hayali geziler düzenleyip bunları yaşamış gibi anlatmasıdır. Zaten o, gezerken gördükleri ve duyduklarıyla yetinmemiş, okuduğu kaynaklardan da birtakım bilgiler derleyip aktarmıştır.”

EVLİYA ÇELEBİ

13. “17.yüzyıl Halk edebiyatı şairidir. Doğum ve ölüm tarihleri, hayatı hakkında esaslı bir bilgi yoktur. Kırımlı olduğu söylenmektedir. Âşık Ömer gibi Divan edebiyatından etkilenmiş, hecenin yanında aruzla da şiirler yazmıştır. Heceyle yazdığı şiirlerde daha başarılıdır. Medrese eğitimi gördüğü için koşma ve türkülerinde bile yer yer yabancı sözcükler, Divan mazmunları görülür.”

GEVHERİ

14. “XIV. yüzyılın en çok eser veren, klasik edebiyatın kurulmasında büyük rolü olan şairidir. Fazla sayıda ve hacimli eserler veren büyük bir şair olmamakla beraber, devrinin üstadı, Türkçeyi iyi kullanan bir sanatkârdır. Onun 8000 beyti aşan büyük bir divanı 8250 beyitlik İskender name’si,5000 beyit tutan Cemşid ü Hurşit’i eserlerinin en önemlileridir.

”AHMEDİ

15. “Divan edebiyatının büyük şairlerinden biridir. Daha hayatta iken yüceltilmiş, çağdaşı olan büyük şairleri bile gölgede bırakmıştır. Şairliğini gösteren tek eseri Divan’ıdır. Divanının ağırlık noktasını gazelleri oluşturur; 619 gazeli vardır. Gazellerinde aşk, tabiat, rintlik konularını işlemiştir. Şiirlerinde din ve tasavvufa yer vermemiştir. 0, şiir sanatının çok usta bir kuyumcusudur. Sözü, en mükemmel ve kusursuz biçimde söylemeye özen göstermiştir. Şiirlerinde söz ve anlam sanatlarına çok sık yer vermiştir. Nazım tekniği son derece sağlam ve güçlüdür.”

BAKİ

16. “19. yüzyıl Âşık edebiyatı şairlerindendir. Kayseri’de doğmuştur. Sultan Abdülmecit döneminde İstanbul’da yedi yıl kalmıştır. Âşık kahvelerinde, konaklarda, hatta sarayda şiirler söylemiştir. Tasavvufa ilgi duymuş, hicviyeleri yüzünden İstanbul’dan kaçmak zorunda kalmıştır. Âşık ve Divan tarzı şiirler yazmıştır. Yönetimin aksayan yanlarını sert bir dille taşlamalarıyla tanınmıştır.”

SEYRANİ

17. “Divan edebiyatında halk için ahlakçı ve hicivci şiir yazanların önde gelenidir. Gerçekleri ortaya koymuş, kimi dindar geçinen ikiyüzlülerin iç yüzlerini göstermiştir. Onun gazel ve kasidelerinde biraz sa****k, teklifsizlik dışında pek büyük bir kudret görülmez. Bine yakın şiirinden bazıları devrinin tarihi şahsiyetlerini anlatmaktadır; fakat yine Divanı’nda bulunan Terkib-i bend, Türk edebiyatındaki bu tür eserlerin en üstünü sayılmıştır. Ziya Paşa bile ona nazire yaptığı terkib-i bendinde onu geçtiğini değil, onunla beraber olduğunu söylemiştir.”

BAĞDATLI RUHİ

18. “Diyen edebiyatının en büyük lirik şairidir. Yaşamı sıkıntılar içinde geçmiştir. İlimsiz şiirin temelsiz duvar gibi olacağını düşünerek kendi dönemindeki bütün ilimleri öğrenmiştir. Şiirlerini Azeri Türkçesiyle yazmıştır. Kendi dönemine göre oldukça yalın bir dil kullanmıştır. Gazel şairi olarak tanınır. Istırap, aşk, tasavvuf, şiirlerinde en çok işlediği konulardır”

FUZULİ

19. “Divan şiirine yeni bir türü eklemiş. Dilini İstanbul Türkçesiyle oldukça sadeleştirmiş. Yaşadığı devrin sosyal çalkantılarını şiirine tüm canlılığıyla yansıtmış. Divan şiirindeki “Sevgiliyi” somutlaştırmıştır.”

NEDİM

20. “Orta yol tanımayan sert karakteri, üslubuna da yansımıştır. Devrinin zalim, dürüstlüğü su götürür tüm devlet adamlarını kıyasıya eleştirmiştir. Bu özellikleri yüzünden pek çok düşmanı olmuş ve onun odunlukta boğdurulmasına sebep olmuştur. Yergiyi bırakacağına dair söz verdiğini ifade eden şiirlerinde bile yergiden vazgeçmemiştir. Yergi türündeki şiirlerini topladığı eserinin adı “Siham-ı Kaza” dır.”

NEFİ

21. “XIV. yüzyılın Azeri Türkçesi’yle eserler veren şairlerinden biridir. Çağının en coşkun en lirik tasavvuf şairi odur. Hurufiliğin kurucusu olan bu mezhebin yayılışında önemli rol oynamıştır. Vahdet-i vücut inanışını ifadedeki cesur ve taşkın tutumu dolayısıyla 1 404’te Halep’te derisi yüzülmek suretiyle idam edilmiştir. 0, Divan şirinin adeta bir Yunus Emre si’dir. Bektaşiler onu yedi büyük Alevi şairden biri saymışlardır. Divanında küçük mesnevileri, gazelleri yanında Türk nazım şekli olan tuyuğları da vardır.”

SEYYİT NESİMİ

22. “Tarihçi Veysi ve Nergisi ile aynı dönemde yaşadı. Onlardan ayrılan yanı, anlatımındaki öğretici yaklaşım ve olaylar karşısındaki tarafsız tutumudur. Altı ciltlik yapıtıyla 1591 – 1656 yılları arasındaki olayları aktarır.”

NABİ

23. “Divan edebiyatı asıl olarak şiirde gelişim göstermesine rağmen nesir alanında da birçok ürün verilmiştir.15. yüzyılda nesir alanındaki önemli sanatçılardan olan “süslü nesrin temsilcilerimdendir. Sözcük oyunlarına, söz sanatlarına yer vermiş ağır bir dil kullanmıştır. “ Tazurruname “ adlı eseriyle bilinir.”

SİNAN PAŞA

24. “Tekke edebiyatının büyük şairlerindendir. Sivas civarında, Kanuni zamanında yaşamış, Bektaşi tarikatına mensup bir şairdir. Aşkı, doğayı, halkın gerçek yaşamını duru bir halk diliyle anlatan şiirler yazmışlardır. Divan edebiyatından hemen hemen hiç etkilenmemiş, tüm şiirlerini hece ölçüsüyle yazmıştır.”

PİR SULTAN ABDAL

25. “Bursa’da, 1351 yılında doğduğu tahmin edilen şair, İslami Türk edebiyatının ileri gelen mesnevi şairlerindendir. Hayatı hakkında kesin bilgiler bulunmamakla birlikte Yıldırım Bayezid’e bir müddet Divan-ı Hümayun imamlığı yapmış olduğu söylenir. En ünlü yapıtı, Hz. Muhammed için yazdığı Vesiletü’n Necat” -halk arasında “Mevlit” diye bilinir- adlı mesnevisidir. Bu yapıt, dil bakımından 15. yüzyıl Anadolu Türkçesinin sade şekliyle yazılmış olup yapıtta, istiare ve cinasa özellikle yer verilmiştir.”

SÜLEYMAN ÇELEBİ

26. “Zengin bir hayal gücü vardır. İlahi aşkı işlediği gazellerinde samimi ve coşkun bir lirizm göze çarpar. Onun şiirlerinde Sebk-i Hindi üslubunun bütün özellikleri yer alır. Dili ve anlatımı akıcıdır; ancak Arapça, Farsça sözcük ve tamlamalar şiirlerinde oldukça fazladır. Gazel şairi olarak tanınır; büyük şair olarak tanınmasında sembolik bir eser olan mesnevisi de etkili olmuştur.”

ŞEYH GALİP

27. “Kalktı göç eyledi Avşar elleri

Ağır ağır giden eller bizimdir

Arap atlar yakın eder ırağı

Yüce dağdan aşan yollar bizimdir.

Dörtlükten anlaşılacağı üzere, ozan, Avşar Türkmenlerindendir. Çukurova yöresinde yaşarken, bir ara Sivas’a yerleştirilmiş, yaşlılık yıllarında Çukurova’ya dönmüş, Toroslarda eski yaylalarında ölmüş olduğu anlatılır. Şiirlerinde Karacaoğlan’ın lirik söyleyişi kadar Köroğlu’nun meydan okuyan üslubu da yer alır. Nitekim yukarıda bir dörtlüğü görülen şiir: Nice koç yiğitler yere serilir! **en ölür, katan sağlar bizimdir” dizeleriyle biter.”

DADALOĞLU

28. “Tekke Edebiyatının en önemli temsilcilerindendir. Şiirlerini çoğunlukla hece ölçüsü ve dörtlüklerle oluşturan şairin, gazel ve mesnevi nazım şekliyle oluşturduğu şiirleri de vardır. Halk dilinin söyleyiş özelliklerini yansıtan şiirlerinde yalın, içten, lirik bir üslup hâkimdir. Divan’ı ve Risaletü’n Nushiyye adlı öğretici bir mesnevisi vardır.”

YUNUS EMRE

29. “l8.yüzyıl sonu ile 19. yüzyıl başlarında yaşamış bu saz şairi, çevresindeki hoşgörüsüz kimselerin “ Saz, şeytan işidir; çalmak ve dinlemek günahtır.” demesi üzerine:

“Telli sazdır bunun adı /Ne ayet dinler ne kadı

Bunu çatan anlar kendi /Şeytan bunun neresinde...

Diye taşlamıştır onları.”

DERTLİ

30. “Yunus Emre’nin etkisinde, kuvvetli tasavvuf kültürüyle yüklü, hem hece, hem aruz ölçüsünü kullanarak şiirler yazmıştır. Nükteli, iğneli bir dili vardır. Şiirlerinde hicivli, mizahlı yer yer tekerlemeli bir örgü içerisinde ham sofularla, insanlık kusurlarıyla alay eder. “Budalaname” adlı eserinde halk nesrinin başarılı örneklerini vermiştir.”