Üye olmak zorunda değilsiniz,Linkler Açıldıl

Etiketlenen üyelerin listesi

1. Sayfa - Toplam 13 Sayfa var 1234567811 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 130
Londra Konferansı, 1912 ve 1921 Balkan Savaşı sırasında1912 Aralık ayının ortalarında aynı anda başlayan iki ayrı uluslararası konferans. Bunlardan birinde Osmanlı ve Balkan ülkelerinin temsilcileri karşı karşıya geliyordu. Diğeri ise, Avrupalı altı büyük devlet temsilcisinden oluşmaktaydı. Osmanlının ve diğer tarafın koruyucuları vardı. Avusturya-Macaristan ve Almanya İstanbul hükümetini, Rusya ve Üçlü
  1. #1
    Şuan
    Çevrimdışı
    4tackstyL3 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Demirbaş Üye
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Nereden
    Gölgenden Bile Şüphe Et !
    Yaş
    22
    Mesajlar
    8.432
    Bahsedilmiş
    0
    Takip edilen
    0

    Wink Konu Konu Ayrılmış UluslarArası İlişkiler Ders Notları Geniş Detaylı Anlaşılabilir(2)

    Londra Konferansı, 1912 ve 1921
    Balkan Savaşı sırasında1912 Aralık ayının ortalarında aynı anda başlayan iki ayrı uluslararası konferans. Bunlardan birinde Osmanlı ve Balkan ülkelerinin temsilcileri karşı karşıya geliyordu. Diğeri ise, Avrupalı altı büyük devlet temsilcisinden oluşmaktaydı. Osmanlının ve diğer tarafın koruyucuları vardı. Avusturya-Macaristan ve Almanya İstanbul hükümetini, Rusya ve Üçlü İtilaf devletleri de Balkan ülkelerini destekliyordu. Konferansta, Osmanlı İmparatorluğunun egemenliği ve altı büyük devletin denetimi altında özerk bir Arnavutluk kurulması kararlaştırılmıştır. Diğer yandan Osmanlı İmparatorluğundan Avrupa'daki sınırını Midye-Tekirdağ çizgisine çekmesi, Edirne'nin teslim edilmesi, Ege denizindeki tüm haklarından vazgeçmesi isteniyordu. Bu istemler İstanbul hükümetince kabul edildiği sırada 23 Ocak 1913 günü Jön Türkler darbe ile iktidara geçmişler ve konferans sonuçları uygulanamamıştır.
    I. İnönü Savaşı'nda elde edilen başarı sonucu Batılı devletler bir konferans düzenlemeye karar verdiler. Londra Konferansı 21 Şubat'tan 12 Mart 1921'e kadar devam etmiştir. Londra görüşmelerinde Bekir Sami Bey, Ankara ve İstanbul temsilcileri arasında varılan bir anlaşma sonucunda, her iki heyet adına hareket etmiştir. Türk temsilcilerinin Londra temaslarını iki kısma ayırmak gerekir. Birincisi, Türk temsilcilerinin Müttefik devletlerle yaptıkları genel görüşmeler; ikincisi de Ankara heyeti başkanı, Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey ile İngiliz, Fransız, İtalyan temsilcileri arasındaki görüşmelerde hazırlanan andlaşma tasarılarıdır. Ankara hükümeti Bekir Sami Bey'in yaptığı anlaşmaları kabul etmedi. Bir anlaşma gerçekleşmemiştir. Ama bunu önemi Ankara hükümetinin Avrupa devletleri tarafından gizli bir şekilde de olsa tanınması ve İtilaf devletleri arasındaki görüş ayrılıklarını ortaya çıkarmasıdır.


     

    Bu konu veya mesaj www.forumfokurtu.com sitesine aittir.


    ~





    Benden Özür Dileme Kılıcım !
    Seni Başkalarına Saplayan Bendim !




    Evine Haciz GeLmiş FakirLer Gibi; Çok Koydu Giderken GötürdükLerin. Hiç DeğiLse GüLüşümü Bıraksaydın, Ana Yadigarıydı.. !


  2. #2
    Şuan
    Çevrimdışı
    4tackstyL3 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Demirbaş Üye
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Nereden
    Gölgenden Bile Şüphe Et !
    Yaş
    22
    Mesajlar
    8.432
    Bahsedilmiş
    0
    Takip edilen
    0

    Standart

    Louis, 14.
    17. yüzyılda (1638-175) Fransa'da hüküm süren kral. 1943'te beş yaşındayken Fransız tahtına çıktı. Bunda önce yönetimde, kral Naibi Kardinal Nazarin vardı. 14. Louis 1661'de 23 yaşında iken ülkenin yönetimini ele aldı ve 1715'te ölene kadar tam 72 yıl iktidarda kaldı. Çağdaş tarihin iktidarda en uzun süreyle iktidarda kalan monarkıdır. Kendi döneminde, yönetimde mutlakiyet hakimdi. 16. yüzyılda yaşanan din savaşları ve Westphalia Barışı sırasında 1648 ayaklanmaları, Almanya'yı küçük devletlere bölmüş, Fransa'ya da dünya üstünlüğünü ele geçirmesini sağlamıştır. 14. Louis, sınıflara bölünmüş bir Fransa'nın bütünleştirilmesinde tek gücün ulusal monarşinin olduğuna inanmıştır. Merkeziyetçi otoritesini kurduktan sonra, orduya çekidüzen verdi. Çünkü askerler önceden istedikleri ülkeye hizmet ediyorlardı. Bunlara sürekli oturacak barakalar kurdu, emir komuta zinciri kurdu ve tek bir üniforma giydirdi. 14. Louis bunları içerde yaparken, dış politikada da çeşitli stratejiler uyguladı. Bu stratejinin temelinde genişleme yatıyordu. Doğuya ve Ren bölgesine doğru genişlemek ve İspanya Hollandasını (Belçika) kendi ülkesine ilhak etmek istedi. Bir de İspanya kralı II. Charles'in kızkardeşi ile evlenmişti). Bu konudaki amacı, Avrupa'nın öteki devletlerinin bağımsızlıklarına son verecek olan, "evrensel monarşi" kurmaktı.
    Arkasında büyük bir miras bırakacak olan İspanya Kralı II. Charles'in ölmesi ile 1700 yılında Avrupa savaş ile karşı karşıya gelmişti. Miras üzerinde en büyük hak sahibi, II. Charles'in iki kızkardeşi ile evli bulunan Habsburg İmparatoru ve Fransa Kralı'ydı. II. Charles ölmeden önce mirasın kime kalacağı konusunda vasiyet bırakmıştı. Vasiyete göre İspanya toprakları parçalanmadan bir bütün olarak 14. Louis'in torununa kalacak ama taht hiç bir zaman birleştirilmeyecekti. 14. Louis kabul etmezse, Habsburg İmparator'unun oğluna verilecek. 14. Louis bu mirası kabul etti ve savaş başladı. Savaş sonunda Utrecht Barış Antlaşması imzalanacak ve İspanya tahtına 14. Louis'in torunu II. Philippe geçecektir.

     

    Bu konu veya mesaj www.forumfokurtu.com sitesine aittir.


    ~





    Benden Özür Dileme Kılıcım !
    Seni Başkalarına Saplayan Bendim !




    Evine Haciz GeLmiş FakirLer Gibi; Çok Koydu Giderken GötürdükLerin. Hiç DeğiLse GüLüşümü Bıraksaydın, Ana Yadigarıydı.. !


  3. #3
    Şuan
    Çevrimdışı
    4tackstyL3 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Demirbaş Üye
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Nereden
    Gölgenden Bile Şüphe Et !
    Yaş
    22
    Mesajlar
    8.432
    Bahsedilmiş
    0
    Takip edilen
    0

    Standart

    Lozan Antlaşması, 1923
    Kurtuluş savaşımızın sonunda, yeni Türk devleti ve diğer imzacı ülkeler arasında yapılan barış antlaşması ile Türkiye tam bağımsızlığını bütün dünyaya kabul ettirmiş oldu. Bugünkü sınırlarımız ile dış ilişkilerimizin bir kısmı da Lozan Barış Antlaşmasına göre saptanmış ve yürütülmektedir.
    20 Kasım 1922'de başlayan ve çok çetin geçen görüşmeler, aradaki bir kesilme döneminden sonra, 24 Temmuz 1923'de sonuçlanarak bu tarihte Antlaşma imzalanmıştır. Daha sonra da TBMM'de 23 Ağustos 1923 günü 340, 341, 342 ve 343 sayılı kanunlarla kabul olunmuş ve böylece hazır bulunan 227 üyeden 213'ünün olumlu oyu ile tasdik olunmuştur. Aynı gün, İstanbul ve Boğazlar bölgesindeki müttefik kuvvetleri ve donanmasının çekilmesi istenmiş ve 6 hafta içinde gitmişlerdir.
    Lozan Konferansında Türkiye'yi baş delege olarak, o sırada Dışişleri Bakanı bulunan İsmet İnönü temsil etmiştir.
    Lozan Barışıyla özet olarak şu sonuçlara ulaşılmıştır:
    Henüz tespit edilmemiş güney sınırları hariç Türkiye'nin yeni sınırları Milli Misak ile kabul edilen sınırlardı. Türkiye Müttefiklere hiç bir tazminat ödemeyecekti. Kapitülasyonlar kaldırılmıştı. Türkiye'de bulunan yabancılar ve yabancı kurum ve okullar Türk kanunlarına tabi olacaklardı. Yunanistan ile ahali mübadelesinden sonra, Türkiye, halkının büyük çoğunluğunu Türklerin teşkil ettiği mütecanis bir devlet haline gelmişti. Boğazlarda, tam kontrol hakkını kulanmamakla beraber egemenliği ve bağımsızlığı üzerine konulan tehditlerin bir çoğunu kaldırmaya muvaffak olmuştu.
    Lozan'da imzalanmış olan belgelerin dökümü ise şöyledir:
    1. Türkiye ile İngiltere, Fransa, Japonya, Yunanistan, Romanya, Yugoslavya arasında (Barış Andlaşması).
    2. Türkiye ile İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Bulgaristan, Yunanistan, Romanya, Rusya, Yugoslavya arasında (Boğazların Usulüne Dair Sözleşme),
    3. Türkiye, İngiltere, Fransa, İtalya, Bulgaristan, Yunanistan, Romanya, Yugoslavya arasında (Trakya Sınırlarına Dair Sözleme),
    4. Türkiye ile İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Yugoslavya arasında (Ticaret Sözleşmesi),
    5. Türkiye ile İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Romanya, Yunanistan arasında (Genel Af ile İlgili Beyanname ve Protokol).
    6. Yunanistan'daki Müslümanların malları hakkında (Yunan Beyannamesi).
    7. Sağlık Sorunlarına Ait Türk Beyannamesi
    8. Adalet işlerinin İdaresine ait Türk Beyannamesi
    9. Türkiye, İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan, Romanya, Yugoslavya arasında Osmanlı İmparatorluğunca verilmiş olan bazı imtiyazlara dair Protokol ve (Türk Beyannamesi),
    10. Türkiye, İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya arasında Lozan'da imza edilen belgelerin bazı hükümetlerine Belçika ve Portekiz'in katılmasına dair Protokol ve (Belçika Beyannamesi) ile (Portekiz Beyannamesi).
    11. Türkiye, İngiltere, Fransa, İtalya arasında İngiltere, Fransa, İtalya tarafından işgal edilen Türk arazisinin boşaltılmasına dair Protokol ve (Türk Beyannamesi).
    12. Türkiye, İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya,Yunanistan arasında Karaağaç arazisiyle Bozcaada ve İmroz adalarına dair Protokol.
    13. İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan arasında Yunanistan'daki azınlıkların korunması hakkında başlıca müttefik devletler ile Yunanistan arasında 10.08.1920 gününde yapılmış andlaşması ile Trakya'ya ait olarak aynı devletler arasında aynı günde yapılan andlaşmaya dair Protokol.
    14. Türkiye, İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan arasında, Yugoslavya tarafından Barış Antlaşmasının imzasına dair Protokol.
    15. Türkiye, İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Belçika, Portekiz arasında Lozan Konferansının bitimine ait Belge.
    Barış Andlaşmasının kapsamı içinde olarak Türkiye ile Yunanistan arasındaki Rum ve Türk ahalinin karşılıklı değiştirilmesine dair Andlaşma 30.1.1923'de imzalanmıştır.
    Atatürk, Nutkunda, Mondros Mütarekesinden sonra Müttefik devletlerce Türkiye'ye dört defa barış teklii yapıldığını, ilk üçünü Türk milletini tatmin etmekten çok uzak olduklarını, dördüncü ve son teklifin Lozan Antlaşması ile sonuçlanan görüşmeleri başlattığını belirterek ayrıntılarını vermiş ve Lozanı bir zafer olarak nitelemiştir.

     

    Bu konu veya mesaj www.forumfokurtu.com sitesine aittir.


    ~





    Benden Özür Dileme Kılıcım !
    Seni Başkalarına Saplayan Bendim !




    Evine Haciz GeLmiş FakirLer Gibi; Çok Koydu Giderken GötürdükLerin. Hiç DeğiLse GüLüşümü Bıraksaydın, Ana Yadigarıydı.. !


  4. #4
    Şuan
    Çevrimdışı
    4tackstyL3 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Demirbaş Üye
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Nereden
    Gölgenden Bile Şüphe Et !
    Yaş
    22
    Mesajlar
    8.432
    Bahsedilmiş
    0
    Takip edilen
    0

    Standart

    Lusaka Konferansı, 1970
    Bağlantısızların Zambia'nın başkenti Lusaka'da yaptıkları üçüncü bağlantısızlar toplantısı. "Barış, Bağımsızlık, İşbirliği ve Uluslararası İlişkilerin Demokratikleştirilmesi Üzerine Lusaka Deklarasyonu" ile bağlantısız bir dış politika izleme özlemi kararlı bir biçimde bir daha ilan edilmiştir.

     

    Bu konu veya mesaj www.forumfokurtu.com sitesine aittir.


    ~





    Benden Özür Dileme Kılıcım !
    Seni Başkalarına Saplayan Bendim !




    Evine Haciz GeLmiş FakirLer Gibi; Çok Koydu Giderken GötürdükLerin. Hiç DeğiLse GüLüşümü Bıraksaydın, Ana Yadigarıydı.. !


  5. #5
    Şuan
    Çevrimdışı
    4tackstyL3 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Demirbaş Üye
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Nereden
    Gölgenden Bile Şüphe Et !
    Yaş
    22
    Mesajlar
    8.432
    Bahsedilmiş
    0
    Takip edilen
    0

    Standart

    Lübnan Sorunu
    Ortadoğu sorununun önemli bir parçası durumundaki olaylar. Lübnan, 1970'lerin ortalarında taraflarını Hıristiyan sağcılar, Müslüman solcular, Suriye birlikleri, İsrail ve BM Barış Gücü'nün oluşturduğu bir iç savaş içine girdi. Bu çatışmanın nedenleri, Lübnan'ın iç yapısında ve bölgenin özelliklerinde aranmalıdır.
    Bir kere Lübnan çeşitli dinsel ve etnik bölüntülere ayrılmış olup bir ulus-devlet görünümünde değildir. Ülkede hiçbir mezhep çoğunluğa sahip olamamıştır. Bunlar arasında Müslüman Sünniler, Şiiler, Düriziler, Hristiyan Maruniler, Yunan Ortodokslar, Katolikler ve Yahudiler en önemlilerini oluşturmaktadır. Bu etnik ve dini mozayiğe bir de 1970'te Ürdün'deki iç savaşı kaybederek bir anlamda bölgeden sürülen Filistinliler eklenmiştir. Burada bir yandan Hıristyan, Batı kültürü ile öte yandan İslam ve Doğu kültürü aynı potada erimemektedir. Lübnan toplumunun ailelere bölünmüş yapısı ülkenin siyasal yaşantısına kişisellik özelliği katmıştır. Siyasal iktidarın bozulduğu dönemde iktidarı ele geçirme çabaları büyük çatışmalara yol açmaktadır.
    Lübnan 1943 yılında tam bağımsız olduğundan bu yana siyasal istikrarını geleneksel olarak bir Hristiyan başkan ve müslüman bir başbakan seçerek sürdürüyordu. Hristiyanlar mecliste ve hükümette çoğunluğu ellerinde bulunduruyorlardı.
    Filistinlilerin de Lübnan'a gelmesi dengeyi iyice bozdu. 1975 yılında sağcı ve Hristiyanlar, solcu Müslümanlar ve Filistin gerillaları arasında bir savaş çıktı. Bir yıl sonra da Suriye, ABD ve İsrail'in onayı ile çatışmaları durdurmak için müdahale etti. 1978 yılında İsrail Güney Lübnan sınırından içeri girdiyse de BM Barış gücü gelince geri çekildi. Bu tarihten itibaren Lübnan'a saldırı için fırsat kollayan İsrail bir harekatı başlatarak Lübnan'ın güneyini işgal etti. Sonuçta Arafat ve Filistinliler bölgeden çekilirken, Lübnan'da yeni bir mücadele dönemi başlıyordu. 1980'li yıllar Lübnan'a özlediği barışı getiremedi ve 1975'te başlayan iç savaş hızını artırarak sürdürdü. Özellikle İsrail'in bölgede çekilişi sırasında ülkede, Devlet Başkanı Emin Cemayel dışında üç güç odağı ortaya çıktı. Hristiyanlar, Düriziler ve Şii Emel Örgütü. Saldırılara hedef olan Uluslararası Barış Gücü 1984 yılında ülkeden çekildiyse de İsrail askeri varlığını sürdürdü. 1986'dan sonra Suriye birlikleri, Şii Emel milisleri ve Filistinliler arasında yeni çatışmalar çıktı. 1989 yılında ise iç savaşın yeniden alevlenmesi, yeni seçilmiş başkan Rene Moawad'ın bir suikast ile öldürülmesi ve Batılı rehineler bunalımı sürmekteydi. Ordu komutanı Michel Aoun Hristiyanlar'ın lideri olarak ortaya çıktı. Auon, Suriye'nin Lübnan'dan elini eteğini tümüyle çekmedikçe herhangi bir anlaşmaya varamayacağını açıkladı. Aynı yıl içinde Arap Birliği Örgütü'nün çeşitli arabuluculuk komitelerinin çabaları sonuç getirmedi. Nihayet, 22 Mayıs 1991 tarihinde Suriye ile Lübnan arasında imzalanan bir antlaşma ile Suriye 1943 yılında bağımsızlığını kazanmasından sonra ilk defa Lübnan'ı ayrı ve bağımsız bir devlet olarak tanıdı. Bu tarihten sonra Lübnan merkezi hükümetinin en önemli sorunları, etnik dengelerin bozulup yeni çatışmalara yol açmasını engellemek, ülke topraklarının her tarafında denetimi sağlamak ve İsrail'in zaman zaman saldırıda bulunduğu gerilla kamplarının ne yapılacağı konusunda açıklık kazandırmaktır.

     

    Bu konu veya mesaj www.forumfokurtu.com sitesine aittir.


    ~





    Benden Özür Dileme Kılıcım !
    Seni Başkalarına Saplayan Bendim !




    Evine Haciz GeLmiş FakirLer Gibi; Çok Koydu Giderken GötürdükLerin. Hiç DeğiLse GüLüşümü Bıraksaydın, Ana Yadigarıydı.. !


  6. #6
    Şuan
    Çevrimdışı
    4tackstyL3 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Demirbaş Üye
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Nereden
    Gölgenden Bile Şüphe Et !
    Yaş
    22
    Mesajlar
    8.432
    Bahsedilmiş
    0
    Takip edilen
    0

    Standart

    Maastricht Zirvesi (Maastricht Summit), Aralık 1991
    Avrupa Topluluğu üyesi oniki ülkenin Hollanda'daki Maastricht kentinde Aralık 1991'de, 1992'de yürürlüğe girmek üzere ortak bir Avrupa pazarına geçiş prosedürünü modernize etmek amacıyla düzenledikleri toplantı. Zirvede kararlaştırılan ana konu, geri dönülmez olarak değerlendirilen birliğin siyasal, ekonomik ve parasal yönü idi. Avrupa Topluluğu, dünyanın en geniş piyasası olarak, malların ve insanların serbest dolaşımı ile global güçlerden birisi olabilecektir.

     

    Bu konu veya mesaj www.forumfokurtu.com sitesine aittir.


    ~





    Benden Özür Dileme Kılıcım !
    Seni Başkalarına Saplayan Bendim !




    Evine Haciz GeLmiş FakirLer Gibi; Çok Koydu Giderken GötürdükLerin. Hiç DeğiLse GüLüşümü Bıraksaydın, Ana Yadigarıydı.. !


  7. #7
    Şuan
    Çevrimdışı
    4tackstyL3 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Demirbaş Üye
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Nereden
    Gölgenden Bile Şüphe Et !
    Yaş
    22
    Mesajlar
    8.432
    Bahsedilmiş
    0
    Takip edilen
    0

    Standart

    Macar Ayaklanması, 1956
    Macaristan'daki Sovyetler Birliği karşıtı ayaklanma. Stalin'in ölümünün ardından SSCB'de sözkonusu olan değişiklikler Macaristan'a da yansımıştı. Macaristan'daki Rakosi yönetimi, öteki Doğu Avrupa ülkelerine göre enyeni, kapalı ve halktan kopuk olanıydı. Böyle bir yöneticiye Sovyet önderliğinin geri görüşleri anlatılmalıydı. Rakosi istenen değişiklikleri yapmayınca Sovyet yöneticileri Rakosi'nin tek adam yönetimine son vererek, 1953'te iktidara Liberal görüşlü İmre Nagy'nin gelmesini sağladılar. Nagy'nin başbakanlığı sırasında yöneldiği liberal uygulamalar Sovyetler'i endişelendirdi. Bunun üzerine 1955 Nisan'ında sağcı sapma ve hizipçilik ile suçlanarak, Moskova'nın da oluru ile görevinden uzaklaştırıldı. Rakosi bazı serbestlikler tanıdıysa da başarılı olamadı. Ayrıca bu sırada Polonya'daki Poznan ayaklanmasının olması da onu tedirgin etti. Bu durum karşısında Macar Komünist Partisi 24 Ekim'de İmre Nagy'i yeniden başbakanlığa getirdiyse de durumu denetim altına alamadı. Sovyetler Birliği aleyhinde gösteriler ve grevler daha da arttı. Tam bu sırada Komünist Partisi Genel Sekreterliğine getirilen Sanos Kadar'ın yaptığı çağrılar da olayın hızını kesmedi. Bu arada daha önceden önemli yerleri tutmuş olan Sovyet tanklarının olaylara müdahalede bulunması Macar halkına birleştirdi ve Sovyetler'e karşı mücadeleyi güçlendirdi. Bu durumda başbakan İmre Nagy ile Sovyetler Birliği'nin arası iyice açıldı. 4 Kasım sabahından itibaren Sovyet tankları Budapeşte'yi tamamen işgal ederken Kadar'da başbakanlığa getirildi. Böylece ayaklanma bastırılmış oldu. Kadar 1960'lara kadar koyu bir baskı politikası uygulamışsa da bu tarihten sonra kısmi liberalleşme hareketlerine girişmiştir.

     

    Bu konu veya mesaj www.forumfokurtu.com sitesine aittir.


    ~





    Benden Özür Dileme Kılıcım !
    Seni Başkalarına Saplayan Bendim !




    Evine Haciz GeLmiş FakirLer Gibi; Çok Koydu Giderken GötürdükLerin. Hiç DeğiLse GüLüşümü Bıraksaydın, Ana Yadigarıydı.. !


  8. #8
    Şuan
    Çevrimdışı
    4tackstyL3 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Demirbaş Üye
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Nereden
    Gölgenden Bile Şüphe Et !
    Yaş
    22
    Mesajlar
    8.432
    Bahsedilmiş
    0
    Takip edilen
    0

    Standart

    Mac Arthur Planı
    İkinci Dünya Savaşı'nın Pasifikteki başarılı komutanlarından ve savaş sonrasında Japonya'da A.B.D. yönetiminin başı olan General Mac Arthur, Kore Savaşı sırasında Birleşmiş Milletler Kuvvetleri Başkomutanlığında bulunduğu sırada, Çinlilerin de Kuzey Koreliler yanında aktif şekilde savaşa katılması üzerine en uygun çare olarak, Kore'ye Bitişik Çin topraklarına atom bombaları atılmasını planlayıp A.B.D. hükümetine önermiş ve görevinden alınmıştır. Buna rağmen, Generalin Amerika'ya dönüşü büyük bir olay oldu ve halk kendisini tam bir kahrman gibi karşıladı.

     

    Bu konu veya mesaj www.forumfokurtu.com sitesine aittir.


    ~





    Benden Özür Dileme Kılıcım !
    Seni Başkalarına Saplayan Bendim !




    Evine Haciz GeLmiş FakirLer Gibi; Çok Koydu Giderken GötürdükLerin. Hiç DeğiLse GüLüşümü Bıraksaydın, Ana Yadigarıydı.. !


  9. #9
    Şuan
    Çevrimdışı
    4tackstyL3 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Demirbaş Üye
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Nereden
    Gölgenden Bile Şüphe Et !
    Yaş
    22
    Mesajlar
    8.432
    Bahsedilmiş
    0
    Takip edilen
    0

    Standart

    Magna Carta, 1215
    Kral "Yurtsuz" John ile baronlar arasında Runnymede çayırında imzalanmış olan belge. Kıran kırana bir savaşın sonucunda, kralın baronlara yenilmesiyle kabul edilmiş olan bu "Büyük Özgürlük Fermanı"nın olağanüstü önemli, çağcıl demokrasi tarihinde kralın yetkilerini sınırlayan ilk temel belge olmasıdır.
    Magna Carta'yı oluşturan 63 madde İngiliz feodal toplumunun çeşitli sınıf, katman ve kurumlarının geleneksel olarak sahip oldukları hak ve özgürlükleri güvenceye bağlamaktadır. Bu sınıflar içinde en önemlisi baronlardır. Bunun yanısıra özgür köylüler var. Ayrıca fermanda, geleneksel uyruk hakları de resmen anımsatılıp açıkça tanınmaktadır. Kilise'nin tam özerk olmasını sağlayan temel ayrıcalıklar burada yinelenmiştir.
    Magna Carta anımsattığı bu temel hak ve özgürlükleri güvenceye de bağlamıştır. Bu haklar, 1)Adalet satılmaz, reddedilemez, geciktirilemez, 2)Suçsuza ceza verilemez, 3)Ceza suçla orantılı olmalı, 4)Zoralım yasak, 5)Kendilerinin izni olmadan uyrukların araçları kullanılamaz, 6)Ülkeye giriş ve çıkış serbesttir, 7)Tam bir ticaret serbestisi vardır.

     

    Bu konu veya mesaj www.forumfokurtu.com sitesine aittir.


    ~





    Benden Özür Dileme Kılıcım !
    Seni Başkalarına Saplayan Bendim !




    Evine Haciz GeLmiş FakirLer Gibi; Çok Koydu Giderken GötürdükLerin. Hiç DeğiLse GüLüşümü Bıraksaydın, Ana Yadigarıydı.. !


  10. #10
    Şuan
    Çevrimdışı
    4tackstyL3 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Demirbaş Üye
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Nereden
    Gölgenden Bile Şüphe Et !
    Yaş
    22
    Mesajlar
    8.432
    Bahsedilmiş
    0
    Takip edilen
    0

    Standart

    Makedonya Sorunu
    19. ve 20. yy'da Makedonya bölgesini ele geçirmek isteyen Balkan devletleri arasında başgösteren anlaşmazlık. Bulgaristan'ın bölgeyi alma girişimi, 1878'de İngiltere ve öteki büyük güçler tarafından engellendi. Daha sonra bölge üzerinde hak iddia eden Sırbistan, Yunanistan ve Bulgaristan, I. Balkan Savaşı sonunda Osmanlıların bölgedeki egemenliğine son vererek 1913'te Makedonya'yı 3'e ayırdılar. I. Dünya Savaşı'nda Bulgaristan, bölgenin Sırbistan'a ait bölümünü kendi topraklarına kattıysa da 1919'da kendi topraklarının da bir bölümünü kaybederek bölgeden çekilmek zorunda kaldı. II. Dünya Savaşı'ndan sonra Makedonya'nın Sırbistan'a ait bölümü, Yugoslavya'yı oluşturan altı Cumhuriyet'ten biri oldu.

     

    Bu konu veya mesaj www.forumfokurtu.com sitesine aittir.


    ~





    Benden Özür Dileme Kılıcım !
    Seni Başkalarına Saplayan Bendim !




    Evine Haciz GeLmiş FakirLer Gibi; Çok Koydu Giderken GötürdükLerin. Hiç DeğiLse GüLüşümü Bıraksaydın, Ana Yadigarıydı.. !


Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
ForumFokurtu.CoM

Url List Google Sitemap

Sitemiz; hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. 5651 sayılı yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple sitemiz, "uyar ve kaldır" prensibini benimsemiştir. Yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri abuse[at]forumfokurtu[dot]com mail adresinden yada İletişim bölümünden bizlere ulaşabilirler.